Kızgın adam: Tarantino! Uluslararası sinema eleştirmeni yazdı

Pazar, 20 Ocak 2013 14:11

Dipnot Tablet Sinema Yazarı Ali Arıkan Tarantino2nun son filmi Django Unchained’i sizler için değerlendirdi: Bir Kızgın Adam: Quentin Tarantino

Quentin Tarantio’nun yeni filmi DJANGO UNCHAINED, geçen Pazar gecesi yapılan Altın Küre töreninde yazar-yönetmenine En iyi Senaryo, oyuncularından Christoph Waltz’a ise En İyi Yardımcı Oyuncu ödülü kazandırdı. Bu iki ödül belki çok beklenmiyordu ama büyük çapta bir sürpriz de değildi sonuç (zaten kim takar Altın Küre’yi). Waltz bir hafta önce yine En İyi Yardımcı Oyuncu dalında Oscar’a aday olmuştu. Robert De Niro, Philip Seymour Hoffman, Alan Arkin ve Tommy Lee Jones’la yarışacak olan Alman aktör, bu zorlu kategoride (85 yıldır ilk kez adayların hepsi daha önce Oscar’ı kapmış aktörlerden oluşuyor) bir nebze de olsa kendini öne çıkarttı. Aynı şeyi Tarantino için de söylemek mümkün. En İyi Orijinal Seanryo kategorisinde, o da diğer adaylardan (en yakın takipçisi ZERO DARK THIRTY’nin yazarı Mark Boal ve AMOUR’un yazar-yönetmeni Michael Haneke) birkaç adım önde.

Bundan da öte, Tarantino’nun filmi genel olarak çok iyi eleştiriler aldı. Rotten Tomatoes’daki rakamlara göre, DJANGO UNCHAINED eleştirmenlerin %88’i tarafından beğenildi. Şimdiden söyleyeyim, ben, %12’lik azınlığın içindeyim; iki defa seyrettim ve yönetmenin en kötü filmi olduğunda karar kıldım. Türkiye’de vizyona girmesine yakın geniş eleştirimi yine Dipnot Tablet için yazacağım.

DJANGO UNCHAINED, gişede de büyük bir başarı göstermeye devam ediyor. Üç haftadan az bir süredir vizyonda olmasına rağmen, şimdiye kadar 128 milyon dolar gibi çok iyi bir hasılat yaptı. 150 milyon dolar gibi önemli bir kilometre taşını geçeceği de artık kesin gibi. Böylelikle, Tarantino’nun kariyerinin en fazla para kazanan filmi olacak.

Peki Tarantino neden bu kadar kızgın bu aralar? DJANGO UNCHAINED’in galasına birkaç hafta kala, en önce yaşlı yönetmenlere çattı ve bu işi yaşlanmadan bırakacağını söyledi. Sonra DW Griffith’e karşı olan hislerini renkli bir üslupla dillendirdi. Bunu, Griffith gibi Hollywood sinemasının efsanelerinden olan John Ford’dan nefret ettiğini açıklaması izledi. Altın Küre’yi kazandığında, sahne arkasında Amerika’da beyazların söylemesine pek hoş bakılmayan “nigger” kelimesini açıkça telaffuz etti. İngiliz Channel 4 kanalında verdiği röportajda, filmlerindeki şiddetle ilgili sorulan bir soruya acayip sinirlendi, karşısındaki (Sri Lanka asıllı) gazeteciye “Ben senin kölen değilim; sorunu reddediyorum; önüne set çekiyorum” gibi gereksizce agresif yanıtlar verdi.

Tabii psikiyatr değlim ve olsaydım bile, bir insanın kafasının içinden geçenleri başka bir insanın hiçbir zaman tam olarak bilemeyeceğinin farkında olurdum. Fakat Tarntino da şu sorun var: hem alternatif gibi görünmeye çalışıyor hem de
Hollywood’un bağından en güzel üzümleri yiyip, onlardan yapılmış şaheser şarapları içmek derdinde. Aslına bakarsanız Tarantino belki de kariyerinin hiçbir evresinde tam olarak bağımsız veya asi olmadı. Her zaman Hollywood’un bir türeviydi.

Bunu söyleyerek Tarantino’ya geçirmeye çalıştığımı sanmayın. En sevdiğim yönetmenlerden biri olmaya devam ediyor ve adamın bir dahi olduğunu düşünüyorum. İlk filmi RESERVOIR DOGS, tamam, belki de çok konuşuldu içindeki şiddetten dolayı. Ama ne olursa olsun, Tarantino’nun elini o zamandan beri Hollywood’un krallarından Harvey ve Bob Weinstein kardeşler tuttu. Hatta o ilk filminin bütçesinin katbekat artmasının sebebi, Harvey Keitel’in senaryoyu beğenip, hem yapımcı hem de başrol oyuncusu olarak olaya el atmasındandı.

Daha sonra geldi PULP FICTION. Pulp Fiction Oscar’a aday oldu (ve Tarantino en iyi senaryo Oscar’ını kazandı bu filmle), g,işede deli gibi para yaptı, seyirciler tarafından çok sevildi; eleştirmenler onu yere göğe koyamadı. Hollywood düzeninin bir parçası haline gelmişti bile. Tarantino’nun daha sonra gelen filmi JACKIE BROWN (ki bence en iyi filmi budur), yine çok sevildi ve ilerleyen yıllardaki diğer filmleri de başarıdan başarıya koştu.

Yani Tarantino’nun “dışlanan asi çocuk” havasına bürünmesi saçma. İstese de istemese de o modern Hollywood’un bir parçası. Gençliğinde bir videocuda çalışırken istediği de sadece buydu. İstediğine kavuştu. Haline, yeteneğine ve şansına şükretsin.

Tags