30 Ülke, 618 Gün, İki Cesur Yürek ve Yollarda Geçen 2 Sene

Perşembe, 27 Ağustos 2015 16:27

Türkiye’ye uğramadan 618 gün boyunca 30 ülke gezmeyi hayal edebilir misiniz? Birçoğumuz bunun hayalini bile kuramazken Lale Çizmeci ve İlker Ender bunu gerçeğe dönüştürdü. Çok başarılı kariyerlere sahip ikili, dünya turuna çıkmaya karar verdiler ve uzun bir süre bunun için para biriktirdiler. Düzenli ve sakin bir yaşamı geride bırakan ve içlerine yol sevdası düşen Lale Çizmeci ve İlker Ender, Asya’dan Amerika’ya kadar 30 ülkeyi oranın yerlileri ile birlikte yaşayarak deneyimlediler. Birçok heyecanın yanı sıra İguazu Şelaleri’nde evlenmeye karar veren ikili, Türkiye’ye dönmelerine 8 saat kala Brezilya’da evlendi. Biriktirdikleri hikayeleri  http://birdunyaturu.com/ ve http://dunyaturunotlari.com/ sitelerinde ayrı ayrı paylaşan Lale Çizmeci ve İlker Ender ile 618 günlük deneyimlerini Dipnot Tablet için konuştuk. Yolda olmayı ve yolları özleyenler bu söyleşiyi kaçırmayın!

Hazırlayan: RABİA ÇELİK

2013′te başladığınız dünya turu 2015 itibariyle bitti. 618 gün boyunca Türkiye’ye uğramadan birçok yeri dolaştınız. Nasıl bir hayalin peşine takıldınız? Hikaye nasıl başladı?

Evde belgesel kanallarını izlemekten yorulduğumuzda kesin karar vermiştik, biz de bize düşeni yaşamalı; kendi gözlerimizle dünyayı görmeliydik. Yolda olma fikri bizi zaten hep heyecanlandırırdı, kimi heyecanlandırmıyor ki? Sadece A noktasından B noktasına gidip turistik mekanları ziyaret etmek, önünde fotoğraf çektirip bir iki yemeğin tadına bakıp, bir bilemedin iki hafta sonra dönmekten fazlasının hayalini kurduk. Her ülkede hatırı sayılır bir süre geçirmek, mekandan çok insanları tanımak istedik, sonra bir ülkeden komşu ülkeye geçip, yavaş yavaş değişimleri gözlemlemek istedik. Ülkeler arasındaki sınırların halklar arasındaki sınırlarla aynı şey olmadığını gördük, yavaş yavaş kara yoluyla gezmek bize bu anlamda çok şey kattı.

Kim kimi ikna etti? İkinizden birinin tereddütleri var mıydı?

İlk başlarda Lale uzun bir sehayat için daha hevesliydi, İlker gezmeyi çok sevse de işi bırakmak pek aklına gelmiyordu. Sonra konuştuk ve karar vermemiz çok zaman almadı, ikna süreci hiç olmadı sayılır. Daha önce her ikimiz de ayrı ayrı gezmiştik, ikimiz de boş vakitlerde nereye gitmeli nasıl gitmeliyizi konuşurduk. Görmek istediğimiz onlarca yere karşılık yıllık izinler yetersiz kalıyordu. Bankada az biraz para birikse de izinler birikmiyordu işte. Tereddütler her ikimizde de vardı, neticede aman bir işin, bir evin olsun, evde ekmeğin olsun diye büyütülmüştük. Herkes ev, araba alırken biz para biriktiriyorduk, acaba yanlış bir şeye mi yatırım yapıyoruz, ya dönünce ne olur, nasıl bir iş buluruz diye düşünceler geçiyordu kafadan. Ama bir kere karar verdikten sonra hepsi kayboldu. Doğru bir karar verdikten sonraki iç rahatlığı ve hafifleme hali vardır ya, biz de onu yaşadık. Karar verdiğimiz ve yola çıkış arasındaki süreç ise oldukça heyecanlı ve mutlu geçti.

02-IMG_1029 (2)KARİYER BEKLEYEBİLİR, HAYAT BEKLEMEZ

Çok başarılı bir iş hayatı, herkesin istediği bir kariyere sahipken bir anda her şeyi bırakmak zor olmadı mı?  

İkimiz de 10 seneye yakın kariyerlerimize ara verdik. İyi kötü bir yerlere gelmiştik ama kendimizi iş yerindeki bir üst seviyede görmek yol kadar heyecanlandırmıyordu. Etraftan gelen yorumlar genelde kimsenin yapamadığını yapıyorsunuz bravo şeklindeydi, bazı arkadaşlarımız, ailemiz ise bizim için endişeleniyordu. Pek çok kişi içinden bunlar çıldırdı herhalde iş garantisinin olmadığı bir ortamda bunu yapmak delilik diyordu, bunu gözlerinden okumak mümkündü. İş hayatı insana pek çok şey öğretebilir: ekip olmak, yönetici olmak, sorumluluk almak, başarılı olmak, başarısız olmak, nasıl insanları sevdiğinizi ya da çekemediğinizi anlamak ve en çok da düzenin konforunu aybaşında banka hesabınızda fark etmek. Ama bunlar iş hayatının sınırları içinde, bu sınırların dışında koca bir dünya var, bu koca dünya hafta sonuna ya da yıllık izinlere sığamayacak, aslında bir ömre sığamayacak kadar büyük. Biz de kariyer bekleyebilir ama hayat beklemez dedik.

‘Her şeyi’ geride bırakmak için ne yapmak gerekiyor? Nereden başlamalı? 

Düzenli hayat ve onun getirdiği alışkanlıklardan başlamalı belki de. Bunlar bizim için gerçekten iyi mi, yoksa daha iyi bir hayatı yaşamamızın önüne mi geçiyorlar? Her şeyi bırakmak derken bunu biraz açalım, mesela aile ve arkadaşlar ise onları tam olarak geride bıraktığımızı düşünmedik, internet sayesinde sürekli haberleştik hatta normalden daha çok haberleştik. Türkiye`ye döndüğümüzde sizi şimdi daha çok özlüyoruz siz yoldayken ne güzel her gün haber alıyorduk dediler.

Diğer bir konu, evi geride bıraktık ama gerçek evin kendi bedenimiz olduğunu bu sayede öğrendik. Ev demek aslında alışkanlıklar demek biraz da. Varsın başka yerde uyuyalım, başka yerde yemek pişirelim yiyelim içelim. Bazen daha rahat, bazen daha rahatsız ama kesinlikle öğretici…

Gelecek kaygısını geride bırakmak aslında en önemlisi, işimi gücümü bırakamam diyebilirsiniz ama yarın işsiz kalmayacağınız ya da kafanıza bir şey düşüp ölmeyeceğiniz ne malum, 20 sene sonrasına bu kadar kafayı yormak ne derece mantıklı. Seneye öleceğinizi bilseniz şu anki hayatınıza aynen devam eder misiniz? Kaldı ki günümüzün düzeninde iş hayat dengesini yakalayabilenler ya da isimden çok memnunum diyenler azınlıkta. Eğer kenarda biraz para varsa hele hele sabit bir gelir varsa ya da ben yolda çalışırım kazanırım diyebilecek cesaretiniz varsa işi bırakmak bu kadar zor mu gerçekten?

Bloglarınızı okuduğumda ortak bir şey dikkatimi çekti. ‘Düzenli ve sakin hayatıma nokta koydum ve seyahate çıkmaya karar verdim.’ Sizi çeken bilinmezlikler miydi? 

Bizi en çok çeken şeylerden birisi özgürlüktü. Aile, iş ve yaşadığımız çevrenin bizden beklediği sorumluluklar olmadan sadece kendimizi yaşama özgürlüğü. Yarın nerede kiminle ne yapıyor olacağını bilmemenin verdiği özgürlük, bu noktada tam da özgürlük bilinmezlikleri getiriyor. Bilinmezliklerle yaşamak heyecanlı olduğu kadar insana sorun çözmede inanılmaz bir tecrübe kazandırıyor.

Bu sorum sana Lale. Birçok güzel an yaşadığınıza eminim ama yoldayken evlenme kararını nasıl verdiniz? Evlilik teklifi nasıl oldu? 

Teklif Güney Amerika`da İguazu şelalerinde geldi İlker`den. Tonlarca suyun metrelerce yükseklikten görkemli bir şekilde düştüğü şelalelerin bizim için yeri her zaman farklı olacak. Bunun öncesinde yolda zaten o kadar çok beraber vakit geçirmiştik ki hemen hemen her şey hakkında üç beş kere konuşmuştuk, evlilik de bunlardan birisiydi ama nasıl ve nerede olacağından emin değildik. Şatafatlı törenli evliliklerde herkesin ilgi merkezi olmak ve kalabalığın mutlu olmasını sağlama rolü bize göre değildi. Bunu kolay ve bize özel bir şekilde yapmak istedik ve dönüş uçağına 8 saat kala Brezilya Sao Paulo`daki konsoloslukta sade bir nikahla evlendik.

‘Burada hayatımın sonuna kadar yaşayabilirim’ dediğiniz bir yer oldu mu?

Filipinler`de Cebu adasının kuzeyindeki etrafı 3 saatte yürünebilen Malapascua adası aklımıza ilk gelen yerlerden. Turkuaz renkli kristal suları, Hindistan cevizi ağaçlarının gölgesindeki beyaz pudra kumları ile bütün dünyadaki suni telaştan uzak masalsı bir yer. Aslında biz gittiğimizde büyük tayfun Yolanda`dan nasibini alalı aylar olmuştu, adayı yerle bir eden tayfun neredeyse bütün evleri yıkmış palmiyeleri koparmıştı. Adadan sürekli tamirat sesleri gelse de de ada sakinleri güler yüzlü, sakin ve mutluydu, kendi cennetlerini kusurlarıyla seviyorlardı. Diyeceğimiz mükemmel bir yer yok, mutlu olacak huzur kaçırmayacak bir yer bulup olduğu gibi kabul etmek en doğrusu.

18-ilker_lale_DunyaTuru_foto (47)Bir an ‘benim burada ne işim var?’ hissi oldu mu? Yoksa seyahatinizin her anında kararınızdan memnun muydunuz?

Elbette oldu. 5000 küsur metre irtifada nefes nefese yokuş çıkmaya çalışırken, okyanusun ortasında normalin iki katı yolcu almış bir geminin güvertesinde gündüz güneşten kavrulurken gece soğuktan üşürken, mecbur kalıp facia durumdaki bir tuvaleti kullanırken, 40 saatlik yolculukların sonrasında sırtta çanta sokak sokak yürüyüp ucuz bir hostel ararken. Örnekler çoğalabilir ama hiçbirinde kararımızdan şüphe etmedik, neticede biz de dünyaya gelmiş herhangi bir iki insanız, dünyanın farklı köşelerinde insanlar nasıl yaşıyorsa biz de uyum sağlayabiliriz dedik.

618 GÜNLÜK SEYAHATİMİZ 44 BİN TL’YE MAL OLDU

Tabi herkesin merak ettiği soru. Dünya turu kaç paraya mal oldu? 

Bunu şimdiye kadar internette hiç söylemedik, ilk defa burada açıklıyoruz. 30 ülkeyi kapsayan 618 günlük seyahat kişi başı 24.750 Amerikan Dolarına mal oldu. Parayı dolar biriktirmiştik ve o zamanlar kur ortalaması 1.78 civarındaydı yani TL olarak kabaca 44 bin TL’ye gelmiş oldu. Günlük olarak ise ortalama 71 TL harcamışız, bunun içinde aklınıza gelebilecek her şey var, uçak dahil her türlü ulaşım, konaklama, yeme içme, turlar, müze girişleri, scuba dalışları, genel üst başa alınan şeyler vs. Bunu daha düşük yada daha fazla yapmak elbette mümkündür, biz kendimize göre en düşük maliyetle yapmaya çalıştık. Bizim bütçemiz sınırlı ama zamanımız sınırsızdı amacımız hep daha uzun sürede yolda kalmaktı bu sebeple tutumlu davranmaya çalıştık. Ulaşım, konaklama, yiyecek gibi giderleri elimizden geldiğince az tutup, daha çok bize tecrübe kazandıracak şeylere para harcamaya çalıştık. Millerle aldığımız Brezilya-Türkiye dönüş bileti de bize bedavaya geldi bunu ekleyelim.

Yazının devamı ve Dipnot Tablet’in 231. sayısını indirmek için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play