Atletico miti ve Arda Turan

Cumartesi, 24 Mayıs 2014 18:00

Prenses tarafından öpülünce yakışıklı bir prense dönüşen kurbağa masalının çağdaş bir versiyonunu hatırlatıyor bize Arda Turan. Taç çizgisinin ardında top toplayıcılığı yaparken hayranlıkla sahadaki abilerini izleyen bir alt yapı oyuncusu iken kendini oyun çizgilerinin içinde bulması, hayallerini gerçekleştirmesi çok uzun zaman almadı.

Manisaspor’da kiralık oynadığı ilk Süper Lig deneyiminden sonraki yıl, yetenekleri ve oyun zekası ile dikkatleri üzerine çekmeyi başararak Galatasaray’a döndü. 22 yaşında koluna taktığı kaptanlık pazubandı ise Arda Turan’ın lanetlenerek kurbağaya dönüştürüldüğü masalın dönüm noktası oldu. Saha içinde işler kötü gidiyordu ve tribünler sorumluyu olmasa bile öfkesini kusacağı hedefi bulmuştu Ha keza magazin basını da tüketebileceği yeni bir figür. Arda Turan…

Arda’nın Madrid yolunu tutarken söyledikleri ve söyleyemedikleri ile kırgın olduğunu anlamak için çok zeki olmamıza gerek yok. Arda Turan için Madrid serüveni ne kadar kariyer planları içerisinde yer alıyordu bilemeyiz ama Türkiye’den ayrılma kararını verirken asıl belirleyici faktörün yaşadığı hayal kırıklığı olduğunu söylemek hiç yanlış olmayacaktır.

Aynı Arda şimdi La Liga şampiyonu ve Şampiyonlar Ligi finalisti Atletico Madrid kulübünün önemli bir dişlisi olarak tekrar gündemimizde. “Başaramaz, sıradan bir futbolcu olarak kalır, yurt dışına uyum sağlayamaz” diyenleri biraz yanıltarak, çokça da utandırarak. Bu minval üzere Tanıl Bora ile Atletico’yu ve Arda’yı konuşmaya çalıştık.

Ali: Arda’nın Manisa’dan Galatasaray’a döndüğü yıl Galatasaray’da aynı mevkiiye Carusca isminde bir Arjantinli oyuncu alınmıştı. Carusca vasatın bile çok altında bir performans göstermesine rağmen haftalarca ilk 11 de yer buldu. Belki birazcık vasata yaklaşmayı başarmış olsa Arda uzun süre daha forma bulamayacaktı ve bugün geldiği yere hiç ulaşamayacaktı.

Tanıl Bora: Belki “ulaşamazdı” demek fazla abartı olurdu. Arda belki yine kendini gösterme fırsatı bulacaktı. Kastettiğin şu ise; çok para verilmiş yabancılar takımlar içerisinde ciddi bir kontenjan kaplayabiliyor ve yetenekli oyuncuların önünü kesebiliyorlar ancak sadece yetenek yetmiyor kendini göstermesi için başka özellikler gerekiyor futbolcularda. Arda’da sanırım şöyle bir şeyde var. Yetenekleri ve oyun aklının yanı sıra şeytan tüyü var, sempatik bir tip. Bu özelliği de eninde sonunda kendisine yok açmasını sağlardı. Bir futbolcunun ilerlemesi noktasında fiziksel özellikleri ve oyun aklı dışında sahada duruşu, kendini sunma biçimi gibi faktörlerde rol oynuyor.

Ali: Yurtdışına çıkan Türk futbolcuların büyük çoğunluğu başarısız oluyor. Tugay Kerimoğlu ve Nihat Kahveci’yi bu örneklerin dışında tutabiliriz. Tugay ve Nihat iyi profesyoneller ve ekol oyuncuları. Diğer yandan Emre Belözoğlu ve Hakan Şükür ise büyük beklentiler ile yurtdışına çıkıp adaptasyon sağlayamadığı için başarısız olan futbolcuların başında geliyorlar. Arda Turan karakteristik olarak Emre ve Hakan ile daha benzer özellikler taşımasına rağmen başarılı olmasını neyle açıklarsın. Arda’nın Atletico ile kimyası nasıl uyuştu?

Tanıl Bora: Atletico Madrid’in şu etkisi olabilir. Daha bir halk kulübü olarak bilinen, daha popüler, avam bir kulüp. Dolayısıyla Arda’nın kendisini daha rahat hissedebileceği, Arda’yı fazla kasmayan bir kulüp. Popülist diyebileceğimiz bir atmosferi var.

Arda ana kuzusu profili çizen bir oyuncu. Nihat ve Tugay Türkiye’den epey uzaklaşmışlardı. Sadece fiziken değil kafa olarak da orada yaşıyorlardı. Mesela Arda sürekli magazin basınında hazır ve nazır. Sürekli buraya mesaj gönderiyor, bir eli ve gözü sürekli burada. Sempatik ve “ana kuzusu” imajı hep işleniyor. Hem bu çehresini koruyup hem orada tutunması da Arda’nın kendine özgü bir başarısı.

Ali Mendillioğlu‘nun yazısının tamamını okumak için tıklayınız.

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN