Ali Arıkan yazdı: “Spotlight: Sessiz Çığlık Korosu”

Cumartesi, 30 Ocak 2016 13:03

ALİ ARIKAN

Katolik kilisesinde yıllar boyu yer etmiş, ısrarla üstü kapatılmış ve gizlenmiş, neredeyse sistemin bir parçası haline dönüşmüş cinsel istismar salgınını ortaya çıkaran bir avuç gazetecinin hikayesini anlatan Spotlight’ta bir görsel motif öne çıkıyor. Boston Globe gazetesinin çalışanları, şehrin en prestijli avukat bürolarından en ücra kenar mahallelerine uzanan skandalı araştırırken kilise her zaman karenin içinde. Bazen evlerin arkasında, uzaktan avını izleyen bir aslan gibi kuleleri göğe uzanıyor. Bazen loş barlarda, maaşını verdiği dalkavuklarının ağzından tezlerini savunuyor. Bazen de doğrudan, güler yüzlü papazların ağzından açık açık tehditler savuruyor. Binaları, yolları, kanalizasyon sistemi kadar Boston’ın bir parçası kilise. Katolik papazlara kafa tutmak, şehre karşı çıkmak, şehre ihanet etmek gibi. Bu stres filmin her anında hissediliyor.

Yönetmen Tom McCarthy ve görüntü yönetmeni Masanobu Takayanagi, filme donuk, gri ve bejin hükmettiği bir ton vermişler. Güneş neredeyse hiç yok; gazetecilerin sabahın körüne kadar çalıştıkları odalar, florsan ışıklarla çirkin bir aydınlığa bürünüyor. Boston Globe’un ofisleri birbirine girmiş, arşivler tozlu, toplantı odaları küçük. Baskı filmin her karesinde hissediliyor. Özellikle gazetenin ofislerine zıt olarak katedrallere veya rahiplerin, piskoposların makamlarına gidince genişleyen açıların yarattığı tezat, güç dengesizliğini daha da öne çıkarıyor. Filmin dili yanıltıcı bir basitlikte ama aslında derin anlamlar içeren, üstünde çok düşünülmüş bir yapım. Senenin en iyi yönetilmiş filmlerinden biri olduğu kesin.

spotlight

2001 yazında Boston Globe’a Miami’den gelen ve şehri tanımayan genel yayın yönetmeni Marty Baron (Liev Schreiber), ayağının tozuyla gazetenin kodamanlarını toplar. İnternet yavaş yavaş gücünü hissettirmeye başlamış, medyada yeniden yapılanma süreci devam etmektedir. Gazetenin derin analizlerini yapan Spotlight ekibi 30 yıl boyunca düzinelerce çocuğa cinsel istismarda bulunmakla suçlanan rahip hakkındaki bir makaleyi takip etmekle görevlendirilir. Boston’da Katolik Kilisesi’ni hedef almanın çok büyük yankı uyandıracağını bilen Spotlight editörü Walter “Robby” Robinson (Michael Keaton), muhabirler Sacha Pfeiffer (Rachel McAdams) ve Michael Rezendes (Mark Ruffalo) ve araştırmacı Matt Carroll (Brian d’Arcy James) davaya daha derinlemesine dalmaya karar verirler.

Doğal oyunculuklarla dolu ve izleyeni dipten ve derinden rahatsız eden bir film bu. Nasıl herkes yıllar boyunca sessiz kalabildi diye kendinize soruyorsunuz. Zaten karakterler de bu soru üzerinden gidiyorlar. Zorluklarla dolu bir araştırmanın sonunda ne olacağı belli olmayan bir geleceğe doğru yol almaya başlıyor karakterler. Sadece şehrin değil bir kültürün temel taşlarından birinin kökten çürümüş olduğunu öğrenmek, daha da ileri gidip bunu herkesin gözüne sokmak, sessiz kurbanlar için adalet talep etmek… Çok ama çok zor iş bunlar. Spotlight, cesur bir grup gazetecinin, vefasızlığa göz yumarak çektikleri çileleri harikulade anlatıyor. Yapması gereken neyse onu yapıyor, ne fazlasını ne de azını. Bazen bir filmden de sadece bunu bekliyoruz.

 

-

Yazının devamını okumak ve Dipnot Tablet’in 254. sayısını indirmek için

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play

Tags