‘Kendimi öldürüp kurtulmak istedim’ İşte merakla beklenen o röportaj

Pazar, 25 Ağustos 2013 11:41

fft64_mf1611724Ayşe Arman’ın haftaya magazin bombası olarak düşen Meryem Uzerli röportajının tamamı bugün Hürriyet’te yayınlandı.

İşte Meryem Uzeli’nin hamileliği ile ilgili detaylar ve Ayşe Arman’ın kaleminden haftaya damga vuran o röportaj.

BEN BİR ADAM SEVDİM O ADAM ASLINDA YOKTU

İntihara kalkıştığın gerçekten doğru mu?
- Evet doğru.
Ne zaman?
- Antalya Televizyon Ödülleri gecesinde. Ödülü, otel odamda her yere attım, parçaladım. Delirmiş gibiydim. Her yerim kesildi.
Odada yalnız mıydın?
- Hayır, Can yanımdaydı. Balkondan atlamak istedim çünkü son çarem, artık gitmekti. Yok olmak, ölmek… Kendimi öldürüp kurtulmak istedim. Kafaca hastalandım ben…
Peki nasıl oldu da bu noktaya geldin? – İş hayatım, özel hayatım… Her şey üst üste geldi. Taşıyamadım yaşadıklarımı…
Her şeyi tetikleyen özel hayatında yaşadıkların mıydı?
- Hayır. Bütün yaşadıklarımdan bir tek kişiyi sorumlu tutamam. Bu yanlış olur. Türkiye’ye geldiğimden itibaren, ben de bir sürü hata yaptım. Kendime sıcak bir ev ortamı yaratamadım. Ev tutmak istediler, kabul etmedim, “Yoo, otelde idare ederim” dedim. Yanlıştı mesela. Ve tamamen bir makine gibi çalışmaya başladım. Birinci sezon çok ağır geçti çünkü her dizide olduğu gibi çalışma düzeni ve ekip daha oturmamıştı. Bir de her ne kadar Türk’üm desem de, aslında bilmediğim bir kültür, bilmediğim bir dil… Uykusuzluk, insanın psikolojisini mahvediyor. Üstelik ben mükemmeliyetçiyim iş konusunda. Diyalogları unutmak istemiyordum. Türk oyuncuların yarım saatte halledeceği iş için benim sabahlara kadar çalışmam gerekiyordu. ıkinci sezon da ağır geçti, Meral (Okay) hastalandı. Hastalık süresince, senaryo sürekli değişti, mekânlar değişti. Kimsenin suçu yok ama ekip olarak yıprandık. Ağır zamanlar yaşadık. Bir de her ne kadar etrafımda insanlar olsa da, ben çok yalnızdım…

GÜVEN ARADIM
Arkadaşların filan yok muydu?
- Vardı ama yoktu. Gerçek arkadaşlık, dostluk, güven yoktu. Bir de hassas bir insanım ben. Öyle bir yapım var. Belki de o yüzden bazen iyi oynayabiliyorum. Rolün içine girebiliyorum. Hürrem çok zor bir karakter ve benden çok uzak aslında. “O güçlü, ben zayıfım” demiyorum, benim de güçlü taraflarım var ama biz Hürrem’le tamamen farklı kadınlarız. O olmaya çalışmak kolay değildi. Ve ben ona son nefesime kadar verdim, gerçekten Hürrem için yaşadım. O yüzden de şimdi bir Hürrem fotoğrafı görünce çok sarsılıyorum. Hemen ağlamaya başlıyorum. Benim sorunum, ben Meryem’i tamamen yok ettim. Üç sene gerçekten Hürrem’le yaşadım. Son aylarda da, onu yaşatmak için kendimde kuvvet bulamadım. Bu da beni çok hırpaladı. Çünkü içim bomboştu. Ben bir kadınım, tabii ki herkes gibi ben de, beni tamamlayabilecek bir erkek hayal ettim. Türkiye’de birinden çok etkilendim, onun haberi bile yoktur, platonikti zaten hislerim. Tabii bir şey olmadı. Yalnızlığım devam etti. Ben aslında güven aradım, sırtımı dayayabileceğim, kendimi iyi hissedebileceğim birini…

Ve bulamadın…
- Evet bulamadım. Bir sürü kadın var benim durumumda. Kadın-erkek ilişkisi açısından ‘dengesiz bir enerji’ var Türkiye’de. Garip seksüel bir enerji ve kadın olmak orada daha zor. Rahat olamıyorsun. Güvenemiyorsun, insanların aklından ne geçiyor anlayamıyorsun, göründüğü gibi değil insanlar, hep kendini koruyup, kollaman gerekiyor. Almanya’da benim her kesimden arkadaşım var. Fakat Türkiye’de öyle olmuyor, olamıyor. Ya sosyetiklerle arkadaş oluyorsun ya Cihangir kafelerinde oturanlarla, bir tür kast sistemi söz konusu. Tüm bunlar beni yıprattı. Zorlandım, bocaladım. Kültürü bir türlü çözemedim…

TEK SEBEP CAN DEĞİL
Can Ateş’le nasıl tanıştın?
- Nebahat Çehre ile çalışıyordum biliyorsun, gerçekten büyük bir sanatçı, o bizi tanıştırdı…
Son sorulacak şeyi baştan sormak istiyorum. Hâlâ seviyor musun onu?
- Hayır. Çünkü ben bir adam sevdim ve o adam aslında yoktu. Ben onu idealize ettim. Bir resmi sevmek gibi. Arkası boştu. Ama tabii ki zaman içinde ona âşık oldum ve aşk acısı çektim. Bir yıl süren ilişkimiz boyunca, ben her şeyimi ona verdim. Her anlamda. Kendimi tamamen unuttum. Sadece “Can, Can, Can” dedim. Ama ne yazık ki, ben, benim için yanlış adama âşık oldum…

İyi de o ‘yanlış adam’ı seçen de sensin!
- Tabii ki. O yüzden de “Her şey Can’ın suçu demiyorum. Asla demem. Bu kadar hastalanmamın tek sebebi Can değil. Haksızlık olur böyle söylemek. Onunla Türkiye’deki üçüncü senemde tanıştım. Ve duygusal, fiziksel ve psikolojik anlamda güçlü değildim. Küçülmüş, küçülmüş, kendi içimde ufacık kalmıştım. Ve Can hayatıma girdiğinde, “Kim bu adam? Biz birbirimize uyar mıyız? Nasıl biri? Bana iyi mi gelir, kötü mü?” diye sorgulamadım bile. Araştırmadım. Sormadım. Biri geldi, “Sen manyak mısın, önce bir Google’a girseydin!” dedi. Çok şaşırdım. “O seni üzer. Güzel kadınlarla birlikte olan bir playboy” dedi. Ama işte tanıştığım insanları Google’lamak aklıma bile gelmedi benim…
‘Ben kimse için kötülük istemiyorum’
Sana her şeyi olduğu gibi anlatacağım. Ama insanlara aktarırken lütfen biraz yumuşat. Çok keskin olmasın. Kimse için kırıcı olmasın. Çünkü amacım, kimseyi üzmek değil. Ama bir taraftan yaşadıklarımı da insanlar bilsin istiyorum. Gerçekten ağır şeyler yaşadım. Ruhumda olan biteni ilk ve son kez anlatıp, artık bu dönemi kapatmak istiyorum.

ÇOK YALNIZDIM
Sonra peki… – İki-üç kez buluştuk. Gerçi sezgilerim, “Sadece arkadaş kal!” dedi. Onun hayatının bana göre olmadığını hissettim. Hatta Bebek’teki dairesinin terasında oturduğumuzda, “Can, biz sadece arkadaş kalalım” dedim. O zamana kadar hiçbir şey olmamıştı aramızda, “Tamam, tamam, sen merak etme” dedi. Sonra ben tekrar stüdyo-otel, stüdyo-otel, kendi hayatıma ve çekimlere döndüm. Yine o eski yalnızlığıma. Sonra baktım Can’dan mesaj: “Yemeğe gidelim mi?” diyor, ekliyor “Arkadaş olarak…” Belki kabul etmemem gerekiyordu ama o kadar da yalnızdım ki. En azından beni beğenen, benimle ilgilenen biri vardı hayatımda. ıçsesime kulağımı tıkadım, yola devam ettim. Ve ilişkimiz başladı. Sonra da âşık oldum. Gerçi Almanya’da psikoloğum bu ‘tükenmişlik sendromu tedavisi’nde sordu: “Sence, sen bu adama neden âşık oldun? Hiç düşündün mü? Almanya’da olsan âşık olur muydun?” Bir an verecek yanıt bulamadım. Almanya’da muhtemelen olmazdım…
İlişkiniz nasıl ilerledi?
- Başlangıçta Can çok pozitifti. “Yaşasın. Bu adam bana güç verecek” gibi geldi. “Duygusal anlamda beni kollayacak” filan…

HEP DESTEKLEDİM
Öyle olmadı mı?
- Hayır, tamamen tersi oldu. Bir süre sonra, enerjisi düşüverdi. Ben depresif, problemleri ve sıkıntıları olan biriyle karşı karşıya kaldım. Ve birden, benim ‘hemşire tarafım’ ortaya çıktı. Üzüldüm ona. “Aslında ne kadar hassas, ne kadar duyarlı. Kimse onu tanımıyor. Hayatının zor bir döneminde. Benim ona destek olmam gerekiyor. Çok acı çekiyor” dedim. Ve gerçekten de ona her anlamıyla destek oldum. Psikolojik anlamda onu ayağa kaldırmaya çalıştım. Bir sürü konuda ona yardım ettim. Ama tabii gerçek şuydu: Ben zaten güçsüzdüm, onun dertleri, sıkıntıları eklenince daha da güçsüz olmuştum. Ama belli de etmemeye çalışıyordum. Ertesi gün setim mi var, reklam çekimim mi var, onun için önemli değildi. O daha çok kendiyle ilgilendi. Biz, tamamen onun hayatını yaşamaya başladık. Ve 11 ayın sonunda feci bir şekilde tıkandık.
Peki hamilelik… – Böyle bir planımız yoktu. İsteğimiz de. Tamamen kazara oldu.
Ama doğum kontrolü diye bir şey var…
- Ben hormon alamıyorum, doğum kontrol hapı kullanamıyorum. Bugüne kadar yapmadığım bir teknik kullandık. Çok riskli değildi ama tamamen güvenli de değildi. Kaç kere de söyledim kendimi rahat ve güven içinde hissetmiyorum diye ama çok emindi. Her konuda olduğu gibi. Hep “Bir şey olmaz” dedi. Ama oldu işte.
Sen hamile kalmak istiyor muydun?
- Asla! Bir sezon daha Hürrem’e devam edecektim, hamile olarak edemezdim ki. Kesinlikle hayır.

Röportajın tamamını okumak için linki tıklayın:

 

Tags