Ak Parti’nin maaşlı sosyal medya ekibi mi var?

Pazar, 16 Şubat 2014 10:41

17 Aralık Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonu’ndan sonra AK Parti ve Gülen Cemaati arasındaki kavga giderek büyümeye başladı. Karşılıklı iddialar internette dolaşan ses kayıtları, paralel devlet söylemleriyle kavga son hızıyla devam ediyor. Bu kavganın son zamanlarda en gergin ve sert olduğu yerlerden bir tanesi de sosyal medya. Ak Parti’ye gönül vermiş isimler ve hizmete gönül vermiş isimler arasında sosyal medyada çok sert atışmalar yaşanıyor. Bu kavga çoğu zaman gerçek şahısların hesapları ile edilirken çoğu zaman da gerçek olup olmadığı bilinmeyen kullanıcı hesapları ile yapılıyor.

İlk olarak sözü AK Parti’ye gönül veren isimleri yönlendiren ve bilgilendiren bir twitter kullanıcısına AK Kulis’e sorularımızı sorduk!

AK Kulis hesabı kim yönetiyor? Yönetenlerin amacı nedir?

AK Kulis tamamen bağımsız ve milletin iradesine sahip çıkma refleksiyle ortaya çıkmış bir oluşumdur. Öyle karmaşık bir yönetme veya yönlendirme gibi bir arka planı yoktur. Gayet sade bir kararla ve mütevazi bir düşünceyle yola başlamış, Başbakan ve onu destekleyen milli gücün yanında saf tutan bir kaç gençten müteşekkildir. İtham edicilerin iddia ettiği gibi bir yönlendirme söz konusu değildir ve buna da tamamen kapalı bir sosyal medya girişimidir.

AK Kulis hesabını kaç kişi yönetiyor ?

Hesabın kuruluş fikri dört arkadaşın bir sohbetinde ortaya atılmıştı. Gezi, darbe girişimi sürecinde bir arkadaşımızın çekilmesiyle hesaba katkı sunan üç kişi kaldık. Devam eden süreçte birçok kişinin katkı sunabileceği bir ağ oluşturduk. Sunucularla muhatap olan bir arkadaşımız var. Diğer arkadaşlarımız sadece süreç yönetimiyle alakalı olarak hesaba dahil oluyor. Admin olarak ise iki kişi görev alıyor ve farklı VPN platformlarla hesabı yönetmeye çalışıyoruz.

AK Parti’nin 6 bin kişilik bir sosyal medya ordusu kurduğunu iddia ediliyor böyle bir şey doğru mu?

Bu iddiayı herkes gibi biz de sosyal ortamda ve medyada duyduk. Ancak böyle bir iddialı oluşumun varlığı fiziken mümkün görünmemekle birlikte sosyal medya bizim tarz ve ruhumuza da aykırı duruyor. Ama Ak Parti’den ziyade cemaatin sosyal medya yapılanmasında tıpkı gezi darbecilerinin yaptığı gibi böyle bir oluşumun olabileceği de görülüyor. Bu sistem, AK Parti gibi bir teşkilatın ruhuna aykırı kalır ve yürümez. Bu sebeple mümkün değildir, diyoruz. Bir de TT üretme hastalığı var, bilirsiniz. Cemaat adına böyle manipülasyonlar yapılarak kendilerince doyuma ulaşıyorlar. Her zaman dediğimiz gibi bu yolla sadece kendi kendilerini aldatıyorlar ve aslında bu tip bir ordunun Ak Parti’de değil kendilerinde olduğunu da bu şekilde göstermiş oluyorlar.

AK Parti’den ya da AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu’nun bu ekibin başında olduğu iddia ediliyor bu doğru?

Süleyman Soylu, AK Parti’nin ARGE biriminin başındaki GBY’dir. Teknolojik gelişmeler sonucu ortaya çıkan platformlarda ve bunun siyasete bakan yüzünde parti lehine çalışmalar yapması beklenir. Mutlaka bu işleri yürüten bir ekibi vardır ve hiçbir partide olmadığı kadar da etkin ve faaldir. Ama iddia edildiği gibi 6000 kişilik bir TİM ve bunun başı olmak biraz uçuk bir iddiadır. Öyle bir oluşum olsa biz bunun önemli bir yerinde olurduk herhalde:) Oysa biz aylardır Hükümet’ten ve yakın kaynaklardan icraat arşivi talep ediyoruz; ama bir türlü bunu bize aktaramıyorlar. Nasıl bir orduysa artık, lojistiği olmayan…

Maaşlı olarak sadece bu sosyal medya işini yürüttüğünüz iddia ediliyor? Kaç para maaş alıyorsunuz acaba?

Bu iddiayı paralelcilerin tweet’lerini yönlendiren top sakal çetesi ve yancılarının yazdıklarından okuyoruz. Cevaben diyoruz ki, hazır hocanızın bedduası stoktayken eğer bu iddianız doğruysa stok bizi, doğru değilse sizi çarpsın, diyoruz. İyi mi :)

Gündem ile ilgili twitter’da atacağınız tweet’leri bir ekip mi belirliyor yoksa siz bireysel de hareket ediyor musunuz?

Biz sadece AK Kulis hesabından değil, bu ve benzer çerçevede hareket eden bir kaç hesapla mücadelemizi sürdürüyoruz. Gündemde bize ve savunduğunuz değerlere saldıran çapulcuları da cemaatçileri de genlerine kadar tanıyoruz. Yaptığımız tek şey onların yalanlarına karşı küçük bir araştırma yapmak. Çok kısa sürede işin aslını bulup yüzlerine çarpıyoruz. Hepsi bu. Bu vesileyledir ki, gezinin ilk günleri hariç her iki darbe girişiminde de hiç bir zaman psikolojik üstünlük sağlayamadılar. Yani kısaca Hüseyin Aygün’ün yalanları ve hocanın bedduası sağ olsun, diyebiliriz.

Hüseyin Çelik “Başında Ak olan ne idüğü belirsiz hesaplarla Ak Parti’nin bir bağı yoktur” dedi. Siz bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Esasta doğru; ama üslupta itici ne idüğü belirsiz ve gereksiz bir açıklamaydı. Hiçbir zaman bizim AK Parti’yle şöyle bir bağımız var demedik hatta şimdi olduğu gibi her fırsatta da doğruyu ve olanı aynen söyledik. Biz kalkıp parti sözcülüğüne soyunmadık onun alanına girmedik ama Sn. Çelik bizim bu hassasiyetimize rağmen bizim alanımıza girerek antipatik olmuştur.

Siz birçok belge yayınlıyorsunuz. Bunlar bir araştırma ürünü mü? Size bu belgeler nereden geliyor?

AK Kulis ya da diğer hesaplarımıza birçok belge geliyor. Kaynağını, doğruluğunu ve gerekliliğini araştırıp yayınlayabiliyoruz. Bunun yanında bize saldıranların dezenformasyon girişimlerini püskürtmek adına gerekli araştırmaları yapabilecek kabiliyetimiz var, hamdolsun. Bu şekilde kendi araştırmalarımız sonucunda da farklı odaklardan piyasaya sürülen belgelerin de gerçek olup olmadığını bulup çıkartabiliyoruz.

AK Parti-Gülen Hareketi kavgasında en sert mesajlar AK Kulis hesabından geliyor? Bir dava açılır diye bir korkunuz var mı?

Beddua var ya hani, dilinden çıktığı anda hocayı ve örgütünü anında çarpan beddua. İşte o bedduadan sonra ne kitap satabilir oldu hoca, ne de himmet alabiliyor. Banka sıkıntıda ve yangında ilk kurtarılması gereken yer. Sigorta, şirketler, dershaneler vs. bitti, bitiyor. Millet cezayı kesti ve acımıyor. Bakmayın öyle dik durma gösterilerine. Anadolu bedduadan bu yana lanet yağdırıyor ve işin iç yüzünü irdeliyor. İrdeledikçe de daha çok nefret ediyor ve reddediyor. Hal böyle olunca hocanın bize dava açacak kadar parası da imkanı da yoktur, kalmamıştır diye düşünüyoruz.

Biz daha Aralık ayında en güçlü iddiamızı ortaya attık ve onların Sarıgül’ü üretmeye çalışan karanlık odakla olan ittifaklarını yazdık. Yalanladılar. Ama şimdi utanmadan adım adım kendilerine gönül verenleri o kapıya doğru yönlendiriyorlar. Biz bunların acemice yürüttükleri kirli planı biliyoruz ve ona göre de doğru bildiğimizi yazıyoruz. Dava etseler sonraki adımlarda bizim iddialarımızı ispatlayacak adımları nasıl atacaklar?

Siz paralel devlet iddialarına inanıyor musunuz, diye sormuyorum; çünkü her yerde yazıyorsunuz bunu. Paralel devlete somut bir örneğiniz var mı? Bakın kardeşim böyle bir yapı var, bunlar onun adamı diyebiliyor musunuz?

Soru biraz garip değil mi:) ? Bunlar çok değil iki yıl öncesine kadar en yakınımızdaydılar. Bunların kökünü biliriz. Nereden gelip nereye gittiklerini. En kötü tarafları sinsi ve gizli tarafları vardı bizim bilmediğimiz. İşte bizden gizledikleri o yaman yönleriyle bizi vurdular. Paramızı aldılar, işimize ortak oldular, her yönden bizi sömürdüler. Baktığınız zaman öyle munis, güler yüzlü, zararsız tiplerdi. Bu yaklaşımla manevi dürtüleri kullanarak binlerce vatan evladını ağlarına düşürdüler. Şu süreçte canı en çok yanan ve bu harekete samimiyetle gönül vermiş insanların sırtından, onların üzerinden kirli bir mega plan yaptılar. Bu samimi insanların öne çıkanlarına da biz devlete hakim olacağız ve ezilen müslümanların çilesini bitireceğiz demişler. Çarkın dişlisi konumuna getirilen tipler değişik vesilelerle bu samimi hizmet gönüllülerini aldatmışlar öncelikle. Ve her yere sızmışlar. Sadece devlete değil bakın, özel şirketlerden gözlerine kestirdikleri ne varsa her yere. Düşünün, kendi şirketinizde bir çark dönüyor ama işletme çarkı değil, bunlara doğru yontulan bir menfaat çarkı. Böyle yerler var. İmam dedikleri kişileri devlet biliyordur elbette. Açıklanan işte Kozanlı Ömer var, emniyet imamıymış. Adı Îmâm değilse bile bunların çarklarının başında belli bir yapılanma olduğu aşikar. Bizim bildiğimiz bunlar yaptıkları kirli işlerden mütevellit sinsi, korkak, ürkek ve silik tipler olarak nam saldıklarıdır.

Sosyal medyadan bakıldığında bu kavga nereye gidecek siz bu süreci nasıl görüyorsunuz?

Sosyal medyada kavga filan yok. Cemaat tarafından çeşitli şekillerde esir edilmiş bir kaç yazarın yazdıkları, top sakal çetesinin aptalca ve acemice yürüttükleri algı yönetimi ve sosyal medyacı olduğunu iddia eden cemaatçi bir kaç düşük seviyeliyle ne kavgamız olabilir. Onlar yalanlarını ortalığa saçarlar biz de alır yüzlerine çarparız, hepsi bu.
Ama işin sosyal medya dışındaki boyutundan ise hayır çıktığı ve çıkacağı aşikar.

Bakın bizim bile çok değil yakın zamana kadar ellerinden öperiz diye saygı duyduğumuz bir adamın tıpkı Hasan Sabbah gibi sinsi bir oluşumla devletine kafa tuttuğunu gördük. O sorgulanamayan ulvi maske düştü ve hak ettiği tepkiyi toplumun her kesiminden görmeye başladı. Gerçek cemaatlerin Kadri, kıymeti bilinmeye başlandı. Hainin iflah olamayacağı ve ne kadar çirkin bir yüze sahip olduğu milletin gözlerinin önüne serildi. Milli iradenin tecelligahı TBMM üstünde hiçbir güç olamayacağı CHP’ye rağmen tescillendi.

Muhafazakar kesim Başbakanın etrafında devletine sahip çıkma ödevini hatırladı ve öğrendi; devletini benimsedi. Kürtler, İstiklal harbinden bu yana bütün darbe ve girişimlerinde olduğu gibi yine milli ruhun mayası olduğunu bu sinsi darbe girişiminde bir kez daha ortaya koydu. Bu ve buna benzer bir çok kazanımlar oldu. En önemlisi demokrasimiz daha da güçlendi ve ülkemiz üzerinde vesayet kurmak isteyen kuş beyinlilere hadleri bildirildi.

Kenan Taş (@esaskenan)

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ İNDİRMEK İÇİN