Balık veren değil balık tutmayı öğreten adam

Salı, 13 Mayıs 2014 11:10

Başlığı okuduğunuz zaman bu yazının bir kompozisyondan ibaret olduğunu düşünmüş olabilirsiniz. Ama inanın öyle değil. Çünkü okuyacağınız yazı bu sözün felsefesi yerine izinde yürüyen bir kişinin hayat hikayesini anlatıyor. Eskişehir’de kaptanlık yaparken yolu birden Gambiya’ya düşen ve oradaki insanlara balık tutmayı hatta kayık yapmayı öğreten Hamdi Uğur’un hikayesini.

IMG-20140505-WA0017

Hamdi Bey öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Kimsiniz, ne iş yaparsınız?

Rahmetli babamın balık halinde (Çukur Çarşı) bir dükkanı vardı. Eskişehir’in sembollerinden Porsuk Çayı’nda da sandal işletmeciliği yaptığı bir iskelemiz. Bu yüzden eğitimimi elektronik üzerine almama rağmen uzun yıllar balıkçılık ve kayıkçılık yaptım. 1990-98 yılları arasında uluslararası gemilerde çalıştım. Son iki yıldır Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin turistik amaçlı teknelerinde kaptanlık yapmaktayım.

Gambiya’ya gitme fikri nereden geldi aklınıza? Niye böyle bir işe kalkıştınız?

Gemicilik yıllarında üç kıtada yirmi ülkeyi görme şansım oldu. Ama Afrika’daki insanlığın yüzkarası susuzluk ve fakirlik beni hep yaralamıştır. İnternette Sen De Gel Derneği’nin Gambiya’da balıkçılara tekne sağladığını gördüm. Çalışmaları inceledim ve yaptıkları işlerin sürdürülebilir olmasının yanı sıra insanların hayatını çarpıcı bir şekilde değiştiriyor olmasından çok etkilendim. 2013 Mayıs ayında İstanbul’da tanıtım toplantısına katıldım ve derneğe hemen üye oldum. Derneğin resim ve videolarından orada dört ay gönüllü çalışma yapmış Cihan Kılıç’tan edindiğim izlenimlerle kullanışlı bir kayık modeline ve olta balıkçılığının yapılmasına gerek olduğu kanısına vardım. Bir kayık modeli oluşturdum ve modelini yaptım.

IMG-20140505-WA0026

Oraya gitmek için belediyeden nasıl izin aldınız?

Öncelikle yaptığım kayık tasarımını dernek yönetimimize sundum. Olta balıkçılığı konusunun önemini bildiğimden oradaki insanlarla mutlaka paylaşılmalı düşüncesi ile konuyu derneğimizin kurucusu İbrahim Bey’e açtım. Yolculuk için gerekli harcamayı karşılayacak birikimim vardı fakat çalıştığım için işten izin almam zordu. Allah’tan Sayın İbrahim Betil, Büyükşehir Belediye Başkanımız Yılmaz Büyükerşen’e mektup yazdı ve bir ay ücretsiz izin aldım.

İlk gittiğinizde neler hissettiniz?

Gambiya’ya direk uçuş yok. İstanbul’dan Casablanca aktarmalı Gine-Conakry’e, oradan aynı uçakla ülkenin tek havaalanı Banjul Airport’a ulaştım. Gecenin üçünde tek beyaz adam benim. İster istemez çekingenlik ve şaşkınlık oluşuyor. Yanımda götürmüş olduğum 5 bin metre misina, 5 yüz adet olta iğnesi, 10 kg kadar olta ipi gümrükçülerin dikkatini çekti. Tüm valizleri açmışlardı ki Sen De Gel gönüllüsü Tuncay Bozkurt bir anda yanımda bitti ve sorunlar da bitti.

IMG-20140505-WA0023

Neler yaptınız peki? İşe nereden başladınız?

Bir gün istirahattan sonra ülkenin iç kesimindeki Soma kasabasına gittik. Ertesi gün Pakalinding köyü balıkçıları ile tanıştık. Bizdeki olta iğnesi modelini hiç görmemişler haliyle bağlamasını da bilmiyorlar. Öğrenmeye hasret insanlar, bir o kadarda gayretli… Ayrıca paragat (longline) dediğimiz oltaya yem olarak takılacak balığı avlamak için bizde kullanılan yemlik ağı da hiç görmemişler.

IMG-20140505-WA0037

Ertesi gün daha iç kesimlerdeki Bambali köyüne karadan yol olmadığı için iki saatlik tekne yolculuğu ile ulaştık, aynı eğitimi yine yaptık. Tuncay Bey derneğin köye bir pirinç değirmeni sağladığını ve rutin kontrolü yapması gerektiğini söyledi. “Kuş uçmaz kervan geçmez sözü herhalde bu köyde icat edilmiştir” dedim içimden.

Fuat Kahraman’ın (kahraman_fuat) röportajının tamamını okumak için Dipnot Tablet dergiyi hemen indirin! 

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN