Artık insanlar da hormonlu!

Pazartesi, 19 Kasım 2012 10:30

Dipnot Tablet’in 87. sayısı “Kate Moss Hakkında Her Şey!” kapağı ile yayında!

Sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde çocuklar çok hızlı. Bundan birkaç nesil öncesi çocukların en büyük karne hediyesi hayali, bir bisiklet iken, şimdiki çocukların hayallerini türlü akıllı oyuncaklar, elektronik aletler süslüyor. Bizlerin yavaş yavaş çözebildiği hatta takip etmekte zorlandığı teknolojiyi, onlar ekmek su gibi görüyorlar.

Yeni nesil sürekli gelişen hızlı bir dünyanın içine doğdu ve doğmaya devam ediyor. Her şey akıp gidiyor ve insanların da benzer şekilde hızlı olmaları gerekiyor. Zaman, her şeyden çok daha değerli. Bilgiye ulaşmak için ansiklopedi karıştıracak zaman yok. Her şey daima bir tık ötede olmalı.

Bu hız ister istemez genç nesillerin bedensel gelişimlerini, yediklerini içtiklerini, hayata bakışlarını da etkiliyor. Herkesin acelesi var. Hiçbir şey bunun önünde engel olmamalı.

6 YAŞINDA ADET GÖREN ÇOCUKLAR BİLE VAR (Yoksa Genç mi Demeliyiz?)
North Carolina Üniversitesinden Marcia Herman-Giddens yaptığı son araştırmada işte bu aceleyi inceledi. Yayınladığı makale ile genç neslin artık çok daha erken yaşlarda ergenliğe girdiğini tespit ederek bunun sebeplerini araştırdı.

Giddens, yaptığımız görüşmede, ergenliğe geçişteki bu hızın pek çok sebebe bağlı olabileceğini açıkladı. Soluduğumuz havanın değişmesi, yapılan aktivitelerin değişmesi, sosyal hayatın, tüketilen besinlerin değişmesi, büyürken destek olarak alınan vitaminler tüm bu sebeplerden birkaçı sadece.

Marcia Herman-Giddens konuyu şöyle özetliyor: ‘Artık çocukların, çocuk olmaya dahi vakti yok. Artık ziraatte dahi, sabır yok. Tarım ürünlerinin bir an evel olgunluğa erişmesi için kullanılan gübreler bedenin kimyasını etkiliyor.Bu tür yiyecekler ve fast food erken ergenliğin önemli sebeplerinden biri. 6 yaşında adet gören kız çocukları var düşünebiliyor musunuz?’

İngiltere Çocuk Gelişimi Derneği Başkanı Tam Fry da Prof. Giddens ile aynı görüşte. Fakat o bu konuda tek bir günah keçisi işaret ediyor: Fast Food! Fry’a göre çocuklardaki bu erken ve zamansız gelişimin sebebi sağlıksız beslenme ve obezite.

Çocuklarda görülen obezite şimdilik Türkiye’de Amerika’da olduğu kadar büyük bir sorun ve yaygın olmasa da, okul kantinlerinde tüketilen sağlıksız yiyecekler bu tehlikenin tiktaklarını kulağımıza hafiften çalmaya başladı diyebiliriz.

Yani anlayacağınız tıpkı zorla büyütülen tavuklar, hormon basılıp iki günde olgunluğa ulaşan sebze meyveler gibi artık bunlarla beslenen insanoğlu da hızlı olgunlaşıyor. İşte bu yüzden de ergenlik yaşı neredeyse yarı yarıya düşmüş durumda. Belki de bu yüzden etrafımızdaki küçük hanımlara, beylere şaşmamak gerek.

Türkiye’de danıştığımız çocuk sağlığı uzmanları ise Fast Food’un tek başına erken ergenliğe neden olamayacağı görüşündeler. Fast Food’la birlikte diğer etkenleri şöyle sıralıyorlar:

Çocuk Sağlığı ve Hastalıklar Uzm. Dr. Ahmet İNCİOĞLU: Çocukların erkenden ergenliğe girmelerinin en büyük etkeni fast food değil genetik yatkınlıktır. Bu araştırma ne kadar doğru bilmiyorum ama erken ergenliğin sebebi fast food diyebilmek için çok uzun yıllar üstünde araştırma yapılmalıdır.

Erken ergenliğin bir diğer sebeplerinden biri de güneşe çok maruz kalmaktır. Örneğin Kuzey Afrika’da çocuklar çok küçük yaşta ergenliğe girer.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Yrd. Doç.Dr. Gökmen ERCAN: Erken ergenliğe girmenin tek bir sebebi asla olamaz. Fast foodun tabi ki tetikleyici özellikleri var. Bu yiyeceklerin içindeki yüksek kalori ve nişasta çocukların kilo almasına sebep olur. Bu kilolarda çocukların erkenden ergenliğe girmesine neden olur.

Tavuk ya da çileklerden insanlara geçen östrojen hormonu erken ergenliğin bir diğer sebeplerindendir. Bunun dışında çocukların cinsellikle erkenden tanışması (Örn: Ali’nin kız arkadaşı Zeynep) ve bu gibi çevreden gelen uyarılar çocukların çok küçük yaşta ergenliğe girmesine neden olur.

Aslında araştırmayı yapan Giddins de farklı bir şey söylemiyor. O da Fast Food’u tek başına değil, diğer nedenlerle birlikte erken ergenliğin suçlularından biri olarak gösteriyor. Fast Food aslında sadece bir yemek çeşidi değil bir yaşam tarzının da adı. Hepimiz ara sıra kaçamaklar yaparız ama hamburgercilerin önünde biriken kalabalığın çoğunluğunu çok şişman insanların oluşturduğunu söylersek, kimse fast food’u savunmaz herhalde.

Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü Dr. Özlem Ekiz Yörükalp: Geçmiş yıllara oranla çocuk beslenmesinin değişmesi, proteinli gıda tüketiminin artması ve tüm dünyada sosyoekonomik olarak zenginleşme, ergenlik yaşını düşürmüştür. Çocuklar ve gençler tüm dünyada eskisinden daha uzun boylu ve daha obez yetişiyorlar. Bu da ergenliğin erken başlamasına sebep oluyor. Ergenliğe girmenin biyolojik alt sınırı 9 yaştır. 9 yaşında veya daha önce ergenlik belirtilerini gösteren çocuklar endokrinoloji uzmanları tarafından tetkik edilmelidirler.

Çevresel faktörler, yani yediğimiz yemekte, yaşadığımız ortamda, kullandığımız eşyada vs bulunan endokrin (hormon sistemini) bozucu maddeler de erken ergenliğe girişten sorumludurlar. Endokrin bozucu grubuna giren kimyasallar ve hormonlar erken ergenliği tetikleyebilirler.

Hormon sistemini bozucu kimyasallar hormonlu gıdaları, tarım ilaçlarını, DDT’yi ve plastik sanayinde kullanılan ürünleri kapsar. Bu gıdalardaki hormon oranı aslında çok düşüktür. Hormonlu gıdalardaki hormon oranı çok düşük olduğundan on-yirmi defa yemek ile hiç bir sorun çıkmaz. Ancak bu gıdaların yıllar boyu tüketilmesi ile düşük düzeydeki hormon zamanla vücutta yağ dokusunda birikir.
Bu yüzden fazla kilolu çocuklar hormonlu gıdalardan daha fazla etkilenirler. Özellikle tavuk eti, kırmızı et, süt, süt ürünleri, çilek, domates gibi ürünler zan altındadırlar. Estrogen maddesi etlerdeki yağ oranını, etin yumuşaklığını ve etin hacmini arttırır. Et – tavuk yetiştirme çiftliklerinde ekonomik karlılığı arttırmak için hormonlar kullanılmaktadırlar. Ancak kullanılan bu hormonların ve özellikle estrogen türevlerinin uzun vadede çocuklar üzerine olumsuz etkisi vardır. Bu tip hormonlar erkek çocuklarında memelerde büyüme dediğimiz jinekomasti sorununa neden olurlar. Kız çocuklarında ise memelerde gelişme, kilo artışı, hızlı boy uzaması, irilik, erken adet görülmesi sorunlarına yol açarlar.

Tabi bu durumdan en çok da ebeveynler muzdarip. Zira ergenlik adet görmekle bitmiyor. Bununla bağlantılı olarak duygusal değişimler, arzular, ergenlik bunalımları ve dolayısıyla sorunları da erken başlıyor. Çevremizdeki pek çok ebeveyn karşılarındaki 9-10 yaşlarındaki çocuklara ‘çocuk gibi mi yoksa ergen gibi mi’ davranacaklarını şaşırmış durumda. Hemen hepsi psikologların, doktorların kapısını aşındırıyor. İşte bir anne durumu şöyle özetliyor:

Ece Oyag(Anne): Yeni neslin erken ergenliğe girmelerine bir tek fast food’u fazla tüketmelerinin yanı sıra market ya da pazarlardan aldığımız sebze ve meyvelerin tohumlarında kullanılan hormonların da çok etkili olduğunu düşünüyorum.

Benim kızım şu an 13 yaşında, fiziksel ergenliğe 11,5 yaşında girdi. Bulunduğumuz çağa göre bu yaşın erken olduğu düşünülmüyor belki doktorlar tarafından ama, duygusal anlamda olan değişiklikler çok daha erken başladı. Bu sene ise zirveye doğru çıkarak daha da zor baş edilir oldu.

Kendi bildiğini okuma, isyankarlık, her şeyden memnuniyetsizlik… Ve böyle uzayıp giden bir liste. Gerek veli toplantılarında, gerek arkadaşlarımla konuştuğumda bütün anneler benzer şikayetlerde bulunuyorlar. Yetiştirirken bir yerlerde hata mı yaptık sorusu her seferinde gündeme geliyor ve sonunda mutlaka bizim de yanıldığımız konular olmuştur diyoruz ama bir konuda daha hemfikir oluyoruz sonunda: ‘Fiziksel ergenlik hormonlu gıdalarla, duygusal gelişmeler de bilgisayar çağının tam ortasına doğmalarıyla ilintili. ‘ Bizler bilgisayarla tanıştığımızda 20′li yaşların başlarındaydık, onlar ise doğduklarından itibaren bununla büyüdüler. İnternet üzerinden ulaşamayacakları bilgi yok, bu yüzden büyüklerine bir şey sormaya bile ihtiyaç hissetmiyorlar ve her şeyi çok iyi bildiklerini düşünerek daha da müdanasız oluyorlar.

Bizlerin şu saatten sonra yapabileceği en iyi şey onları anlamaya çalışıp, gizli bir otoriteyle arkadaş kalmaya çalışmak. Arkadaşlarını mümkün olduğunca tanıyıp, gittikleri yerleri, eve giriş-çıkış saatlerini kontrol altında tutmak. Bütün bu kontroller sırasında onları boğmamak da lazım, çok baskı altında olduklarını hissederlerse de yalana başvurabileceklerini unutmamak gerek. Yani arada o kadar ince bir çizgi var ki, bu da biz ebeveynlerin işini daha da zorlaştırıyor.

App. Store’dan iPad’inize indirmek için;

Dipnot Tablet’i bilgisayarınızdan okumak için;

Tags