Başka türlü oynamak da mümkün! Moda Sahnesi’nde küçük bir tura çıkın!

Çarşamba, 5 Şubat 2014 12:00

Gezi döneminden sonra kolektif, idareden bağımsız, himaye kültürünü altüst ve maddi manevi otoriter ilişkilerini tersyüz eden her türlü girişim daha da bir dikkat çekici olmaya başladı. Algıda seçicilik mi yoksa sahiden bu tür münferit girişimlerin sayısı mı arttı belli değil ama haberdar olduğumuzda insanın içinde bir şeyler yeşertebiliyor. Türkiye’de tiyatronun ve tiyatrocuların git gide üvey evlat olarak hissettirildiği bir devlet kültür politikası içinde bu düzene direnen tiyatrocuların hayatta kalma mücadelesi sayesinde Kadıköy’de yeni açılan “Moda Sahnesi” de bu ümit verici girişimlerden biri.

1969 yılında Moda’nın Bahariye Caddesi’ndeki önemli bir kültür kurumu olarak kurulan Kafkas Sineması, 1984 yılında Moda Sineması adıyla varlığını sürdürmeye devam etmiş. Kırk yıllık bir tarih barındıran mekân 2000’li yıllardan itibaren dönemin şartlarına ayak uyduramayıp atıl bir hale gelmiş. Sinemanın sahibi Yalçın Yeğiner mekânın yine bir kültür kurumu olarak devam etmesini isterken şu anda mekanı Moda Sahnesi adıyla tekrar kurmaya cesaret etmiş on iki kişiyle tanışmış. Kurucu ekip yönetmen Kemal Aydoğan, tiyatro yöneticisi Selçuk Aydoğan, sahne tasarımcısı Bengi Günay, ışık tasarımcısı İrfan Varlı, oyuncular Onur Ünsal, Mert Fırat, İnan Ulaş Torun, Timur Acar, sahne amiri Erdal Çiftçi, fuaye sorumlusu ve inşaat koordinatörü Orhan Tozkoparan, gişe sorumlusu Barış Yaman ve yönetmen İlksen Başarır’dan oluşuyor.

Mekân sıkıntısı çeken tiyatrocuların mekânı bulur bulmaz genelde yaptıkları etrafa çekidüzen vermek olur. Moda Sahnesi’nde bu da pek kolay olmamış çünkü hiç bir sermayeleri ve işin yatırımcısı olmayınca tam anlamı ile imece usulü devreye girmiş. Kurucu ekip elini taşın altına sokup kendi birikimleri ile zamana yayarak, ellerine para geçtikçe yavaş yavaş harap durumdaki mekânı yepyeni bir sahneye çevirmeye niyetlenmişler.

Bu mekânsal dönüşümde kurucu ekip bir başka cesur bir karar daha alarak tiyatro gibi uzmanlık gerektiren bir işi henüz yeni kurulmuş bir mimarlık ofisi olan Halükar Mimarlık’ın genç kurucuları Bilge Kalfa ve Gamze İşcan’a teslim etmişler.

Olağan bir mekânsal üretim işinde mimari projeler üretilir, uygulama projeleri çizilir, o detaylar için yükleniciler, alt yükleniciler bulunur, işin bütçesi çıkarılır, takvim yapılır ve mimar kontrolden sorumlu olur, müteahhit inşaatı yapar, işveren satar ya da kiralar, kullanıcı da gelir yerleşir. Moda Sahnesi’nde ise işveren, yüklenici, alt yüklenici, kullanıcı, mekânın sahipleri hepsi aynı kişiler olunca Halükar ekibi işe başladığında bu “12 kişi+ sevenleri” tulumlarını giymiş ve moloz kardeşliği ekiplerini kurmuşlar. İnşaatın sürdüğü 8 ay boyunca mekân, ilişkiler, politika, tiyatro, mimarlık hem konuşulmuş hem de birlikte deneyimleyerek sürece yayılı bir tasarım/üretim gerçekleştirilmiş. Öyle ki, mimari ekip işi aldıktan sonra ofislerini Cihangir’den Moda’ya taşımışlar.

Sürece yayılı bir tasarım fikri en baştan beri arzulanan bir durum olmuş. Hep azaltarak, eksilterek tasarlama yolunu benimsemiş mimari ekibin yaklaşımı tiyatronun kurucu ekibi tarafından da benimsenince ortaya nötr bir mekan çıkmış. Eski mekândan kalan tüm kaplamalar sökülmüş, temizlenmiş ve arta kalan mekânın hafızası ve izi ile yeni dokular lezzetli bir şekilde birleştirilmiş.

Moda Sahnesi üç ana mekan ve bunları bağlayan ara mekanlardan oluşuyor, büyük salon, sinema ve atölye ana mekanlar, fuaye ve kafeler de ara yüzler gibi çalışıyor. Mekandaki en önemli mimari müdahale fuaye ve atölye arasındaki tek parçalık yaklaşık 3x3m cam yüzey. Bu yüzey atölye ya da prova mekânı olarak kullanılan alanın fuayeden izlenmesine olanak veriyor. Aslında zamanla “performans” ya da “oyun” mekânın farklı yerlerine yayılıp sıçradıkça, izleyicinin mekânda farklı yerlerde olabilmesine imkân tanıyor. Kısaca izleyici/izleyen kavramlarını tekrar gözden geçirildiği bir yer olarak tasarlanmış Moda Sahnesi.

Büyük salondaki teleskopik tribün kapalıyken ana salon yaklaşık 750 kişilik her türlü etkinliğe imkan veren bir mekana dönüşüyor, açıldığında ise 285 kişi kapasiteli koltuklu izleme alanı mümkün oluyor. Sahne de aynı şekilde büyüyüp küçülebiliyor. Genel kurgu hep imkân tanıma hali üzerine.

Projenin en önemli altyapı elemanlarından biri de akustik ve Halükar ekibi akustik konusunda Michael Nielsen’den profesyonel danışmanlık almış. Sinema salonu ise 50 kişilik bağımsız filmlerin yer alacağı bir salon. Bir de sokak kotunda Moda’lıların çok sevdiği pasajda yer alan kafe ve gişe var. Bu kafe, tamamen şeffaf katlanır doğramalarıyla pasaj ve sokakla bütünleşiyor.

Moda Sahnesi mekânsal olarak giriş kotundan itibaren sadece ihtiyaç duyduğu kadar tasarlanmaya çalışılmış, fazlası olmayan bir proje ve bu geri durma ve nötr hali ile her türlü olasılığa açık olduğunun mesajını veriyor.

Müteahhit payları yüzünden esas kullanıcının ihtiyacından daha fazlasını talep ederek hormonlu bir şekilde büyüyen yapılar ve kentler için kitle kaynak (crowdsourcing) veya Latin Amerika’da çok yaygın kullanılan Fideicomiso türü kolektif girişimler panzehir olabilir. Sadece mekânsal kalitesi ile değil, üretim süreci ve işveren-mimar ilişkisi açısından da Moda Sahnesi bu açıdan öncü bir proje.

Ömer Kanıpak