Balon Kadehin İçindeki Akıllı Bıdık Cep telefonu! Cüneyt Özdemir yazdı

Cumartesi, 17 Ağustos 2013 14:28

http://www.youtube.com/watch?v=EU4CarBtmxY

Bodrum’un mütevazi bir koyunda balıkçı lokantasında oturuyorum. Ayaklarımı uzatsam denize değecekler. Kısık bir ışık. Garsonlar masaların arasında koşuşturuyor. ‘İşte sırf böyle bir fotoğraf karesinin içinde olmak için bile bu güzel ülkemizde yaşamaya değer be’ diye içimden geçiriyorum. Keyfim yerinde… Restaurant’daki herkesin üzerinde tatlı bir huzur var. Mekan hınca hınç dolu. Gelin görün ki müzik çalmak yasak.

Espri olsun diye garsona ‘cep telefonumuzdan çalmak da yasak mı?’ diye soruyorum. Garson arkasını dönüp gidiyor. Haydaa…
Birazdan elinde balon boş bir şarap bardağı ile geliyor.

‘Buyrun hopörlörünüz’ diyor. Şaşırıyorum. Masadaki arkadaşım gülümsüyor.

‘A diyor bu yıl, bu çok moda!’

‘Moda olan ne yahu?’

Birazdan günlerdir dilimize dolanan Fettah Can’ın söylediği Küs adlı şarkıyı youtube’dan bulup aklılı bıdık telefonumu boş balon kadehin içine bırakıyorum.

Fettah Can’ın Muslüm Gürses’i aratmayan buğulu, kederli ve sitemkar sesi son zamanlarda yeniden keşfettiğimiz şarkıyı söylemeye başlıyor.

‘Acımız büyük unutamam seni kaybettik!’

Patlatıyoruz şen bir kahkahayı. Nasıl patlatmayalım. Düşünsenize köpoğlu, kavun, salata, midye dolmanın arasında balon bir kadehin içinde cep telefonu yanık yanık söylüyor!

Birazdan yanımızdaki masaya 5 kişilik 30 yaşlarında ‘genç’ bir grup gelip oturuyor. Ben acaba rezil olur muyuz diye hafifçe kadehin içindeki telefona doğru uzanıyorum ama umurlarında bile değil. Oturur oturmaz hepsi ilk iş olarak menüye bakmak yerine cep telefonlarını çıkartıp sosyal paylaşım sitelerine bakıyorlar. Onların arka masasında oturan iki kadın da birbirileri ile konuşmak yerine karşılıklı cep telefonlarını çıkartmışlar parmaklar üzerinde bir aşağı bir yukarı sosyal medyada turluyorlar. Durum dikkatimi çekiyor şöyle bir diğer masalara bakıyorum. Yaşları 70 civarında olan bir grup kadının oturduğu tek bir masa haricinde restaurantın nerede ise tamamında aynı hava hakim. Hele bazı masalarda anneleri ve babalarının yanında sıkılan çocuklar etraf ile bağlantıyı tamamen kesmiş durumdalar. Büyülenmiş gibi ellerindeki akıllı telefonlara kendilerini kaptırmış durumdalar.

Aslında bir anda kendi cep telefonunuzu masanın üzerine bırakıp bütün lokantanın akıllı telefonlarda turladığı bu resme bakmak insana çok tuhaf geliyor.

Düşünsenize bir restaurant dolusun insan kimsenin birbiri ile konuşacak bir şeyi yok! Ya da tuhaf bir postmodern hastalığa tutulmuş gibiler elleri sürekli cep telefonlarında. Hiç tanımadıkları insanların ya da uzaktan takip ettiği insanların yazdıkları like ettkileri veya kendileri ile hiç ilgileri olmayan twitlerinden büyülenmiş bir şekilde gözlerini alamıyorlar.

Teknolojinin mobilize olması bizleri birbirimize mi bağlıyor yoksa bizleri birbirimizden mi uzaklaştırıyor tam olarak karar veremiyorum.

Şurası kesin bu akıllı telefon işi insanlar arasında ikili ilişkileri bile bambaşka bir seviyeye taşıyor. Seviye derken illaha yükselik anlamında söylemiyorum. İnsanların birbirleri ile zaman geçirme biçimleri değil aynı zamanda iletişim modeli de sonradan çok daha net bir şekilde fark edeceğimiz şekilde değişiyor.

Kadehin içindeki telefona dönersek. Yahu Hande Yener’i patlatan bu şarkıyı biz ne kadar da geç keşfetmişiz meğerse. İtiraf edeyim Fettah Can ismini ben daha önce duymamıştım. Bu şarkının böylesine şahane bir yorumu olduğunu da bilmiyordum. Ama beni asıl büyüleyen sözlerindeki hınzırlık oldu.

Hele ‘Kurallarım var yalan söyleyemem, senden soğuduğumu bir tek sen değil bir tek ben değil alem biliyor’ kısmının tam ‘hastasıyım’…

Zaten hastası olan bir tek ben değilim. Baktım birazdan bizim garson elinde bir balon kadeh ile yan masaya geliyor.
‘Senin bana küs olduğunda bile koşarak geldiğini bir tek sen değil bir tek ben değil, alem biliyor….’

Cüneyt Özdemir

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ