Ali Arıkan yazdı: “Babalar Savaşıyor”

Cumartesi, 5 Mart 2016 15:31

ALİ ARIKAN

Başrollerinde Will Ferrell ve Mark Wahlberg’ün olduğu Babalar Savaşıyor (Daddy’s Home), iki aktörün Yedek Polisler’den (The Other Guys) sonra birlikte oynadıkları ilk film. 2010 yılında gösterime giren film, son yılların en iyi komedilerinden biriydi. Ferrell ve Wahlberg’ün kimyalarının birbirine mükemmel uyuştuğunu göstermekle kalmayıp, eskimiş bir formülün de halen ne kadar komik olacağını ispatlamıştı. Bu sebepten dolayı Babalar Savaşıyor’u da dört gözle bekliyordum. Maalesef sonuç bir düş kırıklığı.

Aslında bu filmin de başlangıç noktası çok daha komik bir sonucu hak ediyor. Karısı Sara’nın (Linda Cardellini) bir önceki evliliğinden olan iki çocuğuna mükemmel bir üvey baba olmak için çabalayan radyo yöneticisi Brad (Ferrell), çocukların başıboş ve avantacı gerçek babaları Dusty’nin (Wahlberg), ailenin hayatına kendisini empoze etmesiyle ne yapacağını şaşırıyor. Bunun sonucunda da Brad ve Dusty, hem çocukların hem de Sara’nın sevgisi için rekabet etmek zorunda kalıyorlar. Olayların bunu takiben gelişeceği ve felaketlerin git gide büyüyüp, özellikle Brad’in başına geleceklerin çığ gibi artacağı bariz. Bu filmler böyle yürür zaten. Ama işte sorun şurada: film komik değil.

Babalar Savaşıyor’da filmin yapmak istediği açık: klasik erkek rollerinin ve biraz daha ileri gidersek çekirdek aile kavramının artık çöktüğünü komik bir dille anlatmak istiyor. Burada güzel bir detay var: Brad gerçekten akıllı, uslu, sorumlu ama belli konularda ailesinin ihtiyaçlarını yerine getiremiyor (zaten karakterin kısır olması da Brad’in bir anlamda hadım edildiğini gözümüze sokuyor). Dusty ise belli konularda güvenilmez ama özellikle fiziksel işlere gelince Brad’e bin basıyor. Sağ beyin-sol beyin ayrımı da burada ortaya çıkıyor zaten. Akıl ve kalp ayrımı da diyebiliriz buna. İyi, hoş da ister ataerkil topluma kafa göz girmeye çalış, istersen dünyanın en geri kafalı filmini yap. Komikse komiktir, değilse değil. Bu film de atlamalı, zıplamalı sahneleri dışında (ki onlar da zaten çocuklar için) maalesef Yedek Polisler’in yanına bile yaklaşamıyor.

Bir komedi filminin tek ama tek yapması gereken komik olması. Ondan sonra istediğini yapabilir, kendini aşabilir; mükemmele ulaşabilir. Ama komik değilse her şey biter. Bundan yola çıkarak şunun da altını çizmek gerek: mesaj vermeye çalışan, “seviyeli” olmak için bir yerini yırtan, başka filmlerin düzeysizliğine geçirmek için taklalar atan komedi filmleri, istisnasız iğrenç olurlar. Yani üstüne para verseler Osman Pazarlama’yı filan tabii ki izlemem. Ama bu gibi filmleri “seviyesiz” diye eleştirmek bana garip geliyor. Komediyle seviyenin arasında bir bağ yok. Oscar Wilde’ın en komik aforizmalarından bazılarını gazetelerde yayımlayamazsınız. Seviye de seviye diye kastıranların neye güldüklerini merak ediyorum gerçekten. Çünkü güldürüp düşündürmek isteyen filmler ne güldürür ne de düşündürür.

-

Yazının devamını okumak ve Dipnot Tablet’in 259. sayısını indirmek için

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play