Ali Arıkan yazdı: CANNES YaklaşırCANNES

Pazar, 28 Nisan 2013 10:18

Cannes-66-poste_401Mutlaka bu yazının başlığında yaptığım kelime oyununun farkına varmışsınızdır. Bazen bu keskin aklım beni bile korkutuyor. İleride Noel Coward-vari espri anlayışım başlı başına bir yazı konusu olabilir ama biz, bu hafta Cannes Film Festivali’ni konuşacağız. 15 – 26 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek olan Cannes Film Festivali bu sene 66 yaşına giriyor. Ama halen ilk günkü gibi dünya sinemasının en önemli mihenk taşlarından biri olmaya devam ediyor. Ondan da ötesi Cannes festivali, sinemaseverler için bir anlamda baharın geldiğini müjdeliyor.

Bu sene Cannes’ın jüri başkanı Steven Spielberg. Aynı şekilde festivalde yarışacak veya gösterilecek filmlerde de yine bu yıl Amerikan sinemasına doğru bir kayma görülüyor. İkisinin arasında bir bağ olduğunu sanmıyorum çünkü seçmelerle son değerlendirmeyi ne de olsa farklı kişiler yapıyor. Ama buna rağmen her festivalde olduğu gibi Cannes’da da bazı iç dinamikler var. Artık nasıl olmuşsa olmuş, bu sene Amerikan sinemasından geçen senelere göre daha fazla örnek var. Festival’in direktörü Thierry Fremaux arada belli bir ülke sinemasına sardırır; bu sene de ABD sineması biraz öne çıkmış gibi.

Festival, Avustralyalı yönetmen ve fahri eşcinsel Baz Luhrman’ın üç boyutlu çektiği ve vizyona girmesi bir hayli geciken The Great Gatsby ile açılacak. F. Scott Fitzgerald’ın klasik romanı bundan önce üç kere sinemaya uyarlanmıştı. İlkini 1926’da Herbert Brenon çekmişti ki bu versiyon maalesef kaybolmuştur. İkincisini 1949’da Elliott Nugent’ın yönetmişti; bu versiyonu da bulmak biraz zordur (ben, üniversitede televizyondan videoya çekilmiş bir kaydını seyretmiştim; bildiğim kadarıyla DVD’si yoktur). En son sinema uyarlamasını 1974’te İngiliz yönetmen Jack Clayton’ın yönetmişti. Filmin senaryosu Francis Ford Coppola’ya aitti, başrolde de Robert Redford vardı ama film bir hayal kırıklığından öteye gidememişti. Filmde Gatsby’yi sonradan görme olarak yorumlayan Clayton, hikâyenin temeline dinamit koymuştu adeta. The Great Gatsby geçtiğimiz yüzyılın belki de en iyi romanı. Sadece bu bile romanı sinemaya uyarlamayı kafaya takmış bir yönetmeni çileden çıkartmaya yeter ama ayrıca bir de daha önceki adaptasyonların başlarına gelen şanssızlıklar da var. Tüm bunlar seyircinin (ve eleştirmenlerin) Luhrman’ın filmini değerlendirirken ince eleyip sık dokuyacağına alamet. Şahsen Luhrman’ın şatafatla sarılı sıkıcı tarzına beğenmem ama The Great Gatsby, en sevdiğim romanlardan biridir. İyi bir film çıkmasını umuyorum ama pek de iyimser değilim açıkçası.

Cannes’a davet edilen filmler arasında her sene birkaç tane sürpriz olur ki bu yıl da pek farklı değil. Mesela Alexander Payne’in filmi Nebraska’nın ben Cannes’a yetişmeyeceğini zannediyordum. Konuştuğum bütün kaynaklar ve konuyla ilgili çıkan tüm yazılar da filmin halen montaj aşamasına olduğunu belirtiyorlardı. Ama öyle görünüyor ki Payne ne yaptı yaptı, Altın Palmiye yarışına yetişti (ama yine montajın uzamasından dolayı Bong Joon-Ho yetişemedi). En son filmi The Descendants’la Oscar’a çok yaklaşmıştı; yeni filmiyle mutlu sona ulaşır mı göreceğiz. Siyah-beyaz bir yol hikayesi olan Nebraska’nın başrollerinde Saturday Night Live ekolünden gelen komedyen Will Forte ve efsanevi aktör Bruce Dern yer alıyor.
Altın Palmiye için yarışacak filmler arasında benim en merak ettiğim Joel ve Ethan Coen kardeşlerin yeni filmi Inside Llewyn Davis. Film aslında geçen senenin Oscar sezonuna yetişmişti ama hem Coen’ler hem de dağıtımcıları CBS Films ve StudioCanal, Cannes’ı beklemeyi tercih ettiler. 2002 yılında ölen Amerikan folk şarkıcısı Dave Van Ronk’un hatıralarından uyarlanan film, 1960’larda Amerikan folk müziğinin merkezi olan New York’un Greenwich Village mahallesinde yeni yetme bir bestecinin başından geçenleri anlatıyor. Filmin başrollerinde Oscar Isaac, Carey Mulligan ve Justin Timberlake var ki aslında kimin oynadığı önemli değil. Yeni Coen Kardeşler filmi ne de olsa!

Danimarkalı yönetmen Nicolas Winding Refn’in yeni filmi Only God Forgives de Altın Palmiye için yarışacak filmlerden. Yönetmenin bir önceki filmi Drive’da olduğu gibi başrolde yine vitrin mankeni suratlı Ryan Gosling var. Birbirlerine iyi alıştılar zahir. Kör kör gözüm parmağına bir film olan Drive’ı beğenmemiştim ama Refn’in daha önceki filmleri Bronson ve özellikle Pusher üçlemesi gayet başarılıydı. Refn, Drive’da üç, beş adım geri atmış olsa da, çekimleri Tayland’da tamamlanan ve bir aile içi suç filmi olan Only God Forgives’i de merakla bekliyorum. (Ve bana kalırsa bu sene Nicolas Winding Refn en iyi yönetmen ödülünü alabilir)

130424-2013-cannes-jury-_hlargeAsghar Farhadi’nin bir önceki filmi Ayrılık, en iyi yabancı filmi Oscar’ını kazanmıştı. İranlı yönetmen, yeni filmi Le Passe’la bu yıl da Cannes’da şansını deniyor. Filmin başrollerinde The Artist’ten hatırlayacağınız Bérénice Bejo ve Un Prophet’ten tanıdığımız Tahar Rahim var. Ayrılık’ta olduğu gibi yine bir ayrılığı konu eden film, Fransız karısı ve çocuklarını bırakıp memleketine dönen bir İranlı’nın hikâyesini anlatıyor.

Roman Polanski’nin yeni filmi Venus in Fur de yine Altın Palmiye için yarışacak filmler arasında. Başrolde yönetmenin karısı Emmanuelle Seigner, Polanski’nin alter egosu yönetmen rolündeki Mathieu Amalric’ten rol kapabilmek için elinden geleni yapan bir aktrisi canlandırıyor. Yani anlayacağınız gerçek hayata epey bir göndermesi ve hatta bağı olan bir film. Polanski’nin daha önce hiç gösterime girmemiş olan Jackie Stewart belgeseli Weekend of a Champion da yine festival sırasında seyirciyle buluşacak.

Steven Soderbergh’ün yeni filmi Behind The Candelabra da Cannes’da. Ünlü yönetmenin açıkladığına göre son filmi bu; daha da ilginci film, ABD’de televizyonda gösterime girecek ama dünyanın diğer bölgelerinde sinemalarda gösterilecek. Başrolde Michael Douglas ünlü piyanist ve Zeki Müren’in stil (ve belki de hayat tarzı) gurusu Liberace’yi oynuyor. Matt Damon’sa Liberace’nin şoförü, evlatlığı ve sevgilisi olan Scott Thorson rolünde. Behind The Candelabra da yine festivalin en çok ses getiren filmlerinden olacak gibi.

Altın Palmiye İçin Yarışacak Filmler:
Only God Forgives, yön. Nicolas Winding Refn
Inside Llewyn Davis, yön. Ethan and Joel Coen
Behind the Candelabra, yön. Steven Soderbergh
La Venus a la Fourrure, yön. Roman Polanski
Nebraska, yön. Alexander Payne
Jeune et Jolie, yön. François Ozon
La Vie d’Adele, yön. Abdellatif Kechiche
Wara No Tate, yön. Takashi Miike
Borgman, yön. Alex Can Warmerdam
La Grande Bellezza, yön. Paulo Sorrentino
Soshite Chichi Ni Naru, yön. Kore-Eda Hirokazu
Tian Zhu Ding, yön. Jia Zhangke
Grisgris, yön. Mahamat-Saleh Haroun
The Immigrant, yön. James Gray
Heli, yön. Amat Escalante
Le Passe, yön. Asghar Farhadi
Michael Kohlhaas, yön. Arnaud Despallieres
Un Chateau en Italie, yön. Valeria Bruni-Tedeschi

Dipnot Tablet AppStore ve Google Play Market’te. Hem de ücretsiz…

Tags