75 yaşındaki İngiliz kadın yaşlanmak yerine ötanaziyi seçti

Salı, 11 Ağustos 2015 13:48

Gill Pharaoh emekli bir hemşireydi. Neredeyse tüm hayatını, özellikle de mesleğinin son yıllarını ölüm döşeğindeki hastalara bakarak geçirmişti. Hasta bakımı konusunda iki de kitap yazmıştı. 50 yaşına geldiğinden beri çevresindekilere “yaşlanmak berbat bir şey. Benim için 60 yaş yeterli” diyordu. 75 yaşına geldiğinde ise kendi kafasında 15 yıldır geciktirdiği zor kararı aldı ve ailesi ile paylaştı. Ciddi bir sağlık problemi olmayan, mutlu bir evliliği ve iki çocuğu olan Gill Pharaoh İsviçre’nin Basel kentindeki LifeCircle kliniğinde ötanazi yaptırarak hayatına son verdirdi.

Gündemde pek çok acı dolu ve üzüntü verici haber var. Bu haber ise son zamanların belki de en depresif haberi. Acı bir haber demek zor, çünkü Gill Pharaoh’un başına beklemediği ve istemediği bir olay gelmedi. Üzücü de değil, çünkü Gill Pharaoh bir vahşetin ya da trajedinin kurbanı olmadı. Pharaoh gayet düşünüp taşınarak, duygusallıktan uzak, sakin ve kendine göre bir mantık çerçevesinde hayatının bitmiş olduğuna kanaat getirdi. Pharaoh arkasında bir eş ve iki yetişkin evlat bıraktı, ama kararı ile ilgili onları da ikna etmiş görünüyor.

Pharaoh’nın 25 yıllık hayat arkadaşı John, eşinin aldığı kararın ardındaki sebepleri şöyle açıklıyor. “Yaşlanıp düşkün olmak istemiyordu. En son geçirdiği cilt rahatsızlığı onu çok yormuştu. Gün içinde istediği şeyleri yapamıyordu. Bahçe ile bile oyalanamıyor, hemen yoruluyordu. Sırt ağrıları vardı. Bütün gününü televizyon izleyip, uyuyarak geçiriyordu. Eskiden çok gezerdi. Evde yemek partileri verirdi. Ama son geçirdiği rahatsızlıklar bunları yapmasına da engel oldu.” Pharaoh’nın ABD’de yaşayan iki yetişkin çocuğu ise ilk önceleri karara itiraz etseler de daha sonra annelerinin kararına destek oluyorlar.

GillPharaoh(3)Pharaoh, ötanazi gerçekleşmeden önce kendisi ile yapılan bir röportajda şöyle diyor: ‘Ailesine ve eşine açıkça yük olan pek çok tanıdığım var. Biliyorum böyle söylememem gerekiyor ama benim yaşıma geldiğinizde bir kalça çıkıklığının ardından her şey artık kötüye gitmeye başlar.” Pharaoh yıllardır bir hemşire olarak çalışmasının verdiği tecrübe ile belli bir yaşa gelince artık sağlık problemlerinin iyiye gitmeyeceğini, daha da kötüleşeceğini anlatıyor. Ama bu neden hayatın sonu olsun? Pharaoh’nın kişisel hikayesi bize aslında “son nedir?” sorusunu sorduruyor. Son kalbin durması mıdır? Yoksa hayatımızın artık daha yavaşladığı, fiziksel yetilerimizin hızla azaldığı bir döneme girmek mi sonun kendisidir? Son ana kadar kalbinin durmasını beklemek yerine, Pharaoh gibi “bu iş benim için bitmiştir” deyip kontrolü ele alan Basel’e gidip “ben bittim, alın beni” diyerek kendi sonuna kendi karar verenlerin sayısı artıyor.

Böyle bir kararda tabii ki dini inançlar da bir faktör. Ötanazi dindar kesimlerce hoş karşılanmıyor. İngiltere’de parlamento ötanazi yasasını tartışmaya devam ediyor ama Kilise’ye bağlı ötanazi karşıtı dernekler bu yasanın İngiltere’ye gelmemesi için çaba sarfediyorlar. Hem kilise hem de kilise dışındaki bazı yazar ve düşünürler de ötanazi yasasının yaşlıların ve düşkünlerin üzerinde büyük bir baskı yaratacağını, toplumu derinden yaralayacağını düşünüyor. Ötanazi henüz İngiltere’de yasal olmadığı için bu kararı veren İngilizler son nefeslerini İsviçre’de alıyorlar.

Yazının devamı ve Dipnot Tablet’in 229. sayısını indirmek için:

Hazırlayan: İLDEM WILSON

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play