Ali Arıkan yazdı: Kahramanlar Savaşıyor

Cumartesi, 12 Mart 2016 12:29

ALİ ARIKAN

Önümüzdeki aylarda iki çok büyük süper kahraman filmi sinemaları işgal edecek. Bir tarafta Superman ve Batman; diğer tarafta Kaptan Amerika ve Iron Man (ve şürekâları) kozlarını paylaşacak. İşin bir de metin üstü bir yanı var tabii çünkü bu filmler de gişede aslında birbirleriyle yarışacak. Bir tarafta DC’nin en önemli karakterleri, diğer tarafta da Marvel’ın asları var. Bu bir müsabaka değil tabii ama ister istemez herkes bu iki filmi birbirleriyle kıyaslayacak. Bu satırları yazarken Captain America: Civil War / Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı’nın son fragmanı yayımlandı ve yeniden evine dönen Örümcek Adam’ın filmdeki ilk görüntüsü ortaya çıktı. Örümcek Adam’ın kostümü,1960’lardaki versiyonu andırıyor; Steve Ditko’nun çizdiği gibi göz kontürleri kalın bir maskesi var. Fakat bunun dışında fragmanın tonu gereksizce baygın. Ayrıca görseller de bana pek bir ucuz geldi. Filmin en vurucu sahnesi Adnan Menderes Havaalanı’nda çekilmiş gibi (Atlanta’da aslında ama ha orası ha İzmir).

Kaptan Amerika’nın son fragmanı için: https://youtu.be/dKrVegVI0Us

Serinin üçüncü, Marvel’ın da ben deyim on beşinci siz deyin otuz yedinci, filminde Kaptan Amerika ve Iron Man, kendilerini karşı cephelerde buluyorlar. Iron Man diyor ki, bizim New York’ta, Washington’da, DC’de yediğimiz nanelerin sonucu çok kötü oldu. Hükümet üstü, uluslararası bir kontrol mekanizmasının altına girmemiz gerekli. Kaptan Amerika da işte özgürlük, mözgürlük gibi nedenlerle buna karşı çıkıyor. Neyse, en sonunda şimdiye kadar müttefik ve arkadaş olan bir grup kahraman birbirlerine giriyor.

captain_america_civil_war_0

İşin ilginç tarafı şu: ben normalde Marvel’ın bu daha rahat tarzını tercih ederdim ama her sene aynı stilde iki film izleyerek artık kurumsal ve kontrollü bir fabrikadan çıkmış hissi veren bu filmlere biraz soğudum. Öyle ki bu film o espritüel havayı da biraz es geçip, garip, yavan bir pathos’a meyletmiş gibi. İzlemeden bir yorum yapamayız tabii ama bu son fragman da beni pek açmadı.

Diğer taraftaysa Yönetmen Zack Snyder’ın Batman v Superman: Dawn of Justice / Batman v Superman: Adaletin Şafağı var. Bu film Türk Hava Yolları’nın iki eğlenceli reklamıyla ülkemizde de popülaritesini epey artırdı; ABD’de bilemem ama Türkiye gişesinde Captain America’yı geçer gibi geliyor bana.

batmanvsuperman

Batman v Superman: Adaletin Şafağı da yine bir önceki Superman filminin bittiği yerden başlıyor. Man of Steel’in sonunda hatırlayacağınız gibi Superman dünyayı kurtarmış ama bu sırada Metropolis de yerle bir olmuştu. Dünya gerçekte ne tür bir kahramana ihtiyaç duyduğuna karar vermek için çabalarken, Superman’e karşı duyulan endişe devam ediyor. Bu arada Gotham Şehri’nin sahip güçlü, gizemli ama yasa dışı koruması Batman, yirmi yıldır geceleri şehri gözlemeye devam ediyor. Bu iki kahraman eninde sonunda birbirlerine zıt düşüyor ama bu arada da yükselen yeni bir tehdit, insanlığı şimdiye kadar görülmemiş büyük bir tehlikeyle karşı karşıya bırakıyor.

Ne söyleyeyim, Batman v Superman benim çok daha ilgimi çekiyor. Ondan da öte Superman’in bir taraftan ülkemizde zamanın ruhunu yakalayan bir yanı da var. Superman, bir mültecidir. Başka dünyanın insanıdır o. Ama karakterin yaratıcıları ve Avrupa göçmeni ailelerden gelen Joe Siegel ve Jerry Shuster nasıl Kuzey Amerika’yı gerçek yurtları bellemişlerse, Superman de dünyayı yurdu bilmiştir. Bu anlayışı John Byrne, 1986′da karakterin başlangıç öyküsünü modern zamanlar için yeniden yorumladığı Man of Steel çizgi romanında tek cümleyle anlatır. Kitap boyunca kendini sorgulayan Superman, en sonunda bir senteze ulaşır: “Beni Superman yapan Kripton’du; insan yapansa Dünya!” Superman’in karakter olarak en ilginç tarafı bu ikilemlerle dolu doğasıdır. Man of Steel, karakterin kişisel dilemması yerine ‘uzaydan gelen’ geçmişine yoğunlaşarak Superman’i en temel ögesinden yoksun bırakmıştı. Bu yüzden o kadar da başarılı değildi ama o “başlangıç hikayesi” bittiğine göre, bu yeni film çok daha eğlenceli olabilir.

Aslında şöyle bir durum var. Superman’in biyografisini yazan arkadaşım Glen Weldon’ın da dediği gibi, klasikleşmiş her süper kahraman, toplumsal psikolojimizin farklı bir tarafına hitap eder. Mesela Batman, bize geçmişimizi anlatır. İnsanlığın gölgesidir; gurur duymadığımız yanlışlarımızın temsilidir. Örümcek Adam suçluluk duygumuzdur. Kendimize olan güvensizliğimizdir. Komplekslerimizdir. Zaaflarımızı espri yaparak kapatma isteğimizdir. Superman ise her anlamda mükemmelliği temsil eden bir karakterdir. Varoluş sebebi iki temel unsura dayanır: Superman başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koyar. İkincisiyse Superman hiç pes etmez. Ve bize gösterdiği hedef de şudur: ‘Şimdi olduğumuzdan daha iyi olabiliriz.’ Her şey değişebilir ama bu felsefe değişmez. Ve belki de bundan dolayı ben Batman v Superman’i çok daha merak ediyorum, hatta iple çekiyorum, gün sayıyorum.

-

Yazının devamını okumak ve Dipnot Tablet’in 260. sayısını indirmek için

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play