“Başörtülü kardeşlerime sesleniyorum” Başbakan’dan muhalefete paket resti!

Salı, 8 Ekim 2013 12:50

basbakan_konusuyor_000680Başbakan Tayyip Erdoğan, “Devlet vatandaşına yaşam tarzı dayatamaz, devlet mezhep, din dayatamaz. “Bugün attığımız her adımı, reformu cumhuriyete karşı gibi göstermeye çalışan cahiller ve istismarcılar var. Birkaç örnek vereceğim” dedi.

İşte Erdoğan’ın gruptaki konuşmasından satır başları:

Muhalefet Genel Başkanlarının adlarını ağzıma almayacağım

Dedim ya bir televizyon programında, ‘bundan sonra muhalefet genel başkanlarının adlarını ağzıma almayacağım’ ve almayacağım. Bunu arkadaşlarıma havale ediyorum. Bizim meselelerimiz zihniyetlerdir. 11 yıl boyunca AK Partiye hangi çamuru atmak istedilerse ellerine yüzlerine bulaştı. O iftiralar döndü onları buldu, onları vurdu. Muhalefet yaşadıklarından özellikle de hatalarından ders çıkarmak yerine yanlışta ısrar etti.

Türkiye vesayetten kurtulurken muhalefet kendisini bağımlı hale getiren üzerinde gölge gibi duran vesayetten kurtulamamış zincirlerini koparıp atamamıştır.

Yaptığımız her reformu cumhuriyete karşı gibi göstermeye çalışan cahiller var

23 Nisan 1920’de Ankara Ulus’ta TBMM’nin önündeki fotoğraf bizim milletimizdir. Meclis önünde Gazi Mustafa Kemal’in yanında ellerini semaya açmış dua edenlerin olduğu fotoğraf bir Türkiye fotoğrafıdır. O Meclis’te Türk var, Kürt var, Arap var, Çerkez var, Roman var, Boşnak var. Sünni var, Alevi var. Farklı elbiseler içinde birbirinin kıyafetine yaşam tarzına saygı gösteren bir topluluk var. Farklılıkları zenginlik olarak gören, farklılıkları birleştiren bir ruh, böyle bir felsefe üzerine inşa edilmiştir.

Bugün attığımız her adımı, reformu cumhuriyete karşı gibi göstermeye çalışan cahiller ve istismarcılar var. Birkaç örnek vereceğim.

Türkiye’de yer isimlerinin değiştirilmesi 1949 tarihli yasaya dayandırılmıştır. Milletimin şunu duymasını istiyorum. 27 Mayıs 1960 darbesinden hemen sonra dört ay içinde Türkiye’de on bin civarında yerleşim yerinin ismi değişmiştir. 1960-65’e kadar 16 binden fazla yer adı değiştirilmiştir. 12 Eylül 1980’in ardından binlerce yer adı da değiştirilmiştir.

Andımız 12 Mart ve 12 Eylül’de yeniden diriltilen uygulamadır

Aynı şekilde her sabah okutulan and, 1933 yılında başlayan bugüne kadar da defalarca değiştirilen, kaldırıldığı halde 12 Mart’ta 12 Eylül’de yeniden diriltilen bir uygulamadır. Başörtüsü yasağını cumhuriyetle ilişkilendirmek nasıl bir cahilliktir?

Bu cumhuriyet 27 Mayıs’ta 12 Eylül’de kurulan bir cumhuriyet değildir. Bu cumhuriyet 23 Nisan 1920’de temeli atılan, 29 Ekim 1923’te kurulan bir cumhuriyettir.

Bu ülkede farklı olanlar uzaydan gelmedi

Bu ülkede farklı olanlar uzaydan gelmediler. Ana dili Kürtçe Arapça Lazca Arapça olanlar sonradan girmediler. Namaz kılanlar başını örtenler, bir yere gelince ‘selamın aleyküm’ diyenler bu ülkeye başka bir yerden gelmediler.

Birileri çıkıyor, gitsinler Arabistan’da okusunlar diyor. Çölde yaşasınlar diyor. Ya seveceksin ya terk edeceksin diyor. Yahu siz kimi kimin toprağından kovuyorsunuz? Burası bizim toprağımız. Vatanımız. Hiçbir yere gitmiyoruz, gitmeyeceğiz. Biz burada yaşıyoruz, burada da öleceğiz.

Seçim barajı: Nihai kararımızı partimiz verecek 

Ne diyordu muhalefet? Barajı indirelim. Var mı bir gerekçeleri, nasıl olacağına dair bir şeyleri var mı? Üç tane seçenek sunuyoruz. Ya mevcut durum, iki bir şey daha söylüyoruz, yüzde 5’e indirelim beşli bölge barajları yapalım. Bu ne demek? Sonuncusu barajın tamamını kaldıralım. Türkiye’yi 550 bölgeye ayıralım her bölge milletvekili çıkarsın. Ha siz uygun görmüyorsunuz. Biz oturacağız nihai kararımızı AK Parti olarak kendimiz vereceğiz.

Partilere yardım konusu. Üzerinde çok kafa yorduk. Yüzde 3 barajını aşan her parti hazine yardımından istifade edecek dedik. Yüzde 7’den yüzde 3’e indirdik. Çalış senin de olsun. kendini sevdir halka al yardım. Bu sorunları ilk kez bu pakette ele almadık.
Gönül verdiğiniz BDP’nin yöneticileri bu partinin kapatılmasını istiyor. BDP’liler parti kapatmayı zorlaştıran düzenlemeye destek vermedi. Kapatılmayı engelleyecek böyle bir yasaya evet demediler. TBMM’den kaçıp gittiler. Bizim içimizden de üç dört arkadaş ihanet etti. Onlar da bırakıp gitti. Ona bütün mensuplarının uyması gerekir. Ha kendine çok güveniyorsan bağımsız olursun. Ama bu partinin bayrağı altına giriyorsan, partinin MYK’sı varsa, grubu varsa buradan çıkacak karara da her birimiz uyduğu gün bu parti güçlüdür. Her isteyen istediğini söyleme hürriyetine siyasi parti içinde sahip olamaz. O partiden aday olurken ona müracaatını yaparken, ben sizin ilkelerini benimsedim demektir bu. Temenni ederim ki bu yanlışlar olmaz.

Bugün burada bir şey daha söyleyeceğim. Bazıları çıkıyor. Bu ruhban okulu meselesi de halledilmeliydi. Kim ne derse desin, bizim için ruhban okulu meselesi anlık meselesidir. Biz bir şeyin iadesini yaparken, biz de bir şeylerin iadesini bekliyoruz. Dedik ki Atina’daki camimiz var bize iade edin, biz restorasyonunu yapalım. Bize kaç kez söz verdiler. Gelen bütün başbakanlarıyla bunu konuşmuşumdur. Maalesef hala oyalanıyoruz. Mesela onların bir yetimhanesi vardı. Büyükada’da, muhteşem bir yer. Biz hemen teslim ettik. Hiç tereddüdümüz yok. Üçüncü bir sorun, ST Sinod meclisi üyeleri. Sen dışardan buraya papaz getir, biz bunları TC vatandaşı yapalım dedim. Sen Sinod Meclisi de Lozan’a göre olsun. biz bunu da yaptık. Gel gör ki Batı Trakya’da benim 150 bin soydaşım var. Ama onların baş müftüsünü yunan hükümeti kendi memuru gibi atıyor. Yahu Bartholomeos’u kendi memurum gibi atıyor muyum? Bu hak nasıl ki Rum Ortodokslarına aitse, sen de benim müftümü atayamazsın.

“Başörtülü kardeşlerime sesleniyorum”

Ben tüm başörtülü kardeşlerime sesleniyorum. Süreci provoke etmeye çalışanlar olabilir lütfen bunları sizler uyarın. Bu oyuna asla gelinmesin. Onun için valilerimizle gerekli görüşmeler yapılıyor. Bir karanlık dönem sona eriyor.

Devlet vatandaşına bakarken muteber ve muteber olmayan, öz-üvey evlat muamelesi yapıyordu. Devlet vatandaşına yaşam tarzı, kılık kıyafet, resmi ideoloji dayatıyordu. Biz buna son veriyor, 76 milyonun devlet nazarında bir ve beraber olması için tarihi bir adım atıyoruz. Elbette gurbette geçen yılların vatan sıla aile hasretinin telafisi mümkün olmayacak. İkna odalarında onurlarına dokunulan kızlarımızın yaraları elbette kapanmayacak. Mahkemelerde hapishanelerde tüketilen hayatlar elbette geri verilemeyecek, gözlerindeki damlalarla başlarındaki örtüyü çıkartmak zorunda kalan kız çocuklarının eğitim şevkleri elbette tamir edilemeyecek. Ancak inanıyorum ki bugün başlayan normalleşme, bugün başlayan yeni özgür süreç hepimiz için milletimiz için bir teselli, bir güvence olacak. Bizlere 76 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının her birine bugünleri gösteren Rabbime hamdolsun.