Aşk Laftan Anlamaz’ın kötü cadısı Betül Çobanoğlu: “Mutlu Çiftler Kliplerde Olur, Aşk Hikayesi Mücadele İster”

Pazartesi, 5 Eylül 2016 14:04

Aşk Laftan Anlamaz’ın Derya’sı Betül Çobanoğlu ile dizisini, oyunculuğu, sosyal medyaya karşı olan mesafeli tutumunu ve aşkı konuştuk. Masalın cadısı olmayı eğlenceli bulan Çobanoğlu, röportaj boyunca realist tavrıyla beni bir hayli şaşırttı. Etkili bakışları, kendinden emin havası ve açık sözlü haliyle dikkat çeken oyuncuyu sizlerle başbaşa bırakıyorum.

Aşk laftan anlamaz’da Derya karakterini anlatmaya değer kılan neydi?
Bizim dizimiz bir yaz projesi olarak başladı ve biliyorsunuz bu tarz işler daha seyircinin rahat izleyip keyif alacağı soft işlerdir. Masalsıdır. Derya da bu masalın kötü cadısı. E cadı oynamak da zevklidir, eğlencelidir. (Gülüyor) Hikayenin tadı tuzudur. Merakı körükleyendir.

Dizinin iki ana karakterinin de kendi hayatlarıyla dertleri var ve sonra aşk geliyor, hayatları değişiyor. Bu derdi tasayı çıkarsak aşk güç kaybeder miydi?
Aşk güç kaybeder miydi bilemiyorum ama hikaye ederdi. Sadece birbirinin gözünün içine bakan mutlu çiftten bir klip yapabilirsiniz ama bir hikayenin olabilmesi için tıpkı hayat gibi mücadele edilen emek verilen bir şeyler lazım. İnsan önce kendine ait kendinden güç alan bir varlıktır. Hayat hep devam eder de aşk gelince varoluş motivasyonunuz artar. Tabi karşılıksız aşk ya da acı varsa tam tersi de olur.

SOSYAL MEDYA ALDATICI
Siz sosyal medyaya mesafeli misiniz? Araştırırken bunu hissettim biraz…

Epey bir zamandır evet. Kendi adıma herhangi bir hesabım yoktur. Sadece yakınlarımın dahil olduğu hesaplarım var ama tanımadığım kişilere açık değil. Daha çok haber alma amaçlı kullanıyorum zaten.

Neden kaynaklanıyor bu mesafeli tavır?

Aslında tatsız bazı durumlar yüzünden kapattım adıma olan hesabımı. Zarar görmeye açık bir ortam bir kere. Üstelik elle tutulabilir değil. Aldatıcı. Mahremiyet duygusunu ortadan kaldırıyor bir nevi. Ne olursa olsun aidiyet hissettiğiniz ve sınırladığınız bir alanınız vardır. En çok orada sizsinizdir. Sosyal medyada daha çok kendinizin avatarı gibi oluyorsunuz. Tabi tamamen hayatımdan çıkarmış değilim dediğiniz gibi mesafem var. Haber alma adına çok önemli mesela. Bunca bilgi kirliliğine rağmen. Hoş bir yandan da bilgi yağıyor, doğru ya da yanlış, lazım ya da değil, yağıyor. Biraz bu bilgi durumuna da bağımlı mı olduk ne…

İYİ BİR OYUNCU İZLEYİCİYE “BUNU BEN DE YAPARIM YA” DEDİRTİR
Genç oyunculara dair son yıllarda hızla artan ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öyle mi diyorsunuz ben farkında değilim sanırım (Gülüyor)

Bizim idollerimiz hep şarkıcılardı, şimdi ibre oyunculara döndü… Bunun nedeni ne sizce?

Yok yani bence araçlar çoğalmış olabilir sadece. İdol deyince daha içi dolu bir şey geliyor benim aklıma. Fikirler geliyor. Varoluş biçimi geliyor. Yoksa ergenliğe yeni adım atan çocukların güzelliğe bir imaja hayran olması geçici bir durumdur zaten. İdol olma konusunda müzisyenler oyunculardan 1-0 öndedir bence. Çünkü doğrudan kendilerini ifade ederler müzikle. Çok direkt bir bağ kurulur. Ve içten. Yani bilemiyorum belki biraz eski kafalıyımdır. (Gülüyor)

İyi oyuncu nasıl anlaşılır?

Sahici hissettirir. İnandırır. Ve yaptığı şeyin çok kolay olduğu hissine kapılabilirsiniz. “Ben de yaparım ya bunu” gibi bir his yaratır izlerken.

Rol almanın şartı iyi oyuncu olmak mı?
Her meslekte işinde hünerli olan insanlar vardır ve onlar ayırt edilir ama o işi yapan bir sürü insan vardır üstelik onlara ihtiyaç da vardır. Oyunculukta da öyle işte. Hayatta da öyle. Donanımlarımız konusunda hayat da adil değil ki zaten.

Peki diziler için iyi oyuncu olmak gerekiyor mu?
Sorunuzun cevabına gelince şöyle diyelim, proje sahibinin iddiasına bağlı (Gülüyor)

Sahne ışığı diye bir şey var mı sizce?

Var kesinlikle..

Oyuncu olmak isteyenlere neler tavsiye edersiniz?
Eğitim diyebilirim. Okuldan çıkıp harika oyuncu olacağınızdan değil, bir emek verme sürecine ihtiyaç olduğundan. Oyunculuğun tarih serüvenini, diğer temel bilimlerle olan ilişkisini biraz olsun anlamak bakımından mesela..

ORTA YAŞ İNSANLARIN HİKAYELERİNDEN KAÇILIYOR


Yetişkin bir çocuk annesi olmak için çok genç değil misiniz?

Olabilir.

Ekranda bu kadar genç ve güzel anneler görmemiz, alttan alta kadınlar üzerinde erken annelik ve daimi güzellik adına etki yaratma amacı mı taşıyor sizce?
Biraz sektörde ki dizilerin hikayelerinin genç aşıklar üzerine kurulmasından olabilir. Orta yaş insanlarının hikayelerinden kaçınılıyor biraz. Reyting kaygısı var tabi. Ama ihtiyaç olduğu gerçeği de yadsınamayınca bu açık böyle kapatılmaya çalışılıyor sanırım. Senaristlerin pek de bağımsız bir yaratıcılık alanı yok zaten. Kanallar ve yapımcılar ticari kaygıdan dolayı farklı hikayelere zaten mesafeli duruyor. Kadınlara özel bir mesaj kaygısından kaynaklandığını düşünmüyorum yani.

AŞKIN EN ÇABUK BİTEN YANI HEYECANI

Aşk laftan anlar mı?
Laf anlatmaya çalıştıkça daha da körüklenebilir (Gülüyor)

Anlıyor olsaydı, mantıklı cümleler aşka dur veya yürü diyebilseydi kendinize ne derdiniz?
Bu dur deme sebebine bağlı bir şey. Normal koşullarda akar gidersiniz zaten. Bedelini ödemeye hazır mısın derdim?

Neyin hiç bitmemesini isterdiniz?
İç huzurunun..

Aşk biter mi?
Tabi biter.

Size göre aşkın ömrü ne kadardır?
Aşkın ilk zamanlarındaki heyecan duygusu en çabuk biten şeydir. Sadece bunu anlıyorsak aşktan, en fazla 1-2 senedir herhalde…