Barış Çunguroğlu: “Geçen gün kanat takıp uçtum..!”

Pazartesi, 5 Aralık 2016 14:55

Ayıptır söylemesi geçen gün kanat takıp uçtum.!

Hazırlayan:Barış Çunguroğlu

Başta İstanbul olmak üzere metropollerde motosiklet kullanımının hızla arttığını gözlemliyoruz. Zamanın bu kadar değerli olduğu çağımızda motosiklet kullanmak gerçekten mantıklı değil mi?

Bir arkadaşım 10 yıldır aynı şirkette çalışan ve işe otomobili ile giden arkadaşı ile yaptığı sohbeti anlatmıştı. Her gün Küçükçekmece – Gayrettepe arası araba kullanan arkadaşının günde toplam 3 saatini yolda geçireceğini hesaplamış (ki normalde daha fazla). Sonuçta 10 yıllık iş hayatının 390 gününün yolda geçtiği gerçeğini duyunca arkadaşı bunalıma girmiş. Evet acı gerçek bu. Metropollerde saatlerimiz, günlerimiz, aylarımız hatta hayatlarımız trafikte geçiyor.

Bu hafta bende eski bir motosiklet kullanıcısı olarak 20 yıllık dostum Seçkin Şerifoğlu’nun davetine uyarak motosiklet kullanmaya gittim. Dostumun benim gibi sporcu ve antrenör olması sebebi ile konumuz tabi ki motor sporları oldu. Bana “gel de bi kondisyonunu test edelim” dediğinde bu kadar yorulacağımı ama kafamın bu kadar rahatlayacağını ve İstanbul’un bu kadar yakınında bu kadar güzel bir doğanın içinde kaybolacağımı asla düşünmemiştim.

Halk arasında kros motor olarak bilinen motosikletlere bindik. Bindiklerimiz Special Enduro modelmiş. Yüksek, hafif ama çok güçlü motorlar. Hani düz duvara tırmanmak değimi var ya, işte bu motorlar ustasının elinde düz duvara tırmanıyor.

Seçkin 14 yıl spor kulüplerinde yöneticilik yaptıktan sonra sektörü tamamen bırakarak motosiklet eğitmenliğine başladı. “14 yıl kapalı ortamda kalmak benim bütün yaşam enerjimi almış, artık kendimi doğaya vurdum” diyor. İstanbul gibi bir yerde ütopik bir düşünce gibi değil mi?

Bence, hayır değil! Şu anda Türkiye Enduro şampiyonu arkadaşı Murat Yazıcı ile beraber Göktürk’te “Enduro School Motosiklet Eğitim Kurumu”nda yetenekli gençler yetiştiriyorlar. Enduro mücadele gerektiren bir spor. “Endurance” yani dayanıklılıktan gelen Enduro kelimesi, tam da adı gibi gerçekten mücadele ve dayanıklılık gerektiren bir spor.

Seyrettiğiniz zaman tehlikeliymiş gibi gelse de sakatlanma riski en düşük sporlardan.
Çünkü bi kere inanılmaz bir kıyafet prosedürü var. Ben giyinirken sıkıldım açıkçası. Dizinize kadar çıkan ve yürümenizi zorlaştıran mx botları giyince ayağımdan kamyon geçse bir şey olmaz diyorsunuz. Üzerine dizlik, body armor, kask derken kendinizi Robocop – Amerikan futbolcusu melezi gibi hissediyorsunuz.

Bunun yanında sakatlanma riskini düşüren diğer neden bu motorların trafiğe kapalı olan alanlarda kullanılması. Tamamen doğa ile baş başasınız. Vay efendim soldan dolmuş çıkar mı? Öndeki taksi aniden durur mu? Sağdan taksi kapsını açar mı diye bir derdiniz yok.

Seçkin özellikle orta ve lise çağındaki gençlerin aileleri tarafından kendilerine yönlendirildiğini söylüyor. Gençler bilgisayar başında boşa vakit geçireceğine doğayla iç içe bir ortamda mücadele gücü kazanıyor diyor. Evde su almak için kalkmayan genç bütün gün arazide bütün işini kendi yapmak zorunda. Hele birde motosiklet merakı olan bir gençse onu trafikteki tehlikelerden korumanın en güzel yolu diyor.

Trafiksiz bir ortamda, doğayla iç içe hem de sportif bir faaliyet. Başarılı öğrencilerini yarış takımına alarak Türkiye Enduro Şampiyonasında yarıştırıyorlar. 1,5 yıl içinde Türkiye Gençler Şampiyonu olan öğrencileri var. Bu yılda büyükler E3 sınıfında yine şampiyon olmuş. Onlardaki mücadele gelişimini görmek harika diyor.

Gelelim benim tecrübeme.

İnanın bu kadar yazının üzerine bir cümle ile açıklayayım…

“Anlatılmaz, yaşanır.! Çok uzak değilseniz bi gidin de görün.”

Spor dolu, güvenli sürüşler..
barış çunguroğlu 1