Ali Arıkan yazdı: Benim Django Problemim

Salı, 12 Şubat 2013 12:26

Dipnot Tablet Sinema Yazarı Ali Arıkan Tarantino’nun son filmi Django Unchained’i sizin için değerlendirdi.

En sevdiğim yönetmenlerden olan ve tam anlamıyla bir dahi olarak nitelendirdiğim Quentin Tarantino, son filmiyle beni büyük hayal kırıklığına uğrattı. Türkiye’de “Zincirsiz” adıyla gösterime giren “Django Unchained,” kafayı sinemanın alt-türlerine takmış Tarantino’nun en kötü filmi. Fakat genel olarak bakıldığında, filme hem seyirciler hem de eleştirmenler bayıldı. Yere göğe koyamıyorlar. Geçen gün annemler de izledi; onlar da çok beğendi. Ama ne demiş Galileo Galilei? Eppur si muove. Herkes beğenebilir ama herkes hatalı. Neden? İyi ki sordunuz:

1. “Django Unchained”’in dağınık bir film ve hikâyenin odak noktası yok. Bu düzensizlik, bu sallapatilik de filmin bütünlüğünü etkiliyor. Django’nun, Schultz tarafından kurtarılması ve silahşörlüğü öğrenmesiyle, sonra karısı Broomhilda’yı kurtarma çabası arasında bir uyumsuzluk var. Sanki iki ayrı film izliyoruz.

2. Yapısal olarak filmin temel paradoksu, hem uzun olması hem de kısa kesilmiş izlenimi vermesi. Bu Tarantino’nun geçen sene ölen ve tüm filmlerinde birlikte çalıştığı editörü Sally Menke’siz ilk filmi. Menke’nin yokluğu her sahnede hissediliyor.

3. Film, kölelik ve kötülüğü bir tutuyor. Bu bir seçim değil ki; böyle bir yaklaşımın alternatifi zaten yok. Fakat köleliğin karşıtı olarak Tarantino sadece “cool” kavramını sunuyor. Önemli olan onun için mücadelenin prensipleri değil o mücadelenin stili. Sığlıktaki derinlik kavramını bir önceki filmi “Inglourious Basterds”’da absürdizmi sonuna kadar götürerek sağlayan Tarantino, bu sefer aynı başarıyı gösteremiyor.

4. Tarantino’nun belki de en ünlü filmi “Pulp Ficton”da kesilmiş bir sahne vardır. Vincent Vega, Mia Wallace’ın evine ilk geldiğinde Mia Vincent’ı kameraya çekip sorguya tutar. Tarantino bu sahneyi sanki o değil de onun gibi yazmak isteyen birinin yazmış olduğu hissini vermesinden dolayı kestiğini söyler. İşte bu filmdeki diyaloglarda sanki Tarantino değil de Tarantino gibi yazmak isteyen biri yazmış havası var. Calvin Candie’nin frenolojiyle ilgili konuşmasından tutun da Schultz’un hepsi bir oratoryoyu andıran repliklerinin tümünde bir sahtelik var.

5. Film bitmek bilmiyor. Uzunluğundan bahsetmiyorum. Filmin artık sonu dediğiniz bir muharebe sahnesinden sonra “Django Unchained” yeniden yavaşlıyor ve bir tane daha vahşi bir mücadeleye uzanıyor. Tarantino’nun kendi kendini şımartması veya hatta mastürbasyonunu çekmek bana bir hayli itici geliyor.

6. Tarantino ne kadar iyi bir yazar ve yönetmense o kadar kötü bir oyuncu. Hele bir de Avustralya aksanıyla konuşmaya çalışması. Dağlara taşlara…

7. Schultz dışında diğer üç ana karakter (Django, Candie ve Broomhilda) tek boyutlu. Üçüncü sınıf çizgi romanlarda daha iyi kahramanlar (veya düşmanlar) vardır.

8. Genel bir hantallık söz konusu filmde. Bir taraftan mesaj vereyim bir taraftan da Blaxploitation ve Spahetti Western türlerine olan hayranlığımı ekrana getireyim derken Tarantino, hikayeye hiç önem vermemiş. Senaryosunda bu çok daha iyi ele alınmıştı; sorunun kurgudan kaynaklandığı açık.

9. Filmdeki komedi genel anlamda bayat. Ku Klux Klan üyeleri veya köleliği savunanlar geri zekalı olabilir ve bu gerzeklerle alay etmek, onlara (veya hala onlar gibi düşünenlere) hadlerini bildirmenin en iyi yolu. Ama komedinin de komik olması gerek. Tarantino sanki espri kabiliyetini yıllık izne göndermiş bu filmde.

10. Başta söylediğime geri dönüyorum. Burada iki ayrı film var. Bir tanesi Schultz’un Django’ya özgürlüğünü vermesi ve birlikte kelle avcılığı yaparken yaşadıkları maceraları anlatıyor. İkincisindeyse Django ve Schultz, Django’nun karısını kurtarıyor. “Kill Bill”’de olduğu gibi bu film de ikiye bölünmeliydi.

Dipnot Tablet App Store ve Android Market’te. Hem de bedava…