“Kusura bakmayın Tayyip Erdoğan değişmez”

Salı, 11 Haziran 2013 11:58

78991Taksim Gezi Parkı olaylarına ilişkin konuşan Başbakan Erdoğan, ”Eylemleri bahane edenler Türk bayrağını yakacak, bölücü posterleri devletin kurumuna asacak kadar alçalmışlardır. Güvenlik güçlerinin başta bu işe müsaade etmemesi gerekiyordu. Orada bu tür paçavralar nasıl astırılır? Bunların karşısında biz konuşunca, ‘Başbakan sert konuşuyor.’ Eğer buna sertlik diyorsanız, kusura bakmayın bu Tayyip Erdoğan değişmez” dedi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulunuyor.

Konuşmasında Gezi Parkı protestolarına değinen Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

”Taksim Gezi Parkı’ndaki birkaç ağacın kesilmesiyle başlayan gösteriler amaç değiştirerek, kabuk değiştirerek çok farklı noktaya ulaşmaya başladı. AK Parti olarak toplumsal hadiseleri okumak konusunda her zaman çok büyük bir hassasiyet içerisinde olduk. Sandıktan zaferle çıktıktan sonra azami hassasiyet içinde olduk. Sadece sandık sonuçlarına değil, her toplumsal olaya hassasiyetle yaklaştık. 12 Haziran seçimlerinin ertesi günü analiz yapıp, bize oy vermeyen kitleyi de anlamaya çalıştık.

Cumhuriyet mitinglerini bile hedefini bildiğimiz halde, son derece dikkatli şekilde değerlendirdik. Toplumla inatlaşan parti olmadık. Her zaman birleştirici üslup kullandık. Kendimizi her zaman yüzde 100′ün iktidarı ve partisi olarak gördük. Toplumun her kesimine eşit mesafede olduğumuzu söyledik. Bunu da büyük ölçüde başardık.

Hizmetlerimiz ayrımcı olmadığımızın göstergesi. Hep kucaklaştırmadan ve bütünleştirmeden yana olduk. Son iki haftadır devam eden olayları her boyutuyla değerlendiriyoruz. Sokağın ne dediğini araştırıyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi hiçbir kesimle onların hassasiyelerini bir kenara itmedik. Acaba ne istedikleri, ne talep ettikleri belli mi? Sapla samanın birbirne karıştırılmasına izin vermeyeceğiz, veremeyiz.

10,5 yıldır bu tertiplerle, tezgahlarla, provokasyonlarla, siyaset mühendisliği girişimleriyle nasıl baş ettiysek, onlara karşı nasıl dik durduysak, bundan sonra da milletin emanetini aynı hassasiyetle korumaya devam edeceğiz. Biz ne kimseye dayatma yaparız, ne de kimsenin dayatmasına eyvallah deriz.

Son iki hafta içerisinde meydana gelen olayları tek katmanlı olaylar olarak tabii ki görmüyoruz. Gezi Parkı’ndaki ağaçların taşınmasına bir itiraz olarak başlayan olaylar farklı mecralara akmaya başlamıştır. Yapılan bazı ağaçların sökülüp başka yere taşınmasıdır.

Bu projeye onay verenler arasında CHP de vardı. Bazı siyasilerin sürece müdahil olması yani çark etmesi oradaki itirazları büyütmüştür. Bir çevre katliamını oradakiler icra etmiştir. İlk itirazlar siyasilerin farklı odak ve çevrelerin sürece dahil olması ile başka noktaya ilerlemiştir. 3 gencimiz olaylarda hayatını kaybederken, 1 polisimiz Adana’da şehit edilmiştir.

Kamu malları zarar görmüş, halka hizmet veren belediye otobüsleri tahrip edilmiştir. Esnafın dükkanları yakılmış, yıkılmıştır. Araç kornalarıyla, tencere-tava sesleri ile evlerinde insanlar rahatsız edilmiştir. Bu olaylarla Türkiye ekonomisi de doğrudan doğruya hedef alınmıştır. Olay 15 tane ağacın sökülmesi değil. Çevre hassasiyeti daha farklı eylemlere paravan mahiyeti taşımıştır. Ankara’daki vandallıklar İstanbul’dan göç almıştır.

Gezi Parkı, adı üzerinde gezi parkı. İşgal alanı değildir. Eylemleri bahane ededenler Türk bayrağını yakacak, bölücü posterleri devletin kurumuna asacak kadar alçalmışlardır.

Güvenlik güçlerinin başta bu işe müsaade etmemesi gerekiyordu. ‘Şu terör örgütü mensuplarının posterlerini indirin’ mi diyeceğiz? Kamu kurumunun içine bunlar nasıl sokulur, çatıya bunlar nasıl çıkarılır? Orada bu tür paçavralar nasıl astırılır? Örgüt liderlerinin posterleri nasıl astırılır? Bunların karşısında biz konuşunca, ‘başbakan sert konuşuyor.’ Eğer buna sertlik diyorsanız, kusura bakmayın bu Tayyip Erdoğan değişmez.

Şu anda gerek bakanımıza, İstanbul valimize bu sabah yaptıkları operasyon sebebiyle teşekkür ediyorum. AKM’den bütün bu paçavralar vs. hepsi indirildi. Şu anda güvenlik güçlerimiz kültür merkezine sahip çıktılar. Anıttaki bütün o paçavraları gördünüz mü? Böyle bir tabloya eğer bir yürütme olarak müsaade edersek, milletimize, tarihimize çok ciddi bir sorumluluk içerisinde oluruz.

Oradaki tüm eylemcilerin, tüm göstericilerin büyük fotoğrafı görmelerini, oynanan oyunu anlamalarını, samimi olanları, özellikle oradan çekilmeye davet ediyorum. Kendilerinden bunu bir Başbakanları olarak bekliyorum.

Bu olaylarda, çok önemli bir yakınımın gelinini, Başbakanlık Ofisi’nin yakınında, yanında 6 aylık çocuğu, yerlerde süründürdüler. Kendisini taciz ettiler, çocuğunu taciz ettiler. Bunun özgürlük mücadelesi ile yakından uzaktan ne alakası var? Bu mudur özgürlük, bu mudur çevrecilik? Ama biz bütün bunlara ‘sabır, sabır, sabır’ dedik.

Duyuyorum, Gezi Parkı pis kokudan geçilmiyor. Ayakkabılarla Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi’ne gireceksin, orada içeceksiniz. Bu ülkenin dini mabetlerine karşı bu saygısızlığı yapacaksınız. Ne adına? Çevre adına.

Caminin müezzinini tehdit edeceksiniz, ondan sonra farklı şekilde konuşturacaksınız; ‘Böyle bir şey olmadı’… Ne olmadı, bütün görüntüler elimizde. Cuma günü arkadaşlarımıza bunları görüntüyle vereceğiz. Bunların hepsini milletim görecek. Milletimize bunların hepsini sunacağız.”