Amsterdam, Benim Sempatik Cep Metropolüm

Perşembe, 13 Ağustos 2015 14:13

Bana sizin için ideal metropolü tarif etsenize. Durun ben kendiminkini anlatayım. Envai çeşit restoran ve eğlence seçenekleri olsun. Müzeler, sergiler ve konserler ruhumu beslesin.   Dünyanın dört bir yanından yaşamaya gelmiş değişik milletlerden insanlarla kültürü zenginleşsin. Trafik derdi olmasın. İnsanları rahat, güleryüzlü, hoş sohbet olsun. “Hadi ya, amma hayalperestsin” diyorsanız eğer; size bir sürprizim var.  Şu geçkin yer küremizde böyle bir şehir mevcut. Amsterdam, ta kendisi. Yaklaşık 750 bin nüfuslu bu şehir, keyifli bir hayat sunuyor yaşayanlarına. Gamsız, tasasız, mütevazi… Ah bir de iklimi “İstanbul” olsa. Boğaz’ı, Salacak’ı, Balat’ı, Galata’sı olsa… İnce belli de çayı, haydari yakına rakısı olsa…

Amsterdam sokaklarında yürürken yanıbaşınızdan vızır vızır giden bisikletlere alışmak biraz zaman alıyor. O kadar çoklar ki trafik düzeni başarıyla bisikletlilere göre ayarlanmış.  İki çocuğunu önüne oturtmuş giden babalar, viyolonselini taşıyan genç kadın görüntüleri her an karşınıza çıkabilir. Amsterdamlılar bisikletle ziyadesiyle bütünleşmişler anlayacağınız. İşe, okula, konsere bisikletle gidilen bir hayat tarzı… Sarı Pinokyo bisikletim aklıma geliyor. Sahi ben en son ne zaman bisiklete binmiştim?

Screen Shot 2015-08-13 at 14.12.11Amsterdam bisikletler kadar kanallarla da bütünleşmiş. Bir kanal turu alıp kentin en estetik köşelerine yaklaşık 2 saat süren bir yolculuk, aynı zamanda buraların geçmişini anlamaya da yardımcı oluyor. Kanallar içinde en çok beğendiğim Prinsengracht.

“Ben de bir bisiklet kiralayayım, şehri öyle gezeyim” diyorsanız,  Amsterdam’ın güzel kanal ve sokaklarda güneşin altında yayılıp, şehrin tadını çıkartmak için en ideal aylar Mayıs ve Haziran. Gidilecek pek çok semt var elbette. Benim gözdelerimden birisi Jordaan. Şehrin eski dokusunun korunduğu bu semt turistik olmayan, minik ve sevimli dükkanları,  nefis kanal manzaralarıyla içimi şenlendirdi. Rembrandt henüz ünlenmediği yıllarda bu semtte oturmuş. Jordaan’a Dam Square’den yürüyerek gidebilirsiniz. 14 nolu tramvay da buradan geçiyor. Ana caddesi Rozengracht’da çok sevimli dükkanlar var. Benim gibi emaye meraklıları buradaki Kitsch Kitchen’e uğrasın derim. Açsanız Mazzo’daki nefis İtalyan yemeklerini tadabilirsiniz. Ya da caddenin sonundaki kafede semt ahalisiyle birlikte oturup bir şeyler içip gelen geçeni seyredebilirsiniz. Bana Cihangir’i anımsattı bu kafe.

Diğer bir favori bölgem Rijksmuseumun arka tarafında yer alan Spiegelkwartier oldu. Burası rehber kitaplarında geçmeyen, turistlerden ziyade yerlilerin olduğu bir bölge. Bana kalırsa Amsterdam’ın gizli hazinesi! Daracık bir kanalın iki kıyısında minik antikacı dükkanları ve galeriler. Galerileri gezdim bir bir… Nefis tablolar, minik heykelcikler. Alıp beraberimde götürmek istedim pek çoğunu. Sanatseverler için bir cennet bu sokaklar

Bir de Amsterdam klasikleri var elbette. Dam Square’ e gidip yürüyerek  Red Light District’i ve şehrin tarihi bölümünü gezmek mümkün. Yine buradan yürüyerek gidebileceğiniz Waterlooplein durağında ise Waterloo Pazarı var. Burada enteresan hediyelikler ya da ikinci el ürünler bulmak mümkün. Ben bu pazardan, ilk görüşte aşk yaşadığım pirinç bir şamdanı 4 Euro’ya aldım. Bir diğer pazarları Albert Cuyp pazarı. Buraya da 25 nolu tramvayla gidebilirsiniz.

amsterdam-bicycle-parking-flickr-1Bol baharatlı Uzakdoğu mutfağı aşığı olarak kendimi bir Endonezya lokantasına attım Amsterdam’da. Endonezya 300 yıldan uzun süre Hollanda’nın sömürgesi olduğu için seçenek bol. Turistlerden ziyade Amsterdamlıların gittiği nefis bir lokantaya gittim,  adı Blauw. Bir rijsttafel (rice table, Endonezya dilinde Prasmanan) söyledim. Sıcağı soğuğu 15 çeşit minik tabakla donatıyorlar sofrayı. Her bir tabağa heyecanla çatalımı uzatıp, gayri ihtiyari “en leziz hangisi” yarışması yapıyorum. Amsterdam seyahatimin yıldızı kesinlikle Blauw. İki kişi 30 Euro’ya bir ziyafet çekebilirsiniz.

Hazırlayan: ZEYNEP NEFESOĞLU GÜLDER

Yazının devamı ve Dipnot Tablet’in 228. sayısını indirmek için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play