Açlık grevlerinin kısa tarihçesi…

Çarşamba, 21 Kasım 2012 13:10

Bizim topraklarda belgesel haricinde açlık grevlerine dair bir filmin çekilmesi açlık grevleri ile devletin ilişkisi denli zor. Açlık grevleri bir insanın kendi davası uğruna canını vermeye yeltendiği ve bunun için gün be gün erimeyi ve ölmeyi göze aldığı şiddet içermeyen bir direniş. . Sadece bizim memleketimize has bir durum değil. İlk açlık grevi bu yazının konusu olan İrlanda topraklarında meydana geldi. Hrıstiyanlık öncesi pagan dönemde Troscadh ya da Cealachan adıyla biliniyordu bu direnişler. O dönemler açlık grevini yapan kişi suçlu addettiği kişinin kapısında başlardı direnişe ve kapının önünde birinin ölmesine izin vermek büyük bir şerefsizlik olarak görülürdü. Bir gece boyunca sürerdi bu eylemler; o açıdan daha çok bir günlük oruç gibi tanımlanırdı. Alınması gereken borçlar ve yanlış suçlamalar için yapılırdı daha çok. İrlanda’nın en ünlü ve önemli azizi St. Patrick’in de bu günü birlik direnişe katıldığı biliniyor.

Bu tür günü birlik süren açlık grevleri Hindistan’da da yapılıyordu ve 1861 yılında yapılması yasaklandı. İsa’dan önce 400 ve 750 yıllarına dayanan bir sistem bu Hindistan’da. Hatta İngiliz sömürgesine karşı Mohandas Gandhi’de tutuklu kaldığı dönemde bir kaç defa açlık grevi yaptı. 20.yy başında ise tarih ilk açlık grevi yapan kadınlarla tanıştı. 1909 yılında Amerikalı sufrajetlerden biri olan Marion Dunlop ilk açlık grevini yaptı. Yetkiller onun ölerek şehit mertebesine ulaşmasını istemedikleri için Marion Dunlop’u serbest bırakmıştı. Nelson Mandela’dan Zapatistalara ve ANC tutsaklarına kadar bir çok farklı kültürden önemli isim inandıkları neden için açlık grevleri yaptı.

Açlık grevleri denilince ilk akla gelen ülkelerden biri İrlanda tarihe baktığımızda. Adaletsizliğe karşı tutulan oruçlarla başlayan bu direniş tarihi 1917 yılında İrlanda Bağımsızlık savaşı sırasında doruğa ulaştı ilk defa. Açlık grevi yapan cumhuriyetçilere İngilizler zorla yemek yediriyorlardı. Tarihler 1920’i gösterdiğinde Cork valisi Lord Terence McSwiney Brixton’da bir hapishanede ölerek batı tarihinin ilk açlık grevi şehidi oldu. 11 Ağustos- 12 Kasım 1920 arası 94 gün süren ve İngilizlerin zorla yedirmelerine direnerek ölen İrlanda cumhuriyetçileri Guinness Dünya Rekorları kitabına geçti. 1923 yılında İrlanda Bağımsızlık savaşının sonundaki kayıtlara baktığımızda 8000 IRA mahkumunun açlık grevine katıldığı biliniyor.

1981 açlık grevleri denildiğinde ise akla gelen tek bir isim var o da Bobby Sands. İrlanda Cumhuriyetçi Paramiliter Bobby Sands açlık grevinde 27 yaşındayken ölen ilk isim. Onun öncülüğündeki açlık grevinde on tutsak yaşamını yitirdi. 46 ve 73 gün arası değişen dönemlerde sadece su ve tuz alarak yaşamda kaldılar. Dünya medyası etkin bir biçimde arkalarında durdu. The New York Times, ölümünden önce İngiltere Parlamentosu’na üye seçilen Bobby Sands’in “gözü pek İngiltere Başbakanı’nın hakkından geldiğini” yazdı. Ulusal Parlamentolar açlık grevindeki tutsakları, susma eylemleri yaparak ve deklarasyonlar yayınlayarak onurlandırdılar. Bobby Sands öyle bir figür ki açlık grevlerinin evrensel sembolü desek sanırız yanlış olmaz. Bir de tabii madalyonun öbür yüzünde bir nefret sembolü var; dönemin İngiltere başbakanı Margaret Thatcher. 31 sene sonra bugün Thatcher o dönemdeki yaptırımlarından pişman olduğunu dile getirse de halen en nefret edilen başbakan sıfatını kaybetmiş değil. Açlık grevlerinden dört sene sonra imzaladığı ve Kuzey İrlanda’ya barış çözümü getiren Hillborough anlaşması bile o dönem yaptıklarını affettiremedi bugün bile.

2008 senesinde hem yönetmeninin hem de başrol oyuncusunun olağanüstü özverileri ve başarısıyla ortaya çıkan, Steve McQueen’in yönetmenliğinde Michael Fassbender’ın başrolünde olduğu 2008 tarihli Hunger sinema tarihinde açlık grevlerini tüm gerçekliği ile gösteren bir başyapıt. Yavaş ve acı içerisinde bir ölüm olan Açlık Grevlerini aynı acı içerisinde aktarıyor iki isim de beyaz perdeye. 2009 senesinde Cannes Film Festivalinde prömiyerini yapan film Camera D’or ödülünü kazandı. Sidney Film Festivalinde en iyi film ödülünü kazandı. Filmin en önemli sahnelerinden biri olan 17 dakikalık tek plan sahne için McQueen ile Fassbender günlerce eve kapanıp çalıştı. Rahibin Bobby Sands’i davasından vazgeçirmeye çalışmasını konu edinen o 17 dakika filmin belkemiğini oluşturuyor. Steve McQueen’in ilk yönetmenlik denemesi olan film küçüklüğünden gelme bir anı sonrası ortaya çıkıyor. Yönetmen küçükken her akşam ailecek yemek yedikleri sırada televizyonda bir yüz ve altında her gün artan bir rakkam görüyor. Bu yüz Bobby Sands’in yüzü ve rakkamda açlık grevinde geçirdiği her bir günün sayısı. Bir insanın sesini duyurması için böyle bir yola gitmesi onu derinden etkilemiş olacak ki ilk filmini Bobby Sands’in yaşamı üzerine çekti . Bugün bizim açlık grevindeki mahkumlarımıza ilham veren ilk isim Bobby Sands’i ve mücadelesini öğrenmek isterseniz Hunger’ı seyretmeniz tavsiye olunur.