Artan döviz kurları işten çıkarmalara neden olabilir

Salı, 28 Ocak 2014 10:43

İş dünyası temsilcileri ve analistler, özellikle döviz borcu olan ve döviz bazlı maliyet kalemleri bulunan sektörlerde, kurlarının geldiği seviyenin veya yükselişin devamı halinde istihdam azaltımının gündeme gelebileceğini belirtiyorlar.

Geçen yıl, Fed’in varlık alım kararları ve yaz aylarında yaşanan Gezi süreci ile yaklaşık yüzde 27 oranında değer kaybeden TL’de, siyasi tartışmaların yarattığı tedirginliğin belirleyici etkisiyle yıl başından bu yana yaşanan kayıp ise yüzde 8′e yaklaştı.

Kurdaki volatilitenin seyrinde, bir süredir devam eden siyasi gelişmelerin, 30 Mart yerel seçimlerinin ve yaz aylarında gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinin dönüm noktaları olması bekleniyor.

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Başkanı Tuğrul Kudatgobilik kurlardaki “mantık dışı” yükselişin, sanayiyi mutlaka etkileyeceğini söyleyerek, “Doların artması bizim aktif hesaplarımıza menfi etki yapacaktır. Bugün , olayın üretimi kısması, istihdama dokunması gibi bir noktada değiliz ama bu açı bizi de düşündürüyor. Çünkü bu döngü devam ederse, istihdam daralmasına kadar gidilebilir” dedi.

Hanehalkının döviz cinsi kredi kullanımının 2009 yılında yasaklanmış olmasının da olumlu etkisiyle, Türkiye’de her ne kadar hanehalkı döviz borçluluğu düşük olsa da; özel sektörün dövize endeksli kısa ve uzun vadeli dış borç stoku ve döviz bazlı üretim maliyetleri dikkate alındığında, yıl boyunca mevcut kur seviyelerin devam etmesi veya yükselmesi halinde istihdama dokunmadan mevcut sürecin sürdürülebilir olmayacağı değerlendiriliyor.

“Eninde sonunda işten çıkartmaların başlayacağını düşünüyorum” diyen Garanti Yatırım Strateji Direktörü Tufan Cömert, “Bu kadar dış borç ve açık pozisyon var. Kur zararı geçen yıldan birikimli olarak geliyor. Kurdaki artışın maliyeti, taşınabilir noktayı aştığında; örneğin kur seçimler öncesi 2.5′ye giderse ne olacak? O zaman şirketler ‘Seçim sonrasını görelim’ diyebilecekler mi? Bu durumda, zamanlamanın önemi olmayacaktır” dedi.

Özel sektörün bir yıl içinde toplam 73.5 milyar dolar seviyesinde anapara geri ödemesi yapması gerekiyor.

Otomotiv, gıda, perakende, gayrimenkul ve finans gibi lokomotif sektörlerde 30,000 civarında çalışanı olan bir holdingin yöneticisi de, kurlardan olumsuz etkilenen sektörde yer alan şirketlerinde personel azaltımı senaryoları üzerinde çalışmalara başladıklarını söyledi ve “İhracatçı şirketlerde nispeten daha rahat olsak da; onlarda da döviz girdisi problemlerini hesaba katıyoruz” dedi.

Özellikle hükümet yetkilileri ve bazı analistler, kurlardaki volatilitenin orta-uzun vadede, dış ticaret kanalıyla cari açık üzerinde olumlu etkisi olacağını değerlendiriyor ancak; kurdaki yükselişin 2014 yatırımları ve büyümesi üzerinde de olumsuz etki etmesi bekleniyor.

Yükselişin yatırım ve üretimi azaltmasının bu yıl için OVP’de yüzde 4 olarak belirlenen büyüme tahminini de zora sokacağı söyleyen Cömert, “İş dünyasından gelmeye başlayan açıklamalardaki gibi, yatırımlarda da sıkıntı yaratacağı aşikar, bu şartlarda (öngörülen) özel sektör büyümesi de olmayacak” dedi.

Geçen hafta, TÜSİAD Başkanı Muammer Yılmaz’ın kurlardaki yükselişi eleştiren değerlendirmelerine karşılık Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, iş dünyasının kurdaki sert hareketlere esneklik gösterebilecek durumda olduğunu söylemişti.

İç satışlar azalsa da kurlardaki yükselişin otomotiv, beyaz eşya gibi ihracat yoğun sektörlerin üretiminde azaltıcı bir etkisi olmayacağını söyleyen Burgan Yatırım Analisti Burak İşler ise, “Bu tip şirketler, ilk çeyrekte kurun yüksek olacağı, yaza doğru tekrar düşüşe geçeceği genel beklentisiyle hesap yaptığı için; ihracatçı sektörlerde en azından şimdilik işten çıkartma beklemiyorum” dedi.

“Herkes bu fırtına geçer mi diye beklemede” diyen Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir ise, “İstikrarsızlık uzun sürerse, mutlaka istihdama etkisi olur. Seçime kadar beklenir beklenmesine ama; yıl sonuna kadar bu kur sevilesi sürerse bu tahammül edilebilir değil tabii” dedi.