Akıllı ve Gizemli Bir Kadın Portresi: Cansu Dere

Çarşamba, 7 Eylül 2016 13:43

TAŞIYICI ANNE ROLÜ İLE EKRANLARA GELMEYE HAZIRLANIYOR…

Muhteşem Yüzyıl’ın Firuze’si, Ezel’in Eyşan’ı, ekranların bahtsız Sıla’sı Cansu Dere ekranlara dönmeye hazırlanıyor. Mother adlı dizinin yerli uyarlamasında taşıyıcı anne olarak rol alacak olan Dere, beyaz cama hızlı bir dönüş yapmak için gün sayıyor.

Cansu Dere’nin şöhret yolculuğu 2000 yılında başladı, öncesinde nasıl bir hayatı vardı merak edenlerdenseniz sizi biraz uzaklara götürmeliyiz. Babası Bulgaristan, annesi Yunanistan göçmeni… 1980 yılında doğan Cansu, Ankara’da dünyaya geldi. Babası ticaretle uğraşıyor, annesi ise ana okulu öğretmeni olarak geçiniyordu. Kendisinden 3 yaş küçük bir de erkek kardeşi var, Arda Dere… Okul yaşamı İzmir’de süren genç kadın, İstanbul Üniversitesi arkeoloji bölümü öğrencisiyken yolu güzellik yarışması ile kesişti. Miss Turkey yarışmasındaki 3. derecesiyle şöhretler dünyasına adım atan güzel oyuncu, modellik kariyerinde pek çok Uluslararası projede boy gösterdi.

2002 yılında sunucu olarak ekrana gelmeye başlayan Cansu, 2004 yılında Metro Palas adlı dizide oyunculuk için ilk sinyalleri verse de “oyunculuk” zehrini aldığı iş sorulduğunda tek bir işten bahsediyor: Alacakaranlık… “Ne zamanki Uğur Yücel’le  Alacakaranlık’a başladım, vazgeçilmezim oldu oyunculuk” dediği projenin ardından asıl çıkışını 2006 yılında ekrana gelen Sıla ile yaptı. Gül Oğuz’un imzasını taşıyan projede Mehmet Akif Alakurt ile başrolleri paylaşan Cansu Dere, dizide şehirli bir kadının ağalık sistemi ile mücadelesini ekrana taşıyordu. Cansu Dere’nin dizide taktığı altın toka Anadolu’nun her köşesini etkisi altına alan bir moda akımı başlattı. Asmalı Konak’ın sürmesi neyse, Sıla’nın tokası da dönem Türkiye’sinin moda simgeleri arasında yer aldı… Ve evet, Cansu Dere artık Türkiye’nin en gözde televizyon yıldızlarından biriydi…Dizilerin yanında Acı Aşk, Son Osmanlı Yandım Ali, Behzat Ç Seni Kalbime Gömdüm ve El Yazısı filmlerinde de rol alan başarılı oyuncunun akıllara kazının rollerinden biri de şüphesiz Eyşan’dı. Ezel adlı dizide adeta yıldızını parlatan Cansu Dere hakkında bilinenler ise diğer ünlülere göre bir hayli sınırlı…

“FOTOĞRAF BENDE BİR TUTKUYA DÖNÜŞTÜ”

Gizemli bir kadın tamlamasını layığıyla taşıyan Dere’nin hobileri arasında yazı yazmak ve fotoğraf çekmek yer alıyor. Ünlü oyuncu fotoğraf ile tanışmasını Cumhuriyet Gazetesi’ne şöyle anlatıyor: “Sıla dizisi çekimi sırasında Mardin’de kalıyorduk. Menderes ağabeyle (Samancılar) ile birlikte yol, iz bilmeden dolaşıp fotoğraf çekmeye başladık. Hatta arabaya atlayıp Siirt’e, Dargeçit’e, Hasankeyf’e gittik. Oranın öykülerini ve o anı yakalayabilmek turistlere göre değil, kalabilmek ve yaşayabilmek gerekiyor. Bu sonra bende bir tutkuya dönüştü. Çocuk fotoğraflarını çekmeyi seviyorum. Çocuk adamlar diyorum ben onlara. Ama sergi açmayı düşünmüyorum.”

Ekranda asil duruşu ile bilinen genç kadını babasının bile çocukken “asıl suratlı kızım” diyerek sevdiğini Milliyet Gazetesi’ne verdiği röportajda okuyoruz. “Ben de anormal bir insanım. Normal olsam bu işi yapamazdım” diyerek kendini anlatan Dere, övgüler alan güzelliğini duyduğunda ise biraz canı sıkılanlardan… Güzellik ve estetik anlayışının kültürel kodlarla belirlendiğinin altını çizen ünlü oyuncu Hürriyet Gazetesi’ne verdiği demeçte sürekli güzel kadın rolü oynamak istemediğini de vurguluyor. Röportajın üzerinden geçen yıllara ve ünlü oyuncunun ince eleyip sık dokuduğu rol seçimlerine bakınca fikrinin değişmediği aşikar… Rol seçimleri sorulduğunda “Akıllı bir kadınım” diyerek projelerine referans olduğunun ifade eden oyuncunun rolleri gözden geçirildiğinde kendisini haklı bulmamak mümkün görünmüyor. Kendini zorlamayı, tip değil karakter devşirmeyi arzu eden Cansu Dere’nin entelektüel tarafı da sanat camiasınca biliniyor. Kendisi çok dillendirmese de açıklamalarının satır aralarında Oğuz Atay, Yaşar Kemal, Jerzy Kosinski, Sabahattin Ali ve Arbert Camus gibi isimlerin referanslarına rastlanıyor. Kendisi ise pek çok konuda konuşmaktan çekindiği üzere, bu konularda da suskunluğunu korumayı tercih ediyor. Ancak belirtelim, onu İstanbul Film Festivali’nde art arda filmler kovalarken görebilirsiniz, şaşırmayın zira tek merakı kitaplar değil, festival filmlerinin de sıkı takipçilerinden…

“SOSYAL FOBİM VAR, EVE KAPANIYORUM”

Politika ile ilgili bir konu sorulduğunda “Özgürlükçü ve adaletten yanayım. Politika hakkında çok konuşmak istemiyorum. Çünkü mesela Kürt Sorunu hakkında bir şey söylediğimde, basında mayolu fotoğrafla birlikte sunuluyor. ‘Kürt Sorunu hakkında şöyle düşünüyorum’ diyen mayolu bir kadın… Tam da bu nedenle bu tür konuları konuşmaktan çekiniyorum.” diyebilecek kadar sektör eleştirisinde bulunan, magazin haberleri konusunda mikrofon uzatıldığında “Zaten asosyalim. Sosyal fobim var. Biliyorum ki, yanımda kimi görseler, yeni bir ilişkinin başladığını zannedecekler. Bu yüzden başıma bela geleceğine, pijamalarımı giyip eve kapanıyorum. Oysa ben bir yetişkinim. Karşı cins ile sevişmeden de ilişki kurabilirim” cümlelerini dile getirecek derecede açıksözlü yanıtlarıyla tanınıyor.

Her ne kadar belli etmese de yemek yemeden mutlu olamayan, yemeği sinir uçlarından biri olarak işaret ediyor Cansu Dere. Sık sık ama az yemek formunun sırrı olurken, tatlı sevmemesi onu bir adım avantajlı kılıyor. Cips ve patates kızartmasına olan zaafı bilinen oyuncu, et yemeden besleniyor, favori yemekleri ise hafif ve lezzetli zeytinyağlılar. Akdeniz ve Japon mutfağı hayranı olan Cansu Dere’nin uzak durduğu şeylerden biri de asitli içecekler.

Cansu Dere’nin aşk hayatı da yıllardır basının yakın markajındaydı. Cem Yılmaz ve Okan Bayülgen ile yaşadığı ilişkilerle 2000′li yıllarda uzun süre magazin gündemine konu olan yıldızın son yıllarda magazinden uzak kaldığı biliniyor. İşiyle gündemde olmak isteyen Dere’yi gece hayatında çekmek bile artık pek olası görünmüyor.

‘Akıllıyım, o yüzden hep iyi projelerde yer alıyorum’ diyen Cansu Dere’ye yeni projesinde başarılar diliyor, özlemlerimizi dile getiriyoruz. İyi seyirler…