Bayramda Film Şöleni

Cumartesi, 18 Temmuz 2015 11:00

Şeker Bayramı en son yaz aylarına denk geldiğinde daha çocuktum. Hoş sanki zamanın geçişi sadece beni etkiliyor gibi oldu; yirmi küsur yıl önce bu satırları okuyan herkes ya çocuktu ya da çok daha gençti. Neyse. O zamanki bayramlardan benim aklımda kalan bayramlıkların giyilmesi, el öpmelere gidilmesi, huzur, muhabbet ve bir hoş seda gibi geyikler değil. Tek kanal var televizyonda, o da TRT. Orada da bayram akşamları vur patlasın, çal oynasın eğlenceler olurdu ama beni ilgilendiren gündüz programlarıydı. Çünkü normalde haftada iki, üç kere film gösteren TRT, bayram boyunca gün içinde de açık olduğu için (o zamanlar yayınlar nispeten geç başlardı, saat beş gibi mesela) yayın akışını yabancı filmlerle doldururdu. Uzun çizgi filmlerden tutun spagetti westernlere, o saatte ayakta olacak çocuklar için hiç uygun olmayan gerilimlerden klasik komedilere bir sürü film yayınlanırdı. Ben de televizyonun karşısına geçer hepsini izlerdim. Yani çoğu insan aslında hiç yaşamadıkları yalanlarla dolu “bayram hatırları” için iç çekse de, ben o eski bayramları bu sebepten hasretle anıyorum. İşte o zamanlardan aklımda kalan ve sizin de bu bayram izleyip bayram edeceğiniz bir film seçkisi.

National Lampoon’s Vacation

Şeker Bayramı’nın yaz aylarına demir attığı o günler aynı zamanda Chevy Chase’in sinemada Chevy Chase olduğu zamanlardı. Chase’in en iyi filmlerinden biri de şüphesiz ki National Lampoon’s Vacation’dır. Chevy Chase, çekirdek Amerikan ailesi babası Clark Griswold rolünde hem saf hem de muzır bir kompozisyon gerçekleştirir ki bu da öyle kolay bir şey değildir. Karısı ve iki çocuğuyla birlikte arabasıyla Amerika’nın bir tarafından diğer tarafına sadece çakma bir Disneyland’e gidebilmek için yaptığı seyahatte başına gelmedik kalmaz. Aynı şekilde aynı ailenin Avrupa ve Noel’deki tatillerini anlatan filmler de fena değildir ama bu ilk filmin yeri başka. TRT 1’de yayımlandığında videoya çekmiştim; bir ara sabah akşam izlerdim. Annemlerin beni evden atmadığına halen şaşıyorum. (Bu arada filmin yeni versiyonu iki, üç hafta sonra sinemalarda)

JawsJaws

Bayram demek tatil demek. Yaz demek güneş demek. Yaz demek deniz demek. Her şey bu kadar iyiyken işin içine bir de dev köpekbalığı girmeseydi çok iyi olurdu ama heyhat! Steven Spielberg’ü dünya sinemasına tanıtan ve yönetmenin hala en iyi filmlerinde üst sıralarda yer alan Jaws, aslında korku filminden çok bir arkadaşlık filmidir. Üç tane birbiriyle anlaşamayan zıt kutbun (üç tane kutup nasıl oluyor diye sormayın, oluyor işte) yavaş yavaş arkadaşlık kurmasını ilginçtir. Zaten filmin en güzel sahnesi de köpekbalığını avlayan üçlünün hep bir ağızdan “Show Me the Way to Go Home”u söylemesidir.

American GraffitiAmerican Graffiti

George Lucas’ın Star Wars’dan bir önceki filmi, çok yakın zamana kadar tüm zamanların en fazla para kazandıran bağımsız prodüksiyonuydu. Lucas’ın kendi gençliğinden ögeler bulunduran yapım, aslında 1950’ler Amerika’sı ve Americana kültürüne bir saygı duruşu, bir aşk mektubudur. 1962 yılının Ağustos’unda, küçük bir güney California kasabasındaki bir gecenin hikayesidir.  1960’lar tarihsel olsa da, ruhsal olarak daha başlamamış, Eisenhower’ın Amerika’sı halen fikirlerde devam etmektedir. Liseyi daha yeni bitirmiş ve önlerindeki hayatı bembeyaz bir sayfa olan dört arkadaş, sayfalarına ne yazacaklarına bu gece karar verecektirler. Komik ama dipten melankolik ve nostaljik bir havası vardır filmin. Ben de ilk defa bir Şeker Bayramı öğleden sonrasında izlemiştim.

From Russia With LoveFrom Russia With Love

James Bond filmlerinin en ciddi, en karmaşık ve en heyecanlı filmini de Yalıkavak’ta bir Kurban Bayramı sırasında seyrettim ilk.  Filmdeki komplo, tam anlamıyla soğuk savaş yıllarının o gölgelerle dolu dünyasını hiç de kasmadan gözler önüne serer. James Bond’un yıllar boyunca baş düşmanı olacak Blofeld’in kolları ve kedisini de ilk defa gördüğümüz filmin çoğunun İstanbul’da çekilmiş olması ise tabii ki filme ayrı bir otantik ve nostaljik hava katar tabii ki.

Hazırlayan: ALİ ARIKAN

Yazının devamı ve Dipnot Tablet’in 226. sayısını indirmek için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play