Ali Arıkan yazdı: 15. If İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nden Tavsiyeler

Cumartesi, 6 Şubat 2016 11:51
ALİ ARIKAN  

15. If İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin biletleri satışa çıktı. 18 – 28 Şubat arasında gerçekleşecek festival daha sonra 3 – 6 Mart tarihlerinde hem Ankara’ya hem de İzmir’e geçecek. Yıllardır bu festivalin yüzeysel bazı detaylarına fitil olurum. Zaten her yıl da bıkmak usanmak bilmeden bu nedenleri sıralar dururum. Bir kere o “If”in ünlem işaretiyle yazılması beni benden alır. Sonra bağımsız filmler diye bahsi geçen bir sürü filmin ne kadar “bağımsız” olduğunu tartışabiliriz. Ayrıca gösterilen pek çok film de geçen yılki Sundance galalarının sene-i devriyesinde gösterilir (en azından bana öyle geliyor). Yani Amazon’da DVD’si çıkmış filmi festivale getirmişsin ne yazar.

 

Doğrusunu söylemek gerekirse aslında biraz haksızlık etmiyor değilim. Film festivali düzenlemek öyle basit bir şey değil. Gösterilen pek çok film de Türkiye’de sinemada daha sonra gösterilmeyecek. Onlarca genç insan bir araya geliyor, sinema için çalışıyor. Aslında güzel şeyler bunlar. Öyle festivalin isminin biraz fazla Y Nesli kokması filan da herhalde sadece otuzlu yaşlarındaki bir Gen X üyesini rahatsız ediyordur. O yaşlarda biz de ne saçmalıklar yaptık.

 

Neyse, demek istediğim festival festivaldir. Tam da kötü filmlerin sinemalarda gösterilmeye başladığı haftalarda belli kalite seviyesinin üstünde filmleri izleyebilmek bir ayrıcalık. İşte festivalin kaçırmamanız gereken filmleri.

 

Anomalisa

Festivalin açılış filmi. Dahi yazar ve yönetmen Charlie Kaufman’ın da ilk animasyonu. İnsanlarla iletişim kurmakta zorluk çeken yazar Michael Stone’un hayata bakışı, bir iş gezisinde tanıştığı Lisa adlı bir yabancıyla değişir. Anomalisa”da “herkesin sesi”ni Tom Noonan seslendirirken, Michael’a David Thewlis, Lisa’ya ise Jennifer Jason Leigh sesleriyle hayat veriyor. Çok, ama çok iyi bir film. Yetiştirebilseydim geçe yılın en iyi filmleri listeme alırdım ama işte 2015’te izleyemedim. Ama inanın bana; geçen yılın en iyi filmlerinden.

Anomalisa_2
-

Green Room

Bir punk grubu ormanın içindeki bir barda sahne alır. Konser sonrası, sahne arkasındaki odalarında genç bir kadının cesediyle karşılaşırlar. Mekanın acımasız sahibi olayın tek şahitleri olan grubun ortadan kaldırılmasına karar vermiştir. Ve müzisyenler, bir odada hayatta kalma savaşı verecekleri uzun bir geceye adım atar. Geçen senenin iyilerinden Blue Ruin’in yönetmeni Jeremy Saulnier’ın yeni filminde Patrick Stewart çok ama çok farklı bir rolde; sadece bunun için bile izlenir.

Green Room_3
-

Cobain: Montage of Heck

Geçen yıl Sundance’taki gösteriminden beri Nirvana hayranlarının merakla beklediği bir yapım. Brett Morgen’ın hem senaryosunu yazdığı hem de yönettiği belgesel, efsane müzisyen Kurt Cobain’in kariyerinin ilk dönemlerini ön plana alıyor. Müzisyenin “gençlik” günlerine odaklanan yapım, kendisinin Nirvana grubunun temellerini atışını ve zaman içerisinde girdiği psikolojik hüsranı da anlatıyor.

 

Cobain- Montage of Heck_3
-

Tangerine

Tek bir günde geçen ve tamamı iPhone ile çekilen film, Los Angeles’ta hayat kadını olarak çalışan iki trans kadın Sin-Dee ile Alexandra’nın başından geçen bir dizi talihsizliği konu ediniyor. İki arkadaş Noel günü çıktıkları yolculukta kalplerini kıran erkek arkadaşı bulmak için çabalarken küçük bir serüvenin ortasında buluyorlar kendilerini. Çok ses getirdi festivallerde.

Tangerine_2
-

The Wolfpack

Çok ilginç bir belgesel. Altı kardeş hayatlarının tamamını toplumdan uzak bir şekilde, Manhattan’da bir dairede geçiriyor. Bildikleri tek dünya takıntılı bir şekilde izledikleri filmlerden ibaret. Ne var ki yetişkinlik dönemi yaklaştığında uzaklara kaçma hayalini kurmaya başlıyorlar. Crystal Moselle’in yönetmenliğini yaptığı belgeseli festivalde izlediniz, izlediniz. Yoksa sinemada oynaması zor.

The Wolfpack_1
-

The Diary of a Teenage Girl

Marielle Heller’ın filmi izleyenleri pek bir ağlattı; büyük bir hayran kitlesi yarattı; çok da konuşuldu. Festivallerde bu gibi toplu halde gaza gelme seanslarına şüpheyle yaklaşıyorum. İnsanlar “doğru şeyi söylemeye” çalışıyorlar sanki. Onun için izleyip filmin ne kadar iyi olduğunu göreceğiz. 1970′li yıllarda San Francisco. Minnie çizmeyi ve çizgi romanları çok seven bir genç kız. Tek cinsel deneyimi annesinin erkek arkadaşı Monroe ile olmuş. Zamanla kendini düşündüğünden çok farklı bir dünyada çıkış yolu ararken bulur. Tipik Amerikan “bağımsız” festival filmi anlayacağınız…

The Diary of a Teenage Girl_4
-

In Jackson Heights

Jackson Heights, Queens, New York City etnik ve kültürel olarak Amerika’nın ve dünyanın en değişik topluluklarını barındıran yerlerden birisi. Güney Afrika, Meksika, Pakistan, Afganistan, Bangladeş, Hindistan, Çin gibi pek çok farklı ülkeden insan buraya göç etmiş. Bazısı buranın vatandaşıdır, bazısının yeşil kartı vardır, bazılarının da hiç belgesi yok. Frederick Wiseman’ın yeni filmi işte onların hikayelerini ekrana taşıyor.

In Jackson Heights_2
-

The Man Who Fell to Earth

Rahmetli David Bowie’nin başrolünü oynadığı Nicolas Roeg klasiği. Başka ne zaman büyük ekranda izleme şansınız olacak? Ne yapın edin kesinlikle ama kesinlikle kaçırmayın.

The Man Who Fell to Earth_2
-

Yazının devamını okumak ve Dipnot Tablet’in 255. sayısını indirmek için

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play