Altın Palmiye için büyük heyecan başlıyor! Ünlüler kırmızı halıda boy göstermek için Cannes’a gidiyor

Çarşamba, 15 Mayıs 2013 09:00

GREAT-GATSBY-01_32066. Cannes Film Festivali’nde perde bugün açılıyor. Beyazperdenin önemli isimlerini ve yıldızlarını ağırlayacak festival 26 Mayıs’ta sona erecek.

Festival dolayısıyla sinema dünyasının ünlü isimleri Kırmızı Halı’da boy göstermek için Cannes’a akın edecek.

Bu yılki festivalde Türkiye’den bir film yarışmıyor. Ancak yönetmen Semih Kaplanoğlu, Jane Campion’un başkanlık ettiği Cinefondation jürisinde yer alacak.

Altın Palmiye heyecanı
Amerikalı yönetmen ve yapımcı Steven Spielberg’in başkanlığını yapacağı jüride, Hintli oyuncu Vidya Balan, Japon yapımcı Naomi Kawase, Avustralyalı oyuncu Nicole Kidman, Fransız yönetmen ve oyuncu Daniel Auteuil, İngiliz yönetmen Lynne Ramsay, yönetmen Ang Lee, Rumen yönetmen ve yapımcı Cristian Mungiu, Avusturyalı aktör Christopher Waltz yer alıyor.

Avustralyalı yönetmen Baz Luhrmann’ın çektiği ve Leonardo di Caprio’nun başrolde yer aldığı “The Great Gatsby” ile 15 Mayıs’ta açılışı yapılacak festivalde yarışacak uzun metrajlı filmler ise şöyle:

Only God Forgives, Yön: Nicolas Winding Refn
Only God Forgives, Danimarkalı yönetmen Nicolas Winding Refn ve Amerikan sinemasının gerçek yıldızlarından Ryan Gosling’i, Drive’dan sonra bir kez daha bir araya getiriyor.

Gosling’in okur okumaz bayıldığı senaryonun Refn’e ait olduğu filmde, Drive’da olduğu gibi yine şiddet dolu bir intikam hikayesi izleyeceğiz.

130514-immigrant2.hlarge

Filmin konusuna gelirsek; Julian (Ryan Gosling), ailesinin uyuşturucu kaçakçılığı işlerini perdelemek için bir Thai boksu kulübü işlettiği Bangkok’da yaşar. Suçlar ve suçlular dünyasında çok saygı gören birisi olsa da içten içe büyük bir boşluktadır ve hiçbir şey hissetmeyen bir adama dönüşmüştür. Julian’ın ağabeyi Billy bir fahişeyi öldürünce, emekli ve ünlü bir polis olan Chang tarafından ortadan kaldırılır. Güçlü bir örgütün lideri olan anneleri Jena (Kristen Scott Thomas) ise oğlu Julian’dan intikam ister. Ryan Gosling ve Kristen Scott Thomas mevzu bahis olunca, bizi şahane bir Refn filminin beklediği aşikar. (YerGösterici)

Behind the Candelabra, Yön: Steven Soderbergh
sinemayı bıraktığını söyleyen usta yönetmen Soderbergh’in Cannes’da yarışan filmi, piyanist, inanılmaz bir şovmen ve sahne ve televizyonun göz alıcı yıldızı Liberace’yi odağına alıyor.

 

Şovmenlikle, ışığıyla ve abartıyla özdeşleşmiş bir isim olan Liberace izleyicilerin onu sevmesine ve 40 yıllık kariyeri boyunca ona sadık bir hayran kitlesi oluşturmasına neden olan dünyaca ünlü bir artistti.

Liberace hem sahnede hem sahne dışında aşırı uçlarda bir yaşam sürdü. 1977 yazında, yakışıklı ve genç yabancı Scott Thorson soyunma odasına girdi ve aralarındaki yaş farkına ve farklı dünyalara ait olmalarına rağmen, aralarında beş yıl sürecek bir ilişki başladı. Behind the Candelabra bu ilişkinin kamera arkasını Las Vegas’taki Hilton Hotel’de tanışmalarından acı ayrılıklarına kadar her şeyiyle gözler önüne seriyor.

Le Passe, Yön: Asghar Farhadi
Son yıllarda hiçbir yönetmen (sadece bir filmiyle) Asghar Farhadi kadar heyecanlandırmamıştı sinema severleri. ‘Bir Ayrılık’ filmi ile büyük bir hayran kitlesi yaratan Farhadi, İran sinemasına da yeni bir soluk aldırdı. İran Yeni Dalga’nın şiirsel varoluşçuluğunun dışına çıkarak toplumsal alanın baskısını bir ‘kaza mahali’ olarak ‘aile’nin olmamışlığıyla buluşturdu. ‘Bir Ayrılık’ı bu kadar özel kılan ise ahlaki düzenin ekonomiden ve toplumdan bağımsız olamayacağını hiçbir numaraya başvurmadan güçlü bir sinemayla ortaya koymasıydı.

Yeni filmi merakla beklenen Farhadi, herkesi şaşırtan bir karar alarak filmini ülkesinden uzakta, Fransa’da çekti.

Filmin sinopsisi ve ilk fragmanı bile heyecanlandırmaya yetti bizleri. ‘Bir Ayrılık’ filmini tersine çeviren Farhadi, Fransız eşiyle sorunlar yaşayan bir adamın eşi ve iki çocuğunu terk ederek İran’a dönmek isteyişini konu alıyor.

Filmin kadrosunda ‘The Artist’ filminden hatırladığımız Berenice Bejo, ‘Un Propheté’te muazzam oyunculuğuyla dikkatleri çeken Tahir Rahim, Dariush Mehrjui’nin Leyla filminden bildiğimiz İranlı oyuncu Ali Mosaffa ve ‘Bir Ayrılık’ta yargıç olarak karşımıza çıkan usta oyuncu Babak Karimi var. Cannes Film Festivali’nde yarışacak ‘The Past’i Türkiye’de ise en erken Filmekimi’nde göreceğimizi umuyoruz.

Inside Llewyn Davis, Yön: Coen Brothers
Coen Kardeşler’in yine bir dönem dramasına imza attıkları Inside Llewyn Davis, 1960′lı yılların New York’unda geçiyor.

1960′lı yılların başında Greenwich Village, folk müziğin devrimine sahne olur. Film ünlü folk sanatçısı Dave Van Ronk’un hayatından ilhamla yola çıkarak, dönemin müzik piyasasında yaşananları ünlü sanatçılar Bob Dylan, Joan Baez ve Joni Mitchell eşliğinde beyazperdeye taşımakta.

Filmin başrollerinde Justin Timberlake, John Goodman ve Carey Mulligan yer alıyor.

La Grande Bellezza, Yön: Paolo Sorrentino
Roma’da yaşayan Jep Gamberdella, 65 yaşına gelmiş ve sıkça gençliğini özlemekte olan bir yazardır. Gençliğinde yazmış olduğu ‘The Human Camera’ ile büyük bir başarı yakalamış ve Roma yüksek sosyetesine kabul edilerek ihtişamlı bir hayat sürmeye başlamıştır. Hayatı başarılarla geçen Jep, bu süreçte tanıdığı insanların değişimlerine ve insanlıktan çıkma noktasına geldikleri bir krize tanık olur. Hayallerinde masumiyetini koruyan tek şey ise gençlik aşkıdır. Artık yeniden yazma zamanının geldiğine karar verir.

Son olarak 2011 yapımı This Must Be the Place’e imza atan Paolo Sorrentino’nun yazıp yönettiği filmin başrollerini Toni Servillo, Carlo Verdone ve Sabrina Ferilli paylaşıyor.

Nebraska,Yön: Alexander Payne
George Clooney’nin başrolünde olduğu ve Oscar’da boy gösteren ‘The Descendants’ın ardından Alexander Payne ‘Nebraska’ ile sinemaseverlerle buluşuyor.

Aralarında sorunlar olan alkolik bir babayla oğlunun Montana’dan Nebraska’ya yaptıkları yolculuğu ve Nebraska’da başlarından geçen kötü olayları anlatan siyah-beyaz çekilmiş filmde Bruce Dern, Will Forte ve Stacy Koch başrolleri üstlendi.

Only Lovers Left Alive, Yön: Jim Jarmusch
Sinema tarihinin en nevi şahsına münhasır yönetmenlerini saymak istesek; bu listenin ilk sıralarında yer alacak isimlerden biri Jim Jarmusch olurdu şüphesiz. Amerikan bağımsız sinemasının “şairi” (film isimleri bile bunu gösteriyor) Jarmusch’un etkisi altına giren birinin hayatı boyunca iflah olmayacağı da kesin.

İlk filminden bu yana bir kez olsun seyircisini hayal kırıklığına uğratmayan çok yönetmen olmasa gerek. Süreki Tatil’den Cennetten’de Garip’e, Kahve ve Sigara’dan Ölü Adam’a her filminde şiir, dostluk ve sınırsızlık üzerinden özgürlüğün/bağımsızlığın ‘hakiki’ evrenini kuruyor usta yönetmen. Yeni filmi ‘Only Lovers Left Alive’ı ilk duyduğumuzdan bu yana heyecanımız yatışmadı. Çekimlerinin bir bölümü Almanya’da gerçekleşen film, Adam ve Eve isminde iki vampirin yüzyıllar süren sonsuz aşkını konu alıyor. Adam ve Eve’in ölümsüz ve uzun soluklu aşkları Eve’in küçük kız kardeşi Ava tarafından bozulacaktır…

Filmin baş karakteri Adam yeraltı müzisyeni olunca merakımız daha da artıyor. Müzik, aşk ve sonsuzluğun Jarmusch sinemasında bürünebileceği anlamları düşününce beklentimizin boşa çıkmayacağı da kesin.

Jarmusch sinemasının alamet-i farikası olan oyuncu seçimleri ise bu filmde de geçerli. Tom Hiddleston ve Tilda Swinton’ın yanı sıra Mia Wasikowska, John Hurt ve Anton Yelchin kadroda yer alan isimler. (Yer Gösterici)

Jeune & Jolie, Yön: François Ozon
17 yaşındaki genç bir kızın, dört mevsimde yaşadıklarını arka plandaki dört farklı şarkı eşiliğinde anlatan Jeune & Jolie, genç bir kızın tutku ve cinselliği keşfetme ve hayatını bu şehvet üzerine kurmaya başlama öyküsünü perdeye yansıtıyor.

Son filmi Dans la maison ile Golden Shell ve San Sebastian Festivali Jüri Özel Ödülü’nü kazanan François Ozon’un bir yıl sonra çektiği filmi Altın Palmiye’nin öne çıkan filmleri arasında.

Wara No Tate, Yön: Takashi Miike
Japon siyasetçi Ninagawa’nın torunu şaşırtıcı bir şekilde öldürülmüştür ve bu konuyla ilgili ellerinde şüphelinin adı vardır. Suçlunun geçmişi de sabıkalı bir katil olduğu bilinmektedir. 3 ay sonra Ninagawa en büyük 3 gazeteye ilan verir. Bu katili öldüren her kim olursa çok büyük bir ödülle mükafatlandırılacaktır. Bunun üzerine korkuya kapılan Kunihide polise teslim olur. Fakat Ningawa tarafından teklif edilen mükafat o kadar büyüktür ki , suçlunun transferi kesinlikle kolay olmayacaktır.

Uzak doğulu usta yönetmen Takashi Miike’nin rahatsız edici sinemasının bu hikayede nasıl kendini göstereceği merak konusu.

The Immigrant, Yön: James Gray
1920′lerde, Ewa Cybulski ve kardeşi Magda doğdukları ülke Polonya’yı terk ederek New York’un yolunu tutarlar. Ellis Ada’sına geldiklerinde Magda verem hastalığına yakalanır ve karantinaya alınır. Ewa yalnız ve kaybolmuş bir şekilde Bruno’nun ağına düşer, Bruno kadın ticareti yapmaktadır ve başarılı olmayı da kafasına koymuştur. Kız kardeşini kurtarmak için Ewa bütün fedakarlıklara hazırdır ve fahişelik yapmaya başlar. Bruno’nun kuzeni Orlando’nun gelişiyle birlikte, Ewa kendine güvenini geri kazanır fakat Bruno’nun kıskançlığı onları ölümcül bir deliliğe sürükler.

Two Lovers, We Own the Night gibi filmleriyle bilinen James Gray’in yönettiği filmde Jeremy Renner, Marion Cotillard ve Joaquin Phoenix başrollerde.

Ve diğerleri;
Borgam, Alex Van Warmerdam
La Venus a la Fourrure, Roman Polanski
La Vie D’Adele, Abdellatif Kechiche
Soshite Chichi Ni Naru, Kore-eda Hirokazu
Tian Zhu Ding, Jia Zhangke
Grisgris, Mahamat-Saleh Haroun
Heli, Amat Escalante
Jimmy P., Arnaud Desplechin
Michael Kohlhaas, Arnaud Despallieres
Un Chateau en Italie, Valeria Bruni-Tedeschi

Festivalin Belirli Bir Bakış (Un Certain Regard) bölümünde ise şu filmler yer alacak:
The Bling Ring, Sofia Coppola
Anonymous, Mohammad Rasoulof
The Bastards, Claire Denis
Bends, Flora Lau
Death March, Adolfo Alix Jr.
Fruitvale, Ryan Coogler
Grand Central, Rebecca Zlotowski
La Jaula de Oro, Diego Quemada-Diez
L’image manquante, Rithy Panh
L’inconnu du lac, Alain Guiraudie
Miele, Valeria Golino
Norte, hangganan ng kasaysayan, Lav Diaz
Omar, Hany Abu-Assad
Sarah prefere la course, Chloe Robichaud

Tags