10 Adımda Ekolojik Yaşam! İşte evinizde yapabileceğimiz ufak değişiklikler

Çarşamba, 11 Eylül 2013 11:30

[wzslider autoplay="true" transition="'slide'"]

Kötüye gitmekte olan çevremize sahip çıkmak hepimizin sorumluluğu! Özellikle de bir sonraki nesilleri düşünmek ve onlara iyi bir dünya bırakmamızın görevimiz olduğunu düşünüyorum. Evlerimizde kullandığımız deterjanlardan, tencere-tavalara kadar, yatak çarşaflarından masa örtülerine kadar birçok malzemenin iyileştirici değil, tam tersine sağlığımıza zarar verici olduğunu insanların birçoğu bilmiyor. “Ekolojik Yaşam Rehberi” adlı kitabımı insanları günlük yaşamlarında daha doğru seçimler yapmalarına teşvik etmek ve bilinçlendirmek için yazdım.

Ekolojik yaşamı seçmek birçoğumuzun düşündüğü kadar zor değil aslında. İşte 10 maddede yapabileceğimiz ufak değişiklikler;

1) Herhangi bir yeni kıyafet, malzeme, koltuk vs alırken bir düşünün. Bu ürüne ne kadar ihtiyacınız var? Bu ürün olmadan olur mu? Olmazsa, satın almadan evdeki bir malzemeyi biraz değiştirip bu amaç için kullanabilir misiniz? Eğer kesinlikle almanız gerekiyorsa da hangi malzemeden yapıldığına, nerede üretildiğine ve fiyatına dikkat edin. Eğer fiyatı değerine göre çok düşükse nedenini düşünün. Fiyatı düşük olduğu takdirde, malzemenin kalitesinden çalınmış olma ihtimali ve bu ürünün üretildiği fabrikada çalışan işçilerin insani şartlarda çalışmadığı ihtimali oldukça yüksektir.

2) Evdeki çöp kutularınızın yanına bir tane daha ekleyin ve bunu geri dönüşüm için kullanın. Tek yapacağınız geri dönüştürebilen plastik, kağıt, karton ve cam gibi ürünleri o çöpe atmak. Pilleri sadece özel pil çöplerine atın ki doğaya zarar vermeden yok edilebilsin. Geri dönüşümlerinizi haftanın belirli günleri belediyelerin çoğu evlerden topluyor. Belediyeniz toplamıyorsa onlara telefon edip, uyarın. Piller için ise marketlerde, okullarda ve sokaklarda özel kutular bulunuyor.

3) Mümkün olduğu kadar paketlemeleri azaltın. Markete gittiğinizde tekrar kullanılabilen torbaları tercih edin. Ürünleri çocuk boyu gibi küçük almak yerine büyük alın, evde tekrar kullanılabilen paketlere bölün. Dışarıdayken plastik şişe su almak yerine, suyunuzu evde BPA içermeyen ve tekrar kullanılabilen plastik şişeye veya cam şişeye koyup, yanınızda taşıyın. Amaç aslında evinizden çıkan çöpü mümkün olduğu kadar en aza indirmek…

4) Çamaşır suyu gibi agresif ve sağlığınızı çok ciddi şekilde tehdit eden temizlik malzemelerinden kaçının. Çamaşır suyunun en doğal, ucuz ve sağlıklı alternatifi sirke. Renk vermesin diye elma sirkesi tercih edilebilir ama aslında her sirke antibakteriyeldir ve temizlik yaparken sadece istemediğimiz bakterileri öldürür, bağışıklığımızı güçlü tutmamız için ihtiyacımız olan bakterileri yok etmez. Temizlik için asıl ihtiyacımız olanlar; sirke, kabartma tozu, limon suyu ve arap sabunudur. Bunlarla evi çok sağlıklı bir şekilde temizleyip, mis gibi kokutabiliriz.

5) Yatak odasında mümkün olduğu kadar az eşya bulundurmak ve asla elektronik alet bulundurmamak uyku kalitemizi attıracak ve kablosuz telefon, televizyon gibi tehlikeli radyasyondan bizi koruyacaktır. Uykunun vücudumuza olan faydalarını biliyoruz. O yuzden mümkün olduğu kadar az eşya bulunan bir oda, kaliteli yatak ve organik pamuktan, yün veya bambudan oluşan çarsaflar daha sagğlıklı olmamızı sağlayacaktır.

6) Evimizin havasını süs bitkileriyle temiz tutabiliriz. Bilinenin aksine süs bitkileri yatak odamızda da bulunmalıdır. Evimizin her odasında (banyo ve mutfak dahil) 10 metrekarede bir yerleştirdiğimiz uzun, yeşil yapraklı bitkiler evimizdeki kimyasal maddeleri, hava kirliliğini ve tozlanmayı fark edilir bir şekilde azaltacaktır. Bu bitkilere örnek papatya, çam bitkisi (özellikle egzos için), filodendron, kauçuk ağacı ve bambu palm olabilir.

7) Yiyecekleri mümkün olduğu kadar organik ve yerel almak doğamız ve bizim vücudumuz için önemlidir. Hormonsuz ve böcek ilaçsiz yetişmiş yiyecekleri rahatlıkla tüketebilirken, hormonlu ve ilaçlı olan besinler bize faydadan çok zarar verecektir. Özellikle domates, muz, ananas gibi bazı yiyecekler vücudumuzu zehirleyebilir. Kent bahçeleri artık ülkemizde oldukça yaygınlaşmıştır. Küçük bir bahçemiz veya balkonumuz varsa bile kolaylıkla yetiştirebileceğimiz organik ürünler bulmak artık çok kolay. Geri kalan alışverişler için ise büyük şehirlerde kurulan organik pazarlar veya internet üzerinden satışlar mevcut.

8) Tencere ve tavaların teflon olanları tercih edilir. Fakat teflon aslında oldukça zararlı bir üründür. Teflon 315 derecenin üstüne çıktığı zaman çok zararlı toksik kimyasallar salgılamaya başlar. Bu kimyasallar hem havaya hem de yemeğe yayılır. Yapılan araştırmalara göre tencerenin veya tavanın bu ısıya çıkması çok kolaydır. Çizik teflon da aynı toksik kimyasalları yayar. Teflonun ömrü 3-5 senedir. Eğer teflon tavayı tercih ederseniz de zamanını doldurduğunda değiştirilmelidir. 3-5 sene sonra attığınız teflon ise doğada yok olurken şiddetli toksinler bırakıp, bizim besinimiz olan doğamıza büyük zararlar verecektir.

9) Değisik nedenlerden dolayı doğamızı kirlettiğimiz için doğada dioksin diye çok zararlı bir madde oluşmuştur. İnekler otlandıklarında vücutlarına dioksin maddesını alırlar. Dioksin biyoakümülatif (vücuttan asla yok olmayan) bir maddedir ve hem hayvanların hem de insanların yağlarında birikir. İneğin sütünü içtiğimiz ve etini yediğimiz zaman bu madde otomatik olarak bizim vücudumuza geçer. Eğer organik olmayacaksa hayvansal gıdanın yağsızını tüketmeliyiz.

10) Mikrodalga fırınlar yemeğin kalitesini bozar ve insan vücudu için oldukça zararlıdır. Kullanıldığı zaman ise radyasyon yayar. Mikrodalga fırınlarda asla yemek ısıtıp pişirilmemelidir.

Selen Özarslan Aktar

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ