Barbaros Altuğ Türkçe’ye çevrilmeyen kitapları yazdı

Çarşamba, 27 Şubat 2013 08:25

Dipnot Tablet Edebiyat Yazarı Barbaros Altuğ Türkçe’ye çevrilmeyen kitapları kaleme aldı.

Konuşamadıklarımız, okuyamadıklarımız…

Türkiye uzun yıllar üstü örtülü hikayelerle yaşamış; herkesin bildiği ama birbirine fısıldamaktan bile çekindiği bir ülke ve insan tarihi bu hikayelerde gizlenmiş. Yavaş yavaş gözlerini ve ruhunu açmaya başlayan siyasete paralel bilip de konuşmadığımız ve yazamadığımız öyküleri de okumaya başlıyoruz ama. Kendi dilimizde olmasa da başka dillerde; bizim topraklarımızda yaşanan dramları anlatan ve henüz Türkçe’ye geçmeyen kitaplar var bu sefer…

YMitGS_finalfrontcover1955 yılında bir sonbahar günü…

“6 Eylül 1955 günü akşamüstü İstanbul’da korkunç bir uğultu duyuldu” diye başlıyor Agop Hacikyan’ın kitabı The Young Man in the Grey Suit “ ve bu uğultunun insanlıkla uzak yakın ilgisi yoktu” diye devam ediyor.

1931’de Istanbul’da doğmuş Hacikyan, 1955 yılında İzmir’de NATO için çevirmenlik yaparken bir umumi tuvalete girmiş ve pisuvarlarlara döşenen taşların Ermeni mezar taşlarından yapıldığını gördüğünü anlatıyor. Sonra da Kanada’ya yerleşiyor.

Geçen ay yayınlanan The Young Man in the Gray Suit, 1955 yılında yaşanan ve Ermeni ve Rum nüfusun çoğunun Türkiye’yi terk etmesine sebep olan büyük trajedinin romanı. Ermeni soykırımını anlatan A Summer Without Dawn ile başlayan bir serinin de devamı . 1955 yılında Rıza Bey’in oğlu Nur’un bir tütün firmasında işe başlaması ve devamında babasının Ermeni metresi Maro’ya yardımı ile gelişen roman Nur’u giderek babasının Ermeni soykırımında oynadığı rolü sorgulamaya götürüyor. İstanbul-New York arasında kaybolan ve bulunan aşklar, keşfedilen sırlar ve bir kendini bulma hikayesi…

1957’den beri Kanada’da yaşayan yazarın daha önce yayınladığı kitaplarından bazılarını Ermeni edebiyatını Türkçe’ye çevirmek amacı güden Pencere yayınlamış ama Pencere artık pek hareketli değil; Acikyan ise dramlarımızı yazmaya devam ediyor.

 

 

500x500_3248481_fileKayıp ana toprağında…

Kay Mouradian Boston’da büyümüş ama ana toprağı Anadolu. Boston’da bir Amerikalı olarak yetişirken pek de ilgilenmemiş bu tarafı ile annesinin. Ama giderek ailesini, 1915 yılında aniden yitirdiği annesinin anlattığı hikayelerin ardında yatan trajediyi ve 1900’lerin başında doğan annesinin hayatını araştırmaya başlamış. İşte diaspora tarafından “Ermeni Anne Frank’ı “ olarak nitelenen ve iki hafta önce yayınlanan My Mother’s Voice (Annemin Sesi) kitabı da böyle ortaya çıkmış.

Önce Amerika’daki kütüphanelerde başladığı araştırma onu Türkiye’ye getirmiş; annesinin ailesi ve daha onbinlerce Ermeni’nin Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldığı Anadolu’ya. Oradan Ermenilerin izlediği güzergahı takip ederek Suriye çöllerini geçmiş. Bu büyük kıyımda yaralanan çocuklardan biri olan (o zaman henüz 14 yaşındaki) annesini anlamaya başlayan Mouradian “annemin duyulmayan sesi olmaya çalıştım” diyor, “işte bu da onun hikayesi”. Mouradian aynı zamanda belgesel yönetmeni ve bu kitapla aynı adı taşıyan bir de film hazırlamış.

 

 

 

 

 

 

51m7fMUplYL__SL500_PIsitb-sticker-arrow-big,TopRight,35,-73_OU01_SS500_Bir Osmanlı Papazı…

Theophilos Kairis 18. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda doğmuş ve 19. Yüzyılda Yunanistan’da ölmüş bir papaz. Ama sıradan bir papaz değil; Yunanistan’ın bağımsızlık hareketinin önderlerinden.

Tear of People işte bu din adamının etkileyici ve ilham veren hayat hikayesini anlatıyor. Peter Mantarakis tarafından kaleme alınan biyografi Yunan bağımsızlığını savunan Filiki Etaireia üyesi papazın Yunan bayrağını dikmesinden ilk Yunan anayasının ana damarlarını çizmesine, öksüz kalan çocukları okutup bilinçlendirmesinden fikirleri yüzünden Yunan Ortodoks kilisesinden afaroz edilmesine uzanıyor.

1840’larda ülkesinden sürgün edilen ve Fransa ve İngiltere’de yaşan Mantarakis 1852’de Yunanistan’a girdiğinde ise tutuklanıyor; hücresindeki 20. gününde de ölüyor.

Tears of People ailesi Kairis’in doğum yeri olan Andros’dan gelen ve Kairis’in efsanemsi hikayeleri ile büyüyen Mantarakis’in canlı anlatımı ile Türk-Yunan savaşlarının karşı taraftan görünüşünü de içeren ilginç bir dönem ve kişiliğin hikayesi.

Barbaros Altuğ