OSCAR'I HAK EDENLER: Dipnot Tablet sinema yazarı Ali Arıkan'ın şahsi seçimleri...
Dipnot Tablet yine renkli, güncel ve dopdolu bir dergi oldu. Makaleleri, videoları, fotoğraflarıyla başında uzun zaman harcayabileceğiniz bir dergi tablette sizleri bekliyor.
"Hukukta mit yeniği" kapağı ile Dipnot Tablet'in 48. sayısı çıktı!
Bu sene seksen dördüncüsü düzenlenecek Oscar ödül törenine şunun şurasında on gün kaldı. Ödüller, 26 Şubat’ta, Hollywood’daki Kodak Theatre’da sahiplerini bulacaklar. Şimdilik öyle görünüyor ki Oscar bu sene de, ödülü hiç hak etmeyen bir sürü filme ve insana gidecek. Tüm kategorilerdeki son tahminlerimi Dipnot Tablet’te gelecek hafta yayınlayacağız. Bu haftaysa, sizlerle en önemli kategorilerdeki şahsi tercihlerimi paylaşacağım.
En İyi Film:
Dokuz aday arasında benim tercihim Moneyball. Filmin yarattığı yarı-belgesel hava tabii ki Steven Soderbergh’in filmin çekilmesine birkaç gün kala işten uzaklaştırılmasına sebep olan bakış açınsının yadigarı. Soderbergh’in orijinal senaryosunda da, film yarı-belgesel /yarı-kurmaca olarak yazılmıştı. Yine de Bennett Miller ve özellikle Brad Pitt’in filme katkıları ve Steven Zaillian’ın senaryosu (Aaron Sorkin de üstünden geçti ama etkisinin az olduğu belli), beklenmedik, modern bir şaheser yaratmış.
Woody Allen’ın Midnight in Paris’inin de mükemmel olduğu kanısındayım ama Oscar’ı ben verecek olsam, kesin Moneyball’u seçerdim.
En İyi Yönetmen:
Martin Scorsese, Hugo’da izleyiciyle, sinemaya olan ölümsüz aşkını, rengarenk bir palet ve kabuğuna sığmayan bir hareket cümbüşünü kullanarak paylaşıyor. Üç boyut furyasına olan ölümsüz nefretime rağmen, ekstra boyutu gerçekten yeni bir araç olarak kullanan nadir filmlerden birini çekmiş Scorsese. Sadece açılış sahneleri bile bir yönetmenlik harikası filmin. Bunun yanında, Scorsese, kendinden beklenmeyecek bir ustalıkla fiziksel komedide de başarılı oluyor. Film ve sinema sevgisi, Scorsese’nin şimdiye kadar yaptığı tüm filmlerin alt metni belki de. Hugo da Scorsese’nin şimdiye kadar çektiği en kişisel filmi olabilir. Oscar’ı hak ediyor, Scorsese.
En İyi Erkek Oyuncu:
Brad Pitt, Moneyball’da tam anlamıyla eski tip bir Hollywood yıldızı performansı çiziyor. Başka bir evrende, Jimmy Stewart veya Cary Grant’ı aynı rolde görebilirdik belki de. Baseball’u seven ama kurallarının değiştiğini de çok iyi anlayan, Oakland A’s takımının genel müdürü Billy Beane rolüne Pitt bir gizem getiriyor. İstatistikleri kullanarak bir çığır açabileceğini anlamasına rağmen, bazı bilinmeyenlerin de her zaman bilinmeyen olarak kalacağının farkında. Pitt, Beane’i, yıllarca hüsran içinde yaşadıktan sonra, birinciliği kafaya takmış, obsesif-kompulsif modern bir Sisyphus olarak oynuyor. Yine de rolüne özgüvenle yaklaşıyor; her şeye rağmen mizahi bir portre çiziyor.
En İyi Kadın Oyuncu:
Rooney Mara. Millennium üçlemesi rezil ötesi olsa da, Lisbeth Salander karakteri artık modern popüler-edebiyatın mihenk taşlarından biri oldu. Mara, bu zor rolü, genç yaşına rağmen, korku ve hışımla biliyor ve sinema tarihinin unutulmayacak karakterlerinden birini yaratıyor. Karakterin içine kapanıklığı, Mara’nın sadece gözleriyle harikalar yaratmasına engel olmuyor. Vahşi bir kedi gibi aynen. Gelecek yıllarda da çok izleyeceğiz onu.
En iyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Jonah Hill (Moneyball)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Janet McTeer (Albert Nobbs)
En iyi Orijinal Senaryo: Midnight in Paris (Woody Allen)
En iyi Uyarlama Senaryo: Tinker Tailor Soldier Spy (Bridget O'Connor ve Peter Straughan)
En iyi Animasyon: Rango
En İyi Yabancı Film: A Separation

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Dipnot.tv'ye aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
aliarikan@dipnot.tv
etiketler:
oscar,
ödül,
film,
yönetmen,
oyuncu,
kadın,
erkek