7 Eylül Apple Etkinliği’nde Öne Çıkanlar

Perşembe, 8 Eylül 2016 15:59

Hazırlayan:Ergi Şener

Yeni iPhone’larda kulaklık girişi kalkıyor mı? iPhone’larda artık iki kamera mı olacak? Ekran büyüklüğü daha da artacak mı; iPhone SE gibi küçük ekran opsiyonu olacak mı? Yeni watch’un özellikleri neler olacak?

Tüm bu sorular 7 Eylül Çarşamba günü gerçekleşen Apple etkinliğinde yanıtlarını buldu. Apple’ın her yıl Eylül ayında düzenlediği ve yeni iPhone modelleri ile birlikte pek çok yeniliği tanıttığı etkinlik, son birkaç Apple etkinliğine kıyasla biraz daha hareketli geçse de yine de heyecan verici olmaktan uzaktı. Benim şahsi görüşüm, Steve Jobs sonrası Apple’ın inovasyon liderliği, arzu objesi olma, şaşkınlık ve hayranlık yaratma vizyonları ciddi anlamda düşüşte ve asıl sorun bu düşüşün standartlaşması. Yeni ürünler ilk etapta bir hareket getirecek olsa da (bu da yine Jobs’un yarattığı gönüllü Apple temsilciliğinden kaynaklanmakta, henüz belirli bir kesim Apple’ın hipnozundan çıkabilmiş değil) uzun vadede, Apple; ürünlerinin yeni versiyonlarını belirli periyotlarda tanıtan ve radikal ya da “disruptive” (yıkıcı) inovasyonda ziyade, üründe, özellik bazında küçük inovasyonlar gerçekleştiren bir üreticiye dönüşmekte izlenimi veriyor. Öte yandan, ürün detaylarının yanında sunumlarda da dinleyici kitleyi coşturacak, heyecan yaratacak aksiyonlar oldukça azdı. Sunumlar oldukça sönük geçti, yeni iPhone’lar ile çekilmiş resimler dakikalarca görüntülendi (zaten bunları yakında billboardlarda her yerde göreceğiz), slaytların bir bölümü net değildi, gelişmelere yönelik, özellikle sayısal açıklamalar, herkesin anlayacağı dilden uzaktı ve gerçek demolardan kaçınıldı. Yeni ürün geliştirme ve tanıtma anlamında Tim Cook’un ciddi problemleri bulunduğu aşikar, en azından Steve Jobs yeni iPhone tanıtımını başkasına bırakmazdı… Lansman dönemi göz önüne alındığında, son zamanlarda, iPhone’ların en büyük rakibi konumundaki Samsung Note 7 serisinin şarj sırasında patlama tehlikesi sonrasında uyandırdığı kuşku ve dağıtılan cihazların yenileri ile değiştirileceğinin açıklanması, Apple açısından beklenmeyen bir piyango oldu.

Peki her şey kötü müydü, tabi ki hayır. Ancak, son olarak eleştirilecek bir konu da yazımın başında dile getirdiğim soruların yanıtlarının hemen hemen hepsini, etkinlik öncesinde bilmemizdi! Eski Apple etkinliklerinde, mutlaka beklenmeyen, tahmin edilemeyen bir şeyler olurdu, 2007’den beri ilk iPhone’un çıkışı ile birlikte bu etkinlikleri takip eden ve ürünleri kullanan biri olarak bunun eksikliğini ve şaşkınlığını hissettim, öyle ki etkinliğin bitişinde herhalde ara verildi, daha tanıtılacak bir şeyler vardır diye bekledim… Bununla birlikte, Apple deyince ilk akla gelen özelliklerden “tasarım” farklılığı ve müşteri deneyimine (UX) verilen önem yeni ürünlerde de kendini belli etti. Apple, sadece UX odağında değil, endüstriyel tasarım konusunda da farklı ve özel olduğunu küçük ipuçları ile gösterdi: Saatin su geçirmez hale getirmek için gerçekleştirdikleri çalışmalar (hoperlörü tireterek su tahliyesi bile tek başına güzel bir gelişme), bu süreci göz önüne sermekte. Yeni iPhone ve Watch’da ayrıca chip design anlamında da oldukça önemli, hatta teknoloji dünyasını derinden etkileyecek gelişmeler bulunuyor. Bu etkinlikte belki de chip alanındaki gelişmeler diğer pek çok uygulamanın önüne geçmiş durumda.

Genel olarak baktığımızda, etkinlikte, öne çıkan ve akılda kalan özellikler iPhone’ların gelişen kameraları ile fotoğraf kalitesinin artırılması, daha şık ve iyi bir ekran, su ve toz geçirmez özellik kazanması; saatlere yönelik GPS entegrasyonu ve sporun oyunlaştırılması ve son olarak da yeni ürün, kablosuz kulaklık…Bir de Super Mario oyununun Apple için yeni bir versiyonunun tasarlanması:) Gelin bu yeniliklerin detaylarına inelim:


Watch Series 2

Ürünlere yönelik tanıtım, Apple Watch’un yeni versiyonunun tanıtımı ile başladı. Her ne kadar ben tasarımını ve ilk versiyonunu sevmesem de, Watch lansmanı ile birlikte kısa sürede Apple, açık ara dünyanın bir numaralı akıllı saat üreticisi olmuş durumda, öte yandan asıl ilginç olan piyasaya çıkışının ardından bir yıldan az bir zamanda dünyanın 2 numaralı saat üreticisi haline gelmesi (ilk sıra hala Rolex’de). Apple Watch’un en temel fonskiyonlarından biri sağlık ve aktivite takip özellikleri, hatta Apple giyilebilir teknolojiler alanında oldukça popüler olan aktivite takip bilekliklerini “disrupt” etmeye yönelik, direkt saat ile bu alana giriş yapmıştı. Buna yönelik olarak etkinlikteki önemli bir adım, bu özelliğin daha kişiselleştirilebilir ve oyunlaşmış olarak sunulması oldu. Apple Watch’a gelen önemli bir diğer özellik, artık saatin 50 metreye kadar su geçirmez olması ve yüzme, su sporları, duş sırasında saati çıkarmaya gerek olmaması. Özellikle su sporlarından da data toplanacak olması, genel aktivite ve spor takibi açısından kritik bir gelişme. Watch ekranında da önemli yenilikler mevcut, öyle ki yeni saatin ekranı “Apple’ın bugüne kadarki tüm ürünleri arasında en parlak ekran” olarak tanıtıldı. GPS özelliğinin eklenmesi de beklenen bir gelişmeyi oluşturuyor. Bu özellik iPhone’a bağlanma ihtiyacı olmadan harita servislerinden yararlanma ve rotayı görüntüleme imkanı sağlıyor.

Farklı renk ve kayış özelliklerinin tanıtımı bu tarz etkinliklerde bana gereksiz gelse de, Apple yeni saati ile Hermes ile olan iş birliğini devam ettirmiş ve saatlere “klasik” havası veren, böylelikle fiyatını da 4 – 5 kat artıran kayışlar ile saatin farklılaştırılması hedefleniyor. Son zamanların fenomen oyunu Pokemon Go’nun da Watch’da çalışacağı duyuruldu. Yeni saat lansmanındaki bir konuk da Nike’ın CEO’su oldu. Nike, Apple ile uzun süredir iş birliği gerçekleştirmekte (Tim Cook halen Nike’ın yönetim kurulunda yer alıyor). Ayrıca, Nike, Nike Fuel Band ürünü ile “activity tracker” modasını başlatan ve giyilebilir teknolojiler pazarına ilk giren şirketlerden biriydi, Fuel Band’i ürün portfoyunden kaldırması sonrasında ne yapacağı merakla bekleniyordu. Bu tanıtımda, bunun cevabını da öğrenmiş olduk. Nike, Apple ile birlikte Apple Watch Nike+ markası ile saatleri piyasaya sürecek. Tahmin edileceği üzere, Apple Watch’a kıyasla çok daha sportif tasarlanmış bu ürün, direkt günlük hayatta düzenli spor yapanları hedefliyor ve dijital kişisel training asistanı özelliğini de sunuyor. Bu asistan, kullanıcılarını spor yapmaları için teşvik ediyor ve hava durumu verileri gibi, sporu etkileyebilecek ve hazırlık gerektiren koşullara kullanıcıyı hazırlıyor.

iPhone 7 & 7+

iPhone 7 tanıtımına, her yeni iPhone’da olduğu gibi, “şu ana kadar ürettiğimiz en iyi iPhone” cümlesi ile başlandı ve “ayna gibi parlayan bir telefon yarattık” nitelendirilmesi ile yeni ekrana vurgu yapıldı. Home tuşunda da beklendiği üzere “force touch” özelliği geldi ve farklı basma derecelerine göre aksiyon almanın önü açılmış oldu (yeni özellik ile bu tuşa basmaya da gerek yok, dokunmatik olarak işlem gerçekleştirebiliyorsunuz). Su ve toz geçirmeme özellikleri, Samsung’un son iki üç seridir odaklandığı bu özelliğe, geç kalmış bile olsa yanıt verilmesi adına önemliydi. Beklenen çift kamera özelliği iPhone 7S ile birlikte gelmiş oldu (iPhone 7’de tek kamera bulunuyor). Apple, yeni iPhone’un kamerasına çok güveniyor, açıkçası resim kalitesini artırmak için özel bir çip bile tasarlanmış. Benim yeni gelişmelerden anladığım: Çekilen her fotoğrafın, sanki fotoşoplanmış gibi, özel görüntü işleme yazılımları ile düzeltiliyor olması; iki kamera sayesinde, özel bir alan derinliği yaratılarak ön ve arka planların birbirinden ayrılması; iki kat optik, 10 kat dijital zoom özellikleri ve “Machine Learning” algoritmaları ile de oldukça kaliteli sonuçlara ulaşılmasının sağlanması şeklinde. Ayrıca, kullanılan yeni bir sensör ile ışıktaki titremeler algılanarak, bunların resim ve videoları yansımaları engellenmekte. Çift kamera olsa da hangi kameranın kullanılacağının kararını kullanıcı vermek zorunda kalmıyor, kullanıcı sadece yakınlığı ayarlıyor ve gerisini cihaz kendisi hallediyor. Apple’ın ödeme çözümü olan Apple Pay’den de lansmanda kısa da olsa bahsedildi ve Amerika’da gerçekleştirilen temassız işlemlerin %90’ının Apple Pay’den geldiği belirtildi. Dikkat çeken, ancak komik olan bir diğer açıklama da yeni iPhone’ların şarj ömrünün “~2 saat” artırılması oldu. Yeni iPhone’lar ile artık 16 GB’lık modeller de tarih oldu, en küçük hafıza opsiyonu 32 GB olarak satışa sunulacak. Beklenen bir diğer özellik de Apple’ın yeni iPhone’larda kulaklık girişini kaldırması oldu. Bu da aslında, yeni bir ürünü teknoloji dünyasına kazandırdı…

Airpods

Apple’ın yeni kablosuz kulaklıkları, tasarımı ve kablosuz bağlantı özelliği ile ses getirecek gibi duruyor. AirPod’larda Apple’ın kendi kablosuz çipi olan W1 kullanılıyor ve diğer Apple cihazlar ile kendi protokolleri üzerinden bağlantı sağlanıyor. AirPods, sensörler yardımıyla kulaklığın takılı olup olmadığını anlayabiliyor. Böylelikle kulaklığı kulağınızdan çıkardığınızda, bunu anlayıp müziği durdurabiliyor, sonra tekrar kaldığı yerden başlatabiliyor. Yeni kablosuz iletişim teknolojisi ile Apple, şimdiye kadar pek çok soruna sebep olan bluetooth bağlantısına çok ciddi yetenekler kazandırdı. Bu ürün daha iyi bir bağlantı özelliği, ses kalitesi (kulaklıkların dış sesleri engelleme özelliği bulunuyor) ve tartışılabilir ama yine de rakiplerine kıyasla iyi bir pil ömrü özellikleri ile sunuldu. AirPod’lar özel tasarım kutularda geliyor ve bu kutulara konulduğunda şarj olabiliyor.

Sonuç olarak, yeni ürünlerin teknoloji dünyasına bir hareket getireceği, iPhone 7 ve watch’ların yeni satış rekorları kıracağı aşikar. Ancak, bir kez daha görüldüğü üzere, Apple’ın “disruptive” olarak nitelendirilebilecek yeni bir ürün ihtiyacı var ve kısa sürede de buna tanık olamayacağız izlenimi hissediliyor.