Adı konmamış savaşın ülkesi Ukrayna

Çarşamba, 4 Şubat 2015 10:47

Bundan bir sene önce Kiev’deki Bağımsızlık Meydanı’nda ilk kan aktığında, Ukrayna kimsenin hayal dahi edemeyeceği karanlık bir geleceğe doğru ilk adımını attığının farkında değildi.

Ermeni asıllı gösterici, kim tarafından ateşlendiği hala belirlenemeyen bir tüfekten çıkan kurşunla hayatını kaybediyor, Ukrayna artık kan ve göz yaşının haber bültenlerinden eksik olmadığı bir ülke haline geliyordu.

Hep başkasının ülkesinde olan ‘savaş’ bundan böyle alçak gönüllü ve barışçıl insanların; İkinci Dünya Savaşı’nda ve Büyük Açlık ‘Golodomor”da milyonlarını kaybetmiş çilekeş insanların ülkesindeydi.

Bugün, ülkenin doğusundaki adı konulmamış ‘savaş’ her gün can alırken, çatışmalardan kaçan bir buçuk milyon Ukraynalı komşu ülkelerde ya da kendi ülkeleri içinde göçmen haline geldi. Çatışmalardan kaçamayan milyonlar ise, top mermilerinin, serseri kurşunların gölgesinde; çoğu zaman sığınaklarda ve bodrum katlarında yaşam mücadelesi veriyor.

Batı ile Rusya’nın bilek güreşine sahne olan Ukrayna ise tarafı olmadığı (olamadığı) bir mücadelenin tam ortasında yer alıyor.

Buraya nasıl gelindi?

Devrik ‘Azarov Hükümetinin’ Avrupa Birliği ile Ortaklık Anlaşması görüşmelerini 2013 Kasım’ında askıya aldığını açıklaması tepki ile karşılanmış, Bağımsızlık Meydanı’nda çoğu öğrencilerden oluşan az sayıda göstericinin protestosu, polisin Ukrayna tarihinde görülmemiş sert müdahalesi ile dağıtılmıştı.

Ukrayna televizyonlarının naklen verdiği sert müdahaleden iki gün sonra bu kez yüzbinlerce Ukraynalı Bağımsızlık Meydanı’na gelmiş, yollar kapatılırken, kurulan barikatlar ve çadırlar aylarca kaldırılamamıştı.

Tarihi Lenin heykelinin, SSCB’den dağılmasını anımsatırcasına balyozlarla parçalanması yeni bir başlangıcı simgeliyordu. Ama nasıl bir başlangıcı…

Meydan olayları sırasında güvenlik güçleri ile göstericiler arasında haftalarca süren çatışmalarda, resmi rakamlara göre en az 80 kişi yaşamını yitirirken, hükümet düşüyor, Devlet Başkanı ve Başbakan ülkeden kaçıyor, sonu belli olmayan ‘yeni’ başlangıcın ilk adımları da böylece atılmış oluyordu.

meydan-savasi-rusya-ukrayna-1416468Rusya’nın tezi

Doğudaki çatışmaları ‘Ukrayna’nın iç işi’ olarak kabul eden Rusya, oradaki soydaşlarına insani yardım dışında bir destekte bulunmadığını söylüyor.

Soydaşlarının ‘NATO’nun güdümündeki’ Ukrayna hükümetinin baskısı altında olduğunu savunan Rusya, kontrol edilemeyen sınırlardan Ukrayna’ya giren Ruslar için ise ‘haberimiz yok, asker de olsalar izinlerinde milli duyguları ile soydaşlarına yardım etmeye gitmişlerdir’ diyerek dünya ile adeta alay ediyor.

Ayrılıkçıların kullandıkları ağır silahlar ve füze bataryaları için ise, ‘bizimle ilgisi yok, varsa ispat edin’ diyor.

Ukrayna’nın tezi

Sadece askeri tehdit ile karşı karşıya olmayan Ukrayna, bir yandan günde 5 – 7 milyon dolar harcadığı adı konulmamış ‘savaşta’ zaten kırılgan olan ekonomisini ayakta tutmaya çalışıyor diğer yandan çatışmaların sürdüğü -kontrol edemediği- Donetsk ve Lugansk bölgelerindeki şehirlere ücretiz ısınma, gaz ve elektrik hizmeti vermeye devam ediyor.

Batı dünyasından ve uluslararası kuruluşlardan daha etkin mali yardım bekleyen Ukrayna hükümeti, durumun her geçen gün daha da kötüye gittiğinin farkında.

Batı’nın Rusya’ya karşı ekonomik yaptırımların ötesine geçemeyen tepkisinin, şu ana kadar bir işe yaramadığını gören Ukrayna git gide köşeye sıkışıyor, öte yandan kurtuluşun ‘sadece kendinde olduğunu acı tecrübelerle anlıyor.’

Batı neden pasif?

Rusya’ya karşı ekonomik yaptırım uygulayan Avrupa Birliği ve ABD, düşen petrol fiyatları ile Rusya ekonomisinde derin yaralar açtı. Ancak bu yaralar Rusya’ya Ukrayna krizinde geri adım attırmadı.

Ruble’nin Dolar karşısında yüzde yüze yaklaşan oranda değer kaybetmesi, Rus halkının yaşam standartlarını düşürse de, halkın Putin’e olan desteğini ortadan kaldırmadı.

Rus halkının küçümsenmeyecek bir kısmı için Devlet Başkanı Putin hala, ‘Kırım’ı alan’, batıdaki (Ukrayna topraklarındaki) soydaşlarına yardım eden ‘mağrur bir kahraman’. Rus televizyonlarından yapılan güçlü propagandanın bunda büyük etkisi var.

Kendisini batıya ve tarihsel düşman NATO’ya karşı savunmada hisseden Rusya’daki milyonlar bir süre daha kemer sıkmaya hazırlar. İçeride güçlenen milliyetçilik ve güçlü halk desteği ise Putin’in en büyük dayanağı.

Hal böyle olunca batının ekonomik yaptırım silahı, kısa sürede sonuç verecek gibi görünmüyor. Rusya’nın dünyanın geri kalanından izole edilmesi ise batının en azından şimdilik göze almak isteyeceği bir seçenek değil. Batı dünyası, ilişkilerin koptuğu ve ‘ne yaptığı bilinmeyen’ bir Rusya’nın çok daha tehlikeli olacağının farkında.

Hazırlayan: SERKAN BAĞ

Yazının devamı için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play