Berkin Elvan’ın ‘zaman durmadan’ önceki hikayesi

Pazartesi, 30 Aralık 2013 09:25

Kolay değildir bir ismi hafızalara kazımak. Ve bundan daha da zordur o isimleri hafızalardan silmek, unutmak. Türkiye’de insanların hafızalarından silemediği isimlerden bir tanesi de hiç şüphesiz ki Berkin Elvan. Gezi Parkı eylemlerinin yapıldığı dönemde, evinden ekmek almak için dışarı çıktığında, başına isabet eden gaz kapsülü ile hayatı alt üst olan Berkin’i unutmak pek mümkün olmasa gerek. Hele ki o günden bugüne 194 gün geçmiş olmasına rağmen Berkin hala yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyorsa..!

Berkin’in ismi özellikle sosyal medyada bir sembol haline geldi. Yaşanan korkunç olay ezbere bilinse de Berkin’in hayat hikayesi o gaz kapsülünün ardında kaldı. Herkesin adını haykırdığı Berkin’in kim olduğunu, nasıl bir çocuk olduğunu bizlere ailesi anlattı.
Dünyaya gözlerini 5 Ocak 1999′da açan Berkin üç kardeşin en küçüğü, iki ablası var. Evin tek erkek çocuğu olunca, hele bir de en küçüğü olunca ne kadar haylaz bir çocuk olabileceğini tahmin edebiliyorsunuzdur. Anlarsınız ya; hani zeki ama yaramaz çocuklar vardır; işte tam öyle bir öğrenciymiş Berkin. Bir gün doktor bir başka gün öğretmen olan ama ondan da önemlisi hayal kurmaktan hiç bir zaman vazgeçmeyen bir çocukmuş kendisi.

Berkin, her ne kadar ‘afacan’ izlenimi oluştursa da annesinin söylediğine göre; büyüklerine saygılı hele de ablalarına çok bağlı. Mahallede iyi bilinen Berkin dayanışmayı ve paylaşmayı bilen bir çocuk olarak tarif ediliyor. Yaşıtlarından aykırı bir şekilde Grup Yorum dinlemeyi tercih ediyor.

Berkin’in ailesi 30 yılı aşkın bir süredir İstanbul’da yaşıyor. Babası Sami Elvan bir tekstil sektöründe üretim bölümünde çalışıyor. Anne Gülsüm Elvan ise malum olayın ardından çalışmayı bırakıyor. Üç çocuk sahibi aile geçimini kıt kanaat sağlıyor. Aile ekonomik sıkıntılardan daha çok ‘ötekileştirilmekten’ dert yanıyor. Nedeni ise memleketlerde saklı: Sami Bey Tokat Kızıldereli, anne Gülsüm Hanım ise Dersimli…

Yine klasik bir öğrenci gibi okulun sonuna doğru Berkin’i karne telaşı ve mezuniyet heyecanı sarıyor. Tören için özel elbise aldırıyor ailesine. Hem en küçük çocuk olmanın şirinliğini yapıp hem de seneye daha çok çalışacağının sözünü vererek. Ama yarım kalıyor… Tüm o heyecanları, sözleri, umutları, hayalleri askıya alan deyim yerindeyse zamanı durduran acı olay gerçekleşiyor.

Tarih 16 Haziran 2013… Bir pazar sabahı ailesi ile kahvaltı yapmaya hazırlanan Berkin, evin en küçük çocuğu olarak kutsal vazifelerinden biri ifa etmek üzere; ekmek almak için fırının yolunu tutuyor. İki haftadan uzun bir süredir devam eden Gezi Parkı eylemleri, Berkin’in yaşadığı mahallede de yapılıyor. Ara sokaktan caddeye çıkarken mahallenin gençlerine denk geliyor. Uyarıyorlar Berkin’i: Caddeye çıkma polisler gelişigüzel biber gazı ve plastik mermi atıyorlar! Bir arkadaşı da “gitme” diyor ancak Berkin “ben çocuğum, bana atmazlar ki” deyip yoluna devam ediyor. Caddeye çıktığında ise bir biber gazı bombasının kapsülü başına isabet ediyor ve Berkin yere yığılıyor.

Sonrası ise malum! Hastaneye zar zor ulaştırılan Berkin’in durumunu ailesi hastane kapısında öğreniyor. O an yaşadıkları korku dolu dakikaları baba Sami Elvan şöyle ifade ediyor: Berkin, hastaneye götürüldüğünde kalbi durmuş. Çünkü vurulduğu an ve sonrasında çok fazla gaza maruz kalmış. Nefes alamaz hale gelmiş. İlk 35 dakika kalbini çalıştırmaya uğraşmış doktorlar. Sonrasında ameliyata alınmış. Vurulduktan en az 80 dakika sonra ameliyat başlamış. İlk ameliyat yetersiz oluyor ve aynı gün ikinci kez ameliyat oluyor. Yara çok büyük ve hasar çok fazla. Berkin’in yaşamasını mucize olarak görüyor doktorlar. Çok iyi bakılıyor hastanede çok ciddi bir tıbbi destek veriliyor. Berkin direniyor ama çok zayıf düşüyor.

Zayıf düşen o küçük beden aylarca direniyor. Kasım ayında iki operasyon geçiriyor ve beynine şant takılıyor. Bir hortumla ve iğneyle beslenen Berkin nefesini makinesiz alamıyor. Fizik tedavisi yoğun şekilde yapılmasına rağmen yetmiyor. Bilinçli tepki veremeyen Berkin bazen elini tutan bir kişi olduğunda ellerini sıkıyor. İstem dışı bu hareketin yanında aile Berkin’in en çok verdiği tepkiyi anlatıyor: Berkin ağlıyor, sürekli ağlıyor, acı duyuyor ve için için ağlıyor.

Berkin’in bu yürek burkan hikayesinin ve mücadelesinin yanında ailesi de adeta bir hukuk savaşı veriyor. Dört bir tarafa şikayet bildirmelerine rağmen Emniyet o an orada polis yok diyerek ne bir görüntü kaydı veriyor ne de bir bilgi. Aile avukatı şimdi ise iç hukuk yollarının tüketilmesini beklemeden dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşımaya hazırlanıyor.

Son olarak TBMM’de gözyaşları içerisinde açıklama yapan baba Sami Elvan sorumluların bulunmasını ve yargılanmasını istiyor. “Ama her şey bir iddia” diyebilirsiniz. Ama… Ama işin daha vahimi bu iddiayı aydınlatılmak için bir çaba dahi gösterilmiyor. Berkin 194 gündür hayatta kalmaya çabalarken… 194 gün önce zamanın durması ile hayallerini ve umutlarını askıya almışken…

(Berkin Elvan 11 Mart günü hayata veda etti)

Fuat Kahraman